Sonntag, 29. Mai 2011

Aziz Yildirim'i Tartismak


Genel kani Fenerbahceli taraftalarin bir "monoblok" ima ettigi yönündedir. Özellikle bu sezon ayyuka cikan Türkiye'nin 4'te 3'ü Fenerbahce'den nefret ediyor söylemi ve bunun devaminda "biz bize yeteriz" yaklasimi bu iddiayi destekler niteliktedir.

Halbuki basarisiz olunan sezonlarin sonunda ortaya cikan görüntü ise bunun cok da öyle olmadigini anlatmaktadir bize...

Sayisal bir veri yok elimde. Ama biliyorum ki, su dönemlerde bloglarda dolasan; blog yazan, blog takip eden Fenerbahcelilerin büyük cogunlugu Aziz Yildirim ismine karsi ciddi manada tepki duymaktadir...

En önemli, en kaydedeger Fenerbahceli bloglarda yogun bir Aziz Yildirim muhalefeti güdülür. Oralarda Aziz Yildirim hakkinda yazilan her olumsuz yorum, okurlarin hemen hepsinden destek görmüstür. Yapilan yorumlara itiraz edenler pek göze carpmaz.

Bu elbette kesin bir yargi koymaz ortaya... Ama hic olmazsa bir seyi söyler: evet bu yönetiminden hoslanmayan bir grup var. Sayisi azdir veya coktur, önemli degil. Önemli olan varliklaridir. Ve evet bunlar baskanin degismesini istemektedirler.

Buraya kadar sorun yok. Burda, en azindan benim nazarimda deginilmesi gereken ve bu yazinin da yazilmasina neden olan esas husus; bu elestirilerin sadece sonuclar hüsran oldugu zaman ortaya cikiyor olmasi.

Fenerbahce bu sezon da bu performansa ragmen sampiyon olmayabilirdi. Son macta Sivasspor karsisinda sansiz bir puan kaybi yasanabilirdi. Gecen sezon Trabzonspor karisinda oldugu gibi. Her sey ayni; Kocaman'in hic fena sayilmayacak teknik adamlik performansi, 17 maclik seri, olaganüstü mücadele, basarili transfer hamleleri, bunlarin hepsi sabit ama sadece ve sadece Sivasspor macinin sonucu farkli... O zaman biliyoruz ki, bircok yerde "Aziz Yildim istifa" yazisi okuyor olacaktik, bugün.

O halde simdi neden degil? Yanlis anlasilmak istemem, Yildirim'in elestiriliyor veya tartisiliyor olmasi degil beni rahatsiz eden. Bunu yanlis buluyor da degilim. Bilakis, Yildirim elestirilerinin cogunu okudugumda, ben de bir hayli ikna oluyorum söylenenlerden. Yani bana uzak seyler de degil elestiriler.

Ama sonuca göre bu isin yapilmasi, yani sonuclar kötüyken firina sürülüp, iyiyken buzdolabina konmasinda bir sorun görüyorum. Ikinci olarak, bu hususun kriz zamanlarinda tartisiliyor olmasinin tartisma acisindan su günde tartisilmasindan daha verimsiz ve sonucsuz olacagini düsünüyorum. Bu meseleler su günlerde ele alinsa saniyorum daha verimli tartismalara ulasilir. Degerlendirmeler daha objektif olur.

Elbette kizginlik sonrasinda nasil negatif anlamda bir subjektiflik sözkonusu ise, bu tür basarilar sonrasindaki degerlendirmelerde de pozitif bir subjektiflik duruma sinebilir. Bu tehlike yine mevcut. Olabilir, yine de yakin zamanda bu konunun tartisilmasidan bence fayda vardir. En azindan muhalif olan kisilerin kaleminden bloglar arasinda...