Freitag, 20. März 2009

Bursaspor-Fenerbahce: 2-1

Gecen haftaki Kocaelispor macindan sonra artik bu sezon bu takimin hicbir macina gitmeyecegim demistim, sözümü tuttum ve bu maca gitmedim... O yüzden macla ilgili birsey söyleyemeyecegim...

Skordan ve atilan gollerin dakikasindan gecen haftaki Kocaelispor macindaki gibi bir tablo ile karsi karisya kalmis olabilecegimizi saniyorum macla ilgili...

Ben bu maci Fenerbahce'nin kesinlikle kazanip yine bir "yalanci" heveslendirme isine girecegini saniyordum taraftarini ama Allah'tan bu hafta olsun istikrar sahibi oldular da bu kötü sakayi yapmadilar bizlere...

Hep söylüyorum, kac mactir... Fenerbahce'nin kadrosunda ciddi bir revizyona ihtiyac var... Ama maalesef kadronun iskeletini olusturan herkes ile zaten uzatildi sözlesme... Bu demektir ki, Aragones gidecek buralardan sene sonu... Bu durumun Fenerbahce'ye faydasinin dokunacagini ise sanmiyorum... Yani demem odur ki, sadece bu sezon degil, gelecek sezon icin de yeni birsey yok pek...

Poldi-Pixel

1. FC Koeln kulubü veyahut taraftarlarinin parlak bir fikirle hayata gecirdikleri Poldi-Pixel projesi bir hayli hizli ilerliyor. Resim oldukca büyük oldugu icin üc parca halinde ScreeShot yaptim ve üc resim sirasiyla yukardan asagiya dogru Poldi-Pixel projesinin bütününü sergiliyor...

Ekranda acilir acilmaz göründügü icin resmin üst taraflari hemen doldurulmus ama asagilar hala yayla gibi. Bir tek kulüb üyesi bazi iyi niyetli insanlarin verdigi birkac mesaj var ama onun disinda oralarin isi daha cok...






Van Bommel: Ich bleibe- ach wie schade!

Bir hayli güzel hayaller kurmustum ama suya düstü... Bayern ile Van Bommel bir yil daha uzatmislar.

Arda, yapma gözümsün...

Galatasaray'in icerisinde sempatik buldugum tek sima-dir kendisi. Haliyle sevdigim bir isimdir... O soldan soldan böyle ceylan gibi seke seke rakibi dagittikca, "neden Fener'de degil bu adam" diye gipta ederim...

Bu sevimli insan dün mactan sonra, anladigim kadariyla dramatik beraberligin verdigi üzüntüyle, elenisin faturasini kendileri 'Kadiköy'e gidecek diye yüregine inmek üzere olanlara' kesmis. Adres belli... Buyrun iste Fenerbahceliler, rahatlayin, daha da ötesi bir yerinize kina yakin, elendik diyor...

Arda'nin haklilik payi yok mu; var... Hakikaten de onlar Kadiköy'de oynarlarsa biz yerinden dibine gireriz diyen yiginla Fenerbahceli var...Galatasaray'in orda final oynamasini gönülden isteyen Fenerbahceli var miydi bilmiyorum, ama hic umursamayan Fenerbahceliler de coktu... Benim gibi...

Bir de meselenin öbür tarafi var... Camia olarak, grub maclarindan itibaren kendini bu sekilde motive eder havalara girersen... Yani Kadiköy'de final oynayacagiz seklinde... Birak taraftari, kulübünün yöneticileri rakipleri provake etme amacli hedefimiz Kadiköy'de final sloganlari atmaya baslarsa... Karsi tarafin zaten var olan düsmanligini daha da artirmaktan baska hicbir sey yapmamis olursun... Isler yolunda giderken, turlari gecerken iyiydi... Sagduyu cagrisi vs yapilmiyor daha ne olduki, iki takim eledik diye haavlara girmeyelim demek yoktu, aksine bu provakasyonlar devam ediyordu... Simdi kaybedince sitem etmek mi geldi aklina, esas kazanirken söylebilmek gerekiyordu bunlari...

Ama Milan'i dahi safdisi birakmis Bremen taraftarinda dahi final laflari edilmezken henüz, simdi ceyrek finaldeler hala sesleri cikmiyor, Galatasaray ta ilk maclardan beri kendi kendisini Kadiköy'de final oynayacagiz diye gaza getirmekle mesguldü... Bu durum karsi tarafin provake edilmesini gectim, takimi ve camiayi haddinden fazla beklenti icine soktugu icin önümüzdeki günlerde sözkonusu olmasi beklenen ev yapimi krizin de en bastan sebebi olacaktir... Cünkü, normal karsilanmasi gereken bir elenis, var olan büyük beklenti ve hayallerle birlikte ciddi bir travmaya dönüsmek üzere...

Fikri takip nerde?

Yazarlik namusu evvela fikr-i takip gerektirir. Bunu yapmayan yazarin "namus"undan süphe etme hakkimiz sonuna kadar saklidir...

Bugün yazacaklarini asagi yukari tahmin ettigim icin dün gece Mehmet Demirkol'un ilk mactan sonra yazdigi yaziyi cikartmistim... Bugünkü rövans macinda insan, elbette bir yazardan yapmasi gerekeni bekliyor ve bir fikr-i takip yapsin istiyor. Nedir o?

Yazdigi o son cümleye deginsin, hani "dogulular cikmadiktan sonra Galatasaray kesinlikle finalin ilk ismi..." öngörüsü... Ve megerse ne kadar yanilmisim deyip önce kendisine sonra bizlere saygisi oldugunu göstersin...

Ama yok bütün bir yaziyi aslinda icinde hicbir degerli analiz barindirmayan laf kalabaliklariyla gecistirmis... Yazinin sonunda agzinizda, "yahu zaten normalmis Galatasaray'in bu sonucu almasi" seklinde bir tat kaliyor...

Guerrero'nun o sansli golü olmasa Hamburg'un geri dönmeye ve beraberligi oynamaya ne niyeti ne mecali vardi... Ve sonucta nerdeyse ayni oyunla 2-0 bitebilirdi... O zaman Mehmet Demirkol'un, bugün yazisinda evvelki yazisinda yazdigi o "muhtesem" öngörüye atif yapacagindan, "bakin ben demistim" havasina gireceginden eminim...

Medyanin yeni Hincal'i olmak yolunda ilerleyen Demirkol'a bu yolda basarilar...

Mehmet Demirkol'un yazarligi...


"Doğu bloku takımlarından biri ile finale kadar karşılaşmadığı sürece Galatasaray bu kupanın bir numaralı adayı."

Böyle buyuruyordu Mehmet Demirkol, ilk Hamburg macindan sonra...

Kabul ediyorum, Galatasaray UEFA'da cok saygideger bir performans sergiledi... Ligtekiyle kiyaslandiginda özellikle... Sadece o da degil, Benfica ve Hertha performanslari ortada... Lakin bütün bunlar Galatasaray'i kupanin favorisi olarak göstermek olarak nasil yeterli olabiliyordu anlamiyorum... Dedigim gibi; Galatasarayli taraftarlari bu konuda anlarim. Onlarin cogu 80 dogumlular ve sonrasi... Galatasaray'in o tarihlerden bu yana Avrupa'da yaptiklari ortada... Ondan bu özgüven ve beklenti anlasilabilir...

Ama Mehmet Demirkol'a n'oluyor... Kendisi sözüm ona Türkiye'nin bu isi en iyi yapan isimlerinden. Böyle bir ismin biraz daha analize dayali konusmasini beklenmez mi?

Ne demek dogu bloku takimlarindan biriyle karsilasmadigi müddetce... Manchester City cantada keklik mi? Sampiyonlar Ligi'nden gelmis Aalborg'un ne oldugunu biliyor musun... PSG var.. Marsilya var... Milan'i saf disi birakmis Bremen var... Udinese var... Ne zamandan beri, bir Italyan takimi bir Türk takimi karsisinda rakip dahi sayilmaz oldu...

Analiz mi oluyor simdi bu?

Zico'nun son kurbani Lucescu...

Böyle diyordu bir haber basligi CSKA'nin Shaktar ile oynadigi ilk macin sonunda...

Zico'yu gönderdikten sonra Aziz Yildirim hem taraftarlar icerisinden hem de sütre gerisinde bekleyip firsat buldugu her anda kendisine saldiran medya cevresinin hedef tahtasina oturtulmustu...

Fenerbahce'nin gecen her basarisiz "günü", buna karsin Zico'nun elde ettigi her basari Aziz Yildirim icin korkulu rüyalar görmenin sebebi olabiliyor bu yüzden...

-Bak gördün mü sen Zico'yu gönderdin simdi takimin nal topluyor...
-Bak gördün mü senin gönderdigin Zico, UEFA'da firtina gibi esiyor...

Sanirsiniz Zico'lu Fenerbahce son iki sezonda kendi liginde firtina gibi esmis... Sanirsiniz Zico'nun Fenerbahcesinin lig performasi Aragones'inkinden cok farkliymis gibi.... Zico'nun takimi ilk senesinde 70 puan, ikinci senesinde 71 puan toplamisti... Ve o iki sezonda da lig bu sezonki kadar zor da degildi... Neyse...

Zico, CSKA'nin basina gecti... Hazir, kurulmus iyi bir takim. Daha yakin zamanda UEFA kupasini kaldirmis. Her sezon oldukca istikrarli sekilde hem de UEFA'da hem Sampiyonlar Ligi'nde performans sergilenmis...

Ama, aman Allahim o da ne... Sanki CSKA Zico gelmeden evvel bir hicmis gibi... Sanki CSKA normal sartlar altinda Aston Villa'yi gecemezmis gibi, sanki geldikten bir ay sonra eledigi Aston Villa macina kadar yoktan bir takimi var etmis gibi, basliklar hazirdi...

Zico'nun son kurbani bilmem kim... Zico firtisini esmeye devam ediyor... Zico'nun Kadiköy'de finale cikmasi ihtimali Aziz Yildirim'in rüyalarini kaciriyor vs vs vs...

Bütün bunlara takilmamin nedeni su: Bunlar aslinda Fenerbahce'nin mevcut durumunda istifade ederek, kulübü daha fazla kaos ve cikmazin icine sokma adina yapilan manipülatif haberler... Art niyet var gerisinde... Her sey bir tarafa, hastalikli ve haksiz bir yaklasim var...

E noldu simdi, Zico elendi... Ne diyecegiz, ayni mantikla "yahu bu Aziz Yildirim ne ileri görüslü adammis, görüyor musun su Zico'yu bir Shaktar'i gecemedi" demek gerekmez mi?