Freitag, 5. März 2010

Yeniden...

Postun başlığını yeniden koymamın bırkaç nedeni var... Yeniden 'anaocağı'ndayım, bikrkaç günlük aradan sonra yeniden blogun başındayım vs. Bu listeyi daha da uzatabiliriz...

Öncelikle sevgili okur, hakikaten böyle 'borges' usulü kişisek postlar yazıp durmaktan çok hoşlanmıyorum... Çünkü ben burayı başlangıçtan bu yana bir günlük olarak değil, başta Fenerbahçe olmak üzere, futbol, sinema, medya ve kitaplarin üzere muhabbetlerin döndüğü dinamik bir blog olarak tasarladım... Bu büyük ölçüde sağlanabilmiş değil, bunun nedenleri ayrı ama şimdi tartışma konumuz dışında...

Bu açıklamayı yapma zorunda hissettim kendimi zira samimiyet önemli ve bir tarafta kişisel post girmekten hoşlanmıyorum deyip diğer taraftan ik post üstüste günlük yazar gibi post girmek tutarsızlığa işaret eder ve açıklamaya muhtaçtır...

Yeni mekana, iklime, çevreye alışmakla meşgulüm birkaç gündür... Tamam burası benim doğduğum ve büyüdüğüm ev... Aile benim aile ama 65, yıldır buraya sadece birkac haftalığına geri dönmek üzere gelirdim... O zaman işte 'senin yarı yaşındakiler evlendi sen ne zaman evlenecen, bu gidişle sana kimse gelmeyecek saçın sakalın da ağırmış' diyen ailemden tutun da komşu teyze ev amcalara kadar geniş spektrumdaki kalabalığın sinir bozuculuklarına tahammül edebiliyordum... Şimdi kaçış yok. Herne kadar bu birkaç günde bunu başarılı bır şekilde bertaraf edebildiysem de karşımdakiler çok güçlü ve yılmak nedir bilmiyorlar...

Tabii sadece bu değil... İflah olmaz bir AKP düşmanı olan çevremin sadece AKP düşmanlığından mütevellit bir ergenkon ve darbeci destekçiliğne varacak söylemleri ve yorumları dinleyip durmak zorunda kalıyorum... Izdırabımı tahayyül edebilirsiniz herhalde...

Neyse güzellikler de var... Önümüz bahar... 14 yaşımda lise okumak için ayrildiğim bizim bu ilçede o yaşımdan bu yana ilk defa bahari karşılayabileceğim... Bahçede yetişen çilekleri yıllar sonra ilk defa ömürleri tükenmeden görebileceğim... Ne zamandır bahçe sulamamıştım, yıllar sonra ilk defa bunun tadına varabileceğim...

Bol bol Orhan Kemal okuyabilirim yeniden... Radikal İKİ'yi ve Birikim dergisini de özlemiştim... Artık eylüle kadar bunlarla rahat rahat vakit geçirebileceğim...

Fenerbahçe'yi üstelik de basketbol subesini de içi,ne katarak bu sefer daha yından takip edebileceğim. Umarim blog da bu bağlamda daha renkli ve canlı olabılecek...

Tabiii bunun için su lanet olası Türkçe klavyeye alışmam lazım... Kendi bilgisayarımda 5-7 dakika içerisinde tamamlayabileceğim bu yazı için yarım saatten fazla bir zaman harcadım... Tam olarak kafamdakileri de yazabilmiş değilim...

Kommentare:

Fabio Luciano hat gesagt…

tekrardan hoşgeldin abi.

seninle cristian mevzusunda biraz ayrı düşüyorduk.şimdi akp konusunda da bir ayrılığımız olacak gibi:)

akp karşıtlığım her ne kadar darbe destekçiliğine varacak kadar ileri boyuta ulaşmadıysa da yine de azımsanmayacak boyuttadır.

neyse.sen biraz ailenle yaşamanın tadını çıkar.kafanı rahatlat.seninle konuşmamız gereken daha meseleler var.

Bolat hat gesagt…

teşekkür ederim ismail,

mesele akp karşıtı olmak değil aslında... bunu yaparken ordunun ve militarizm dahi 'sıcak' ve 'korunaklı' bir alan gibi görülmeye başlanması beni ürkütüyor açıkcası...