Dienstag, 23. Dezember 2008

Ottmar Hitzfeld ile Röportaj...


Maalesef ben degilim röportaji yapan. Ama bunu cok isterdim, o ayri mesele.
Üzerinde hergün baski oldugunu, bu baskinin sagligini, yasam kalitesini tehdit ettigini ve bu yüzden artik klüb takimi calistirmak istemedigini söyleyerek ayrilmisti Hitzfeld Bayern'den. Onun icin desteklerdim Bayern'i. O gidince Bundesliga'nin degeri de düsüyor. O derece kiymetli gözümde.
Hoca simdi Isvicre milli takimini calistiriyor. Haliyle eskisi kadar ekranlarda ve gazetelerde göremiyoruz kendisini. Özlemistik. Sükür ki bu hafta Alman haftalik gazetesi Die Welt'e bir röportaj vermis degerli hoca. Özetleyerek ve cevirerek aktariyorum röportaji:

Welt Online: Eski takiminiz, Sampiyonlar Ligi eleme mücadelesinde Sporting Lisbon'la eslesti. Bu eslesmeden ne bekliyorsunuz?
Ottmar Hitzfeld: Bayern, simdiye kadar avrupa maclarinda iyi bir performans sergiledi. Lisabon karsisinda da bunun devam edecegini düsünüyorum. Bayern'in yari finale kadar ilerleyecegini düsünüyorum, belki finale de...

WO: Neden sadece Bayern alman futbolunun Sampiyonlar Ligi'ndeki temsilcisi oluyor?

OH: Bu tabii alman futbolu icin üzücü. Ama bu tecrübeye ve kaliteye dayali bir durum. Ayirca Sampiyonlar Ligi'nin Bayern icin her zaman ayri bir anlami olmustur.
WO: Sizden sonra göre gelen Klinsmann, Haziran sonundan bu yana Bayern Münih'te görev yapiyor. Su ana kadarki performansini nasil degerlendiriyorsunuz Klinsmann'in?
OH: Klinsmann baslangictaki bazi zorlanmalari atlatabildikten sonra takimi iyi kurgulamayi basardi. Sistemi otutturdu. Sezon basinda cok sayida gol görüyorlar kalelerinde. Simdi defansiv anlamda oldukca stabil durumdalar. Ilk devreyi basarili bir sekilde bitirmesinin en önemli nedeni de bence defanstaki bu basaridir.

WO: Klinsmann ilk geldiginde göreve, Bayern Münih'te bir devrim olacagindan söz ediliyordu.
OH: Tabii normal bir sey, yeni bir teknik adamin yeni seyler denemesi, kendine göre bir sistem otutturma cabasi icerisinde olmasi. Yenilikler her zaman icin iyidir. Onun en dogal hakkidir bazi seyleri benden farkli yapmak. Bu beni sasirtmadi.
WO: Ilk devrede, Klinsmann zorlandigi anlarda sistemini yeniden 4-4-2'ye yani sizin sisteminize cevirdi. Bu sizde bir memnuniyet yaratti mi?
OH: Hayir. Bu mantigin gerektirdigi bir seydi ve süpriz olmadi. Eger yeni denenilen birseyde basarili olunamiyorsa, normal olarak test edilmis olana yönelilir. Bu böyledir. Ve 4-4-2 sistemi bir sezon evvel Bayern'in basariyla uyguladigi bir sistemdi.

WO: Bu seneyi, Alman Milli Takim acisindan nasil degerlendiriyorsunuz?

OH: Avrupa Sampiyonasi'nda finale kaldilar. Bu onlar adina konusuyor zaten. Dünya Kupasi grup eleme mücadelelerine de cok iyi basladir. Löw cok iyi is cikartti.

WO:Frings ve Ballack gibi tecrübeli oyunculardan vazgecilebilecegi yönünde cok tartisma yasandi, bu konuda ne diyeceksiniz?

OH: Bir teknik adamin genc oyunculari ön plana cikartmasi istenir. Ve Almanya'da üzerinde durulabilecek, güvenilebilecek pek cok genc yildiz yetisiyor. Ama öbür taraftan, tecrübeleri oyuncularda da kolay kolay vazgecilmez. Ballack, su anda Alman Milli Takiminin en önemli oyuncusudur. Ve dünya standartlarindadir.

WO: Podolski'nin Bayern'den ayrilmasi gerektigini düsünüyor musunuz?

OH: Podolski uzun süreler caba sarf etti, kadroya girebilmek icin. Maalesef olmadi. Saniyorum artik onun icin de daha fazla sans bulup kendisini daha fazla gelistirebilecegi bir yere gitmesinin zamani geldi.

WO: Bundesliga'ya yeni cikmis Hoffenheim, ilk yarinin süpriziydi. Bu modellin gelecekte alman futbolundaki yeri ne olacaktir?

OH: Bu projenin arkasinda ne kadar ciddi bir paranin yatirildigina bakarsak saniyorum bu kadar büyük sansasyon olmadigini anlariz su anki durumun. Hoffenheim'in basariya ulasmasindaki bu konzeptin gelecekte ise yarayacagina eminim. Ve baska deneyenleri de olacaktir. Her halükarda Hoffenheim dikine oyunu ve hizli konbinasyonlariyla alman futboluna heycan getirdi.

WO: Ikinci devrede de Hoffenheim'in ayni performansi gösteregine inaniyor musunuz?

OH: Evet. Ama bilmeleleri ve kendilerini ayarlamalari gereken bir sey var: Ikinci yari takimlar onlari tanidigi icin durmanin yollarini daha rahat bulacaktir.

WO: Bunca sene kulüb teknik direktörlügü yaptiktan sonra, milli takim calistirisi olmak nasil bir sey?

OH: Hayat kalitem yükseldi. Günlük stresten uzaklastim. Kulüb takimlarini birakip, milli takim calistirici ve televizyon yorumcusu olmak benim bilincli yaptigim bir secimdi zaten.

WO: Cünkü bu sayede daha baski var üzerinizde?

OH: Baski insanin üzerinde her zaman var. Simdi de Isvicre ile 2010 Dünya Kupasi'na katilma mücadelesi icerisindeyiz. Ama bu baski, günlük hissedilen bir baski degil.

WO: Bundesliga'ya yeniden dönmek sizin icin, söz konusu olabilir mi?

OH: Böye birsey su asama da düsenemiyorum bile.

Montag, 22. Dezember 2008

UK Championship 2008

Ve UK Championship'te zafer Shaun Murpyh'nin. Dün gece gec saatlere kadar süren final karsilasmasinda genc oyuncu Murpyh zor da olsa finali rakibi Fu karsisinda 10-9 kazanarak zafere ulasti.

Murpy ayni zamanda bu turnuvadaki sergiledigi performansla iki sene evvelki günlerine döndügü izlenimi verdi. Bu Murpyh'nin kariyerinde kazandigi ücüncü turnuva, yani WeltRang listesini etkileyen.
Bu turnuva neticesinde elde ettigi basariyla Shaun Murpy dünya siralamasinda ücüncü siraya yükseldi. HongKonglu rakibi Fu ise altinci sirada yer alti.
Listenin ilk onunu olusturan isimler su sekilde:
  1. Ronnie O'Sullivan (ENG)
  2. Stephen Maguire (SCO)
  3. Shaun Murphy (ENG)
  4. Allister Carter (ENG)
  5. Ryan Day (WAL)
  6. Marco Fu (HKG)
  7. Joe Perry (ENG)
  8. John Higgins (SCO)
  9. Mark Selby (ENG)
  10. Mark Allen (NIR)

Musa Aydin


Sivasspor ligimize renk katan takimlarin basinda geliyor. Kadrosuna baktigimizda cok büyük yildiz olacaktir ilerde dedigimiz pek fazla oyuncu da yok aslinda. Zira bu Sivasspor kadro itibariyle büyük oranda bir zamanlar ligin cesitli anadolu takimlarinda vasat performans sergileyen oyunculardan kurulu.

Ama bu oyuncular icerisinde de parmak isittiranlar yok degil. Bunlardan birisi de Musa Aydin. Kendisinin Genclerbirligi kalesine gönderdigi sut, onun kalitesi hakkinda ciddi ipculari veriyor zaten. Ama mac icerisindeki genel performansi da hakikaten cok umut verici. Yasi 28. Genc bir futbolcu diyemeyiz. Ilerde cok büyük bir yildaz da olacak diyemeyiz. Komik olur. Büyük takimlardan birine gecerse ayni isleri yapabilir mi, ondan da emin degilim. Zira mezarliklar bu sekilde kendi takimlarinda parlayip büyük takimlarda yok olup giden oyuncularla dolu.

Ben onun herhangi bir Istanbul takimina transfer olmasini da istemiyorum. Sivasspor bu istikrarini devam ettirebilirse zaten her yil bir süre Avrupa'da futbol oynayacaktir. Bir tur olur, iki tur olur, üc tur olur; fark etmez. Bu ona yeter. Ilhan Parlak gibi, Kemal Aslan gibi, Burak Yilmaz gibi hayal kirikligi olacagina varsin iyi oldugu yerde devam etsin.

Sonntag, 21. Dezember 2008

Bir derbinin ardindan..!

Az önce sonuclanan Galatasaray-Besiktas karsilasmasi tuttugum takim olmamasina ragmen Besiktas icin öfke ve üzüntü karisimi bir duygu yumagina sürükledi beni.

Futbolla ilk tanistigim zamanlarda Besiktas Türkiye Ligi'ni kasip kavuruyordu. Ben o zaman cevremdeki herkesin Fenerbahceli olmasindan kaynakli bir Fenerbahce taraftariydim ama Besiktas gözümde ligin en iyi takimiydi. Gordon Milne'nin o Besiktas'i saniyordum ki hicbir zaman yenmek mümkün olmaz. Istatistikleri bilmiyor Besiktas'in aslinda diger iki büyük, Fenerbahce ve Galatasaray karsisinda aslinda gecmisi itibariyle daha gerilerde oldugunu bilmiyordum.

Iste Süleyman Seba'nin sebatla belki de, gerisinde kaldigi diger iki büyügünün boyuna yetistirdigi takimi simdi yine istikrarli bir sekilde yok ediliyor. Besiktas'in sahaya koydugu futbol, kadrosundaki futbolcular, bel bagladigi yildizlari, getirdigi ve kovdugu teknik adamlari vs. Insanin Besiktasli olmasina gerek yok bu manzara karsisinda üzüntü duymasi icin. Koskoca bir camia, bir dev nasil bu hale getirilebilir, öfke duymamak mümkün degil...



Karsilasmanin kirilma ani, elbette Delgado'nun kirmizi kartiydi. Hakeme bu kart icin bir sey diyemiyorum, esas sakatlik, bu hakemlik standartini ülkenin basina bela edenlerde. Kurallarda belki yaziyor evet, sizden sari kart isteyen oyuncuya kart göstermelesiniz diye. Ama bu kurallarda zaman zaman elbette esnetilebilir, esnetilmelidir. Yoksa o kurallara bakilirsa her macta korner atislari sirasinda ceza sahasinda yasananlardan dolayi en az dört penalti olmali. Delgado, israrli sekilde faulle durduruluyor Galatasarayli futbolcular tarafindan. Oyuncu artik isyan ediyor, cani yaniyor. Kart göstersene diyor. Refleks. Hakemin otoritesini sarsacak, kendi takima avantaj ve/veya rakip takima dezavantaj saglayacak hicbir sey ifade etmiyor o jest. Yeter artik diyor, yeter. Canim yaniyor. Gör artik. Ve rakip oyuncularin darbelerine maruz kaldigi icin magdur tarafta olan Delgado, bir de üstüne kart görerek, oyun disina atiliyor. Oyuncusu oyundan atildigi icin eksik kalan takim da magdur duruma düsüyor. Az evvel en önemli oyuncusu sürekli faulle durduruldugu icin oyuna hakimiyet kurmakta zorlaniyordu o takim, simdi bir de o oyuncusu atildigi icin iyice magdur taraf oluyor.

Hakem ne icin orda; adalet dagitmak icin. Böyle yaparak adalet dagitilmis mi oluyor pekii? Hayir aksine, yukarda dedigim gibi bir taraf ciddi manada dezavantaja ugruyor. Böyle hakemlik müessesine lanet olsun demek geliyor insanin icinde. Baska birsey degil.

Ilk golde Rüstü'ye faul yapilip yapilmadigi, Lincoln'e yapilan hareketin penalti olup olmadigi konularina da bir sey diyemiyorum artik.

Tabii bu hakem durumu Besiktas'in icler acisi halinin üzerine örtemez. Zapo'ya, Seric'e, Holosko'ya, Bobo'ya bir takimi mahkum birakanlar gitmeden Besiktas'in belini dogrultmasi mümkün degil.

UK Championship 2008



Bir süredir Snooker ve dolayisiyla aktif turnuva UK Championship'i ihmal ettik. En sonra ceyrek final karsilasmalariyla ilgili postu girmistik.

Dün yari final karsilasmalari da tamamlanmis oldu ve bugün aksam saatlerinde finalde Fu-Murpyh karsilasacak. Yarinalde Murphy'in Maguire'i ezici bir skorlar saf disi etmesi biz, O'Sullivan taraftlarini mutlu etti. Zira Ronnie'nin siralamadaki en yakin takipcisi Maguire'in elenmesi final oynayamayacak ve haliyla turnuvayi kazanamayacak olmasi onu bir sonraki turnuvaya kadar Ronnie'nin arkasinda tutmaya yetti.

Yarin ise benim acik ara favorim Shaun Murpyh. Bahis firmalarinin da öyle.

"Dan dun..."

Bir sey oldu Altan Tanrikulu'na. Az sayidaki iyi adamdan birisiydi, hala öyle hos.

Lakin son günlerde sacmaliyor gibi sanki.
Örnegin dünkü yazisinin son paragrafinda söyle demis Altan Tanrikulu :

"...Aragones'ten çok bahsetmek istemiyorum.. Eğer şampiyonluğa oynayan bir takım 6 haftadır gol atamayan bir rakip karşısında; üstelik 2-0 öndeyken bu kadar zorlanıyorsa bir sorun var demektir.. Bütün "pas" yapan, "adam geçen", "çabuk" oynayan adamlarınızı çıkarıp, "dan dun" oynayarak Konya'yı yenersiniz.. Yenersiniz de Kiev'de gol pozisyonuna bile giremezsiniz...."

Fenerbahce'nin bu seneki en büyük sikintisinin hücumda cogalmak ve gol pozisyonlarina girmek oldugu zaten biliniyor. Bu yeni birsey degil. O yüzden paragrafin ilk basinda söylediklerine itiraz da edemiyorum ama son kismi ne alla'seversen Altan Bey?

Bütün pas yapan, cabuk oynayan adamlari cikartip dan dun oynayan adamlari almak demek ne demek? "Dan dun" tuhafliginin haftanin birden fazla gününde cok büyük bir gazetenin hatiri sayilir bir kösesine sahip olan bir gazetecinin siginacagi, siginmasi gerektigi sözler oldugunu düsünmüyorum. Aksine bu lafi edebilmis olmasi onun, herhangi bir tasra kirathanesindeki futbol izleyicisinden farkli olmadigini gösterir bence.

Maci izledik. Degisiklikler su sekilde gerceklesti: Emre cikti, Deniz girdi. Deniz mi dan-dun oynayan bir oyuncu. Dan-dun oynamak ne demek hem? Emre ikinci yarinin basindan oyundan ciktigi ana kadar sahada yoktu adeta. Buna karsilik risk almak isteyen Konyaspor karsisinda deplasmanda öne gecmis ve 3 puana yakin olan ekibini kaza kursununa kurban gitmemesi icin oyundan düsen bu oyuncusunun yerine Deniz gibi orta sahayi saglamlastirabilecek bir oyuncuyu oyuna almasi kadar normal ne olabilir bir hocanin? Diger degisiklikle su sekildeydi: Ugur-Vederson. Herhalde, birazcik vicdan ve izan sahibi olan herkes kabul edecektir ki, Ugur bir virtüöz iken Vederson bir kazma degildir. Esasen teknik acidan seviye olarak birbirlerine yakindirlar. Ve yine Ugur oyundan cikarken hic de Altan Bey'in iddia ettigi gibi pas yapan, oyun kuran adam gecen vs oyuncu tipinden örnekler de sunmuyordu. Bir hayli kötü durumdaydi ve oyundan cikmasi kadar anlasilir bir sey yoktu. Son degisiklik de, Deivid-Ali Bilgin seklinde gerceklesti. Ali Bilgin ile Deivid kiyaslanamaz evet, ama yine unutmayalim ki Deivid de oyundan ciktigi sirada artik oyundan cok düsmüstü. Aragones de her zamanki gibi takiminin direncini güclü tutmak icin o dakikalarda degisikliklere gidiyor burda da gayet adaletli davraniyor. Deivid bu hafta Alex'ten de kötüydü o yüzden onu cikartti. Ama aksi de olabilirdi. Deivid cikinca yerine alabilecegi oyuncular icerisinde en iyisinin Ali Bilgin olmasi da saniyorum herhalde Aragones'in sucu degil...?

Altan Tarikulu bugünkü yazisinda benzeri bir tuhafliga imzasini atmis:

"...Denizli hucumu Bobo ve Holosko üzerine kurmali. Nobre'yi ikinc yarilarda kullanmali. Holosko ve Bobo'nun hem sürati hem adam eksiltme özellikleri hem de gol vuruslari Nobre'ye oranla daha iyi. Besiktas hücum hattini bu ikili üzerine kurarsa tekrar sampiyonlugun en güclü adayi olur...."

Bu kadar basit iste bu is. Mustafa Denizli neden bunu akil edemiyor bilmiyorum. Altan Tanrikulu cözmüs halbuki...

Freitag, 19. Dezember 2008

Murat Tosun...


Ankaraspor bu sezon gösterdigi performansla dikkat cekiyor. Sivas'a alistik. Sahip oldugu olanaklar ve kadro derinligi ile Kayserispor'un da yaptiklari hic süpriz degil. Gerci Kayseri'den yapabileceginin de altinda kaldi gibi.

Ligin esas süprizi, kendileri de sezon basinda daha cok sakin sakin takilmak isteyen Ankaraspor camiasinin ortaya koydugu performans. Durum böyle olunca tabii Ankaraspor'un oyunculari büyüklerin istahlarini kabartiyor. En fazla Özer Hurmaci dikkat topluyor. Hurriyet'in de adinin Besiktas ile gectigini duydum. Ne kadar dogru bilmiyorum. Mehmet Cakir'in zaten simdiye kadar neden byüklerin dikkatini cekmedigini anlamamistim, Ankaraspor vardi onun farkinda. Sakatlanmasaydi o da bu sezon sonunda transfer borsasini mesgul edebilirdi.

Simdiye kadar adinin bu söylentiler icerisinde dolasmamiyor olmasina sasirdigim bir isim daha var Ankaraspor'da: Murat Tosun. Murat Tosun, istatisliklerle hic aram olmadigi icin simdi kesin rakamlari veremeyecegim ama, biliyoruz ki, bu seneki Ankaraspor performansinda golleri ve asistleriyle birlikte en fazla katkisi olan oyunculardan. Uzun boyuna ragmen bileklerine cok hakim. Oyun zekasi cok güclü. Caliskan. Birkac sezon öncesinin popüler forveti De Nigris'i kulübeye göndermis olmasi süpriz olmasa gerek.

Özer zaten biliniyor, Theo Weeks'ten de zaten bahsettik bu blogta, onlarin yaninda Murat ve bir de savunma oyuncusu Ediz'i gözden kacirmayalim derim ben.

Kim ciksin...Kim ciksin...?

Bilingisi üzre bugün ögleden sonra Sampiyonlar Ligi ve Uefa kurallari cekilecek. Galatasaray da yoluna devam ettigi icin özellikle Uefa Kupasi ile ilgili bölümü sicak takip altinda tutacagiz ülke olarak.

Muhtemel rakipler su sekilde: Bordeaux, Bremen, Shaktar, Aalborg, Zenit, Marsilya ve Kiev.

Öyle tahmin ediyorum herkes, yani Galatasaray'in yoluna devam etmesini isteyenler Aalborg'u istiyor. Aalborg gercekten zayif da mi öyle isteniyor yoksa isminin cilizligina aldanip bu kaniya variliyor; cok emin degilim. Sanki ikincsi. Öyle oldugu icin de bence tehlikeli bir eslesme olur. Zira ne oldugunu pek bilmedigimiz bir rakiple karsi karsiyasiz. Metalist icin de ayni seyler söyleniryordu en basta. Ama öteyandan, Bordeaux ve Kiev bir hayli tanidik takimlar ve saniyorum Galatasaray'in klise tabirle disine göre. Bremen, Marsilya, Zenit kuralari hic iyi olmaz. Galatasaray acisindan. Shaktar icin ise hicbir yorum yapamiyorum.

Donnerstag, 18. Dezember 2008

UK Championship 2008'de devam eden ceyrek final karsilasmalari...-3

Dün oynanan ve ara ara aktuel skorlarini verdigimiz ceyrek finalin ilk iki karsilasmasi gece neticelendi. Sonuclar benim tahminlerimin tam tersi yönde gelisti.

Perry, sevimsiz koreli Fu karsisinda 9-7 ile maci kaybederken, Carter da Williams'i 9-8 ile safdisi etti.

Bugün ise;

"Murphy-Lee" ve "Higgins-Maguire" karsilasmalari yapilacak. Süphesiz, Higgins Maguire kapismasi erken final niteliginde, kazanmasini istedigim taraf ise Higgins. Zira, Maguire siralamada su anda O'Sullivan'in gerisindeki isim ve onu yakalamasi an meselesi. Higgins kazanirsa Ronnie bir sonraki turnuvaya kadar yerinde durabilecek.

Mittwoch, 17. Dezember 2008

UK Championship 2008'de devam eden ceyrek final karsilasmalari...-2

Kaynak: Eurosport.de
...............

HonhKonglu sevimsiz Fu, Perry'i karsisinda skoru 6-5'e getirmis durumda. Williams-Carter karsilasmasi ise, 6-4 Williams'in üstünlügü ile devam ediyor.

UK Championship 2008'de devam eden ceyrek final karsilasmalari...-1

Bir önceki postta, bugün oynanacak ceyrek final maclarindan bahsetmis ve kendimce favorileri söylemistim.

Bu iki karsilasma su anda devam etmekte ve aktuel skor su sekilde:

Perry-Fu=3-3
Williams-Carter=5-2

...

Williams-Carter karsilasmasi biraz daha hizli ilerliyor ve Carter su anda esasen skoru 5-3 getirmek üzere.

UK Championship 2008'de toplu sonuclar ve Ceyrek Finale kalanlar

Dün gece tamamlanan maclar neticesinde, süpriz denilebilirse sadece bir süpriz disinda sonuclar beklendigi gibi geldi.

Buna göre:

Higgins-Junhui=9-4
Murphy-Allen=9-7
Perry-O'Sullivan=9-5
Williams-Dott=9-7
Fu-Stevens=9-5
Lee-King=9-5
Carter-Ebdon=9-5
Maguire-Robertson=9-8

....

Dün gece maalesef sevgilimiz O'Sullivan, hic frame kazanamadan kaybetti Perry karsisinda. Bu macta ama hakkini teslim etmek lazim, Perry muhtesem bir oyun sergiledi. Gecen sene de benzeri bir performansla Maguire'i da saf disi ettigini düsünürsek Perry'in hafife alinacak birisi olmadigini görürüz. Öte yandan, O'Sullivan bu macta daha önce pekcok macinda hayranlarinin tanik oldugu konstrasyon eklikligi ve sacma sapan hatalardan basini kaldiramadi ve sonuc süpriz olmadi haliyle. Dün takip edebildigim bir diger mac olan Higgins-Junhui karsilasmasindan edindigim izlenim, Higgins'in bu turnuvanin en formda ismi oldugu yönünde. Bakalim sonuclar nasil gerceklesecek.

Turnuvaya bugün su iki macla devam edilecek:

Perry-Fu
Carter-Williams

.....

Bana kalirsa bu iki karsilasmadan Perry ve Williams galip ayrilacak.

Dienstag, 16. Dezember 2008

UK Championship'de dördüncü günde sonuclar

Robertson-Maguire=5-3
Carter-Ebdon=4-4
Murphy-Allen=4-4
Higgins-Junhui=7-1

....

Bu karsilasmalara devam edilecek. Az önceki postta, Robertson karsisinda Maguire durumu esitleyecektir derken, Allen Murphy zorlar diyordum. Sonuclar tam tersi cikti. Ama yine de bir hayli kritik gidiyor maclar. Higgins-Junhui karsilasmasi disinda.

Halen devam etmekte olan aksam grubunda ise sonuclar su sekilde:

Perry-O'Sullivan= 6-5
Dott-Williams=6-6
Stevens-Fu=4-8
Lee-King=7-5

Öyle anlasiliyor ki, dünü basarili bitiren O'Sullivan bugün zorlaniyor. 5-3 basladigi karsilasmada bugün henüz hic frame kazanamadi. Umarim böyle devam etmez. O olmadan bu sporun tadi yok zira.

Gecici Sonuclar...

Kaynak: Eurosport.de

UK Championship'te dördüncü günün ilk maclari su anda yapiliyor. Devam eden bu karsilasmalarda sonuclar su sekilde:

Robertson-Maguire=3-1
Ebdon-Carte=2-2
Allen-Murpyh=3-1
Higgins-Junhui=3-1

....

Belki bilmeyenler vardir okurlar arasinda. UK Championship'te bu turlar 17 Frame üzerinden yapilir. Yani 9 Frame'i alan taraf maci da alir. Uzun oldugu icin maclar genelde iki gün üzerinden yapilir. Yani bugün baslamis olan yukardaki maclar toplam oynan frame sayisi sekize ulastiginda gün biter. Ve yarin kaldigi yerden devam eder. Haliyle yukardaki sonuclar gün icerisindeki aktuel sonuclardir ama gün sonucu degildir henüz, zira maclar halen devam ediyor.

Bu serinin maclari tamamlandiginda tabii ki blogta sonuclar yerini alacak.

Yukardaki devam eden maclarin su andaki sonuclarina söyle bir göz atarsak. Favorilerden Higgins icin isler su anda iyi gidiyorken, Murpyh ve Maguire geriye düsmüs durumdalar. Yakisikli Robertson'in (Yukarda fotografta) bence antipatik Maguire karsi önde olmasi süphesiz cok mutluk verici sahsim adina. Ama unutmayalim ki bu skor henüz hicbir sey ifade etmiyor. Murpyh icin ise isler bence Maguire'nkeden daha zor zira, Allen genc kusagin en büyük yeteneklerinden birisi. Ve Robertson'undan bence daha tehlikeli bir rakip.

UK Championship

Snooker'da sezonun en presijli turnuvalarindan bir tanesi olan UK Championship'te dün tamamlanan karsilasmalarda alinan sonuclar su sekilde:

Murpy-Gould= 9-7
Allen-Binghan=9-2
Junhui-Davis=9-6
Ebdon-Hingginson=9-8
Higgins-Swail=9-7
Robertson-Holt=9-7
Maguire-Burnet=9-3

......

Görüldügü gibi, Murpy, Higgin Maguire gibi favoriler yollarina tam gaz devam ediyorlar. Turnuvanin su gününde bütün favoriler icin hersey günlük gülistanlik degil elbet. Bir önceki günde tamamlanan maclarda Mark Selby ve Stephen Hendry, önceki Mark Williams'a digeri de Stephen Lee'ye ayni skorlarla 9-7 kaybederek elendiler turnuvadan.

Montag, 15. Dezember 2008

Come on Ronnie...!

Kaynak: Eurosport.de

Yesil culhanin üzerinde büyüleyici isler yapan The Rocket yeniden sahnede. Bu hafta sonu baslayan UK Championship, biz snooker hayranlarini yeniden özledigi yildizlarina kavusturdu. Elbette her sezon oldugu gibi bu sezonda yine seri baslari favori isimler; Shaun Murpy, John Higgins, Stephen Maguire ve elbette Ronnie O'Sullivan.

Ben hasta bir Sullivan taraftari oldugum icin bu blogta da yorumlar elbette tarafli olacak, ama bu diger isimlere de haksizlik edecegmiz anlamina gelmiyor.

Sonntag, 14. Dezember 2008

Serdar Bali ve Hakemler....

Serdar Bali'yi ilk defa Lig Tv'de maclari yorumlarken tanidim, bundan iki sezon veya üc sezon evvel. Cok üzerinde durmamistim o vakit. Sonralari, Show Tv'de yayinlanan ve benim futboldan daha cok eglence programi diyerek dikkatle ve severek takip ettigim 6 Pas programinda karsima cikti.

Hakan Can, Hakan Ünsal, Melih Gümisbicak, Gürcan Bilgic ve Ahmet Cakarli gecen seneki program kadrosunun altinci elemaniydi. Meger eski bir futbolcuymus, Trabzonsporlu. Ünlüymüs de. Besiktas'a da transfer olmus. Ama gönlü Trabzon'dan yana. Ve bu taraftarligini hic de üzerini örtmeye gerek görmeden program boyunca yaptigi bütün yorumlarinda ortaya koymustur tüm ciplakligiyla. Onun icin Trabzonspor'un medyada az yer almasi sinirlenme sebebidir, Sivassporlularin bizim takimimiz sampiyonluk mücadelesi veriyor ama hala Trabzonspor'un maclari naklen veriliyor bizimkiler verilmiyor diyerek itiraz etmeleri de deliye dönme nedenidir ve Trabzonspor'un kazandigi kaybettigi bütün maclarda hakemler de yine düsmandir. Her zaman Trabzonspor'a karsi bir kutsal ittifak kurulmus ve bu takim yenilip tüketilmek istenmektedir, ona göre.

Gecen seneki programda verdigi bir sözü yerine getirmis ve bu sezon israrla hakemlere karsi dilini iyice sivrilterek Trabzonspor'un kolay lokma olmadigini kanitlamaya calismaktadir. Neydi pekii o söz: "Bu sezon böyle gecti, ama seneye Trabzonspor cok iyi bir kadro kurarak sampiyonluga oynacaktir, aman ha bu hakemler bu seneki gibi yönetmesinler maclarini Trabzonspor'un yoksa olacaklara karismaz bu camia" mealinde aciktan tehditlerini savuruyordu.

Ve dedigim gibi bu sezon sözünü tutarak Star Gazetesindeki kösesinde her Trabzonspor maci sonrasi hakemlerin mütemadiyen Trabzon'un aleyhine kararlar verdigini iddia etmektedir. Karsilasmanin, yukarda da söyledigim gibi, Trabzonspor'un galibiyetiyle veya maglubiyetiyle bitmesinin hicbir önemi yoktur; sayet Trabzonspor kazandiysa hakeme ragmen kazanmistir. Eger kaybettiyse hakem Trabzon'un üc puanini calmistir. Trabzonspor camiasi veya kendi gazetesi bu kötücül ve aglak provakatif yazilara ne kadar tahammül eder bilemem ama, ben burda kendisinin bu yüz kizartici yazilarini her hafta burda afise etmeye son derece kararliyim.

Ilk önce bu haftaki yazisindan kesitler alalim. Malum, Trabzon dün Bursaspor karsisinda sahadan 2-1 yenik ayrilmis ve sampiyonluk mücadelesinde cok önemli bir 3 puan kaybetmistir. Ve Serdar Bali, bizleri sasirtmamis, kösesinde maglubiyetin bas sorumlusu olarak hakemi hedef göstermistir:

  • "...Kısaca 2-1 kazanacakları maçı sahanın yıldızı olan hakem Abitoğlu’nun yardımı ile 2-1 mağlup bitirdiler...." (Star, 14.12.08, Serdar Bali)

  • "...Kötü de oynasalar, geçmiş 3 maçta verdikleri puanları kötü oyunlara değil, hakemlere feda ettiklerini, şampiyon olmak için onları da yenmelerinin gerektiğini kafalarına sokmalıdırlar... "(Star, 14.12.08, Serdar Bali)

  • "...Buradan bir kere daha sesleniyorum: Ey yönetim; söylüyorum, yazıyorum, anlamıyorsunuz. Futbolcunun cezası kalkıyor, ofsayttan gol yeniliyor ve attığı gol ofsayt deniyor. Uyanmanız için daha ne yapmamız lazım... Size dışarıyı kollayın dedim ama siz anlamadınız. Alın karşılığını görün!!...""(Star, 14.12.08, Serdar Bali)

  • "...bütün camiayı bir araya getirip, kulübe karşı yapılan bu harekata, Trabzon’un büyük lokma olduğunu göstermenin yollarını araştırmalıdır. Hakem olaylarının erken başlamasının belki Trabzon’a çok faydası olacaktır...." (Star, 14.12.08, Serdar Bali)

Evet, ne kadar dehset verici degil mi; bence öyle.

K-1 2008 Final

Merakla bekledigim 2008'in K-1 final turnuvasi sonunda yapildi. Olagaüstü maclar yapilmis olmasina ragmen turnuva sonuc itibariye bende hayal kirikligi yaratti demeliyim. Turnuvada destekledigim Remy Bonjasky sampiyon oldu ama; ne olma. Final karsilasmasinin ikinci raundunda rakibi Badr Hari'nin aptalca kurallari cignemesi sonucu Remy Bonjasky kazanan taraf ilan edildi. Bu da normal elbette. Kim kurallar bunu söylüyorsa tamam. Evet de, Bonjasky bu noktalarda maalesef cok da ahlakli davranmiyor.

Hakemler Badr Hari'nin diskalifiye kararini aciklayana kadar yerde kivranan ve ayaga kalkamayacakmis gibi davranan Bonjasky nasil olduya rakibi diskalifiye edilir edilmez hemen ayaga kalkti ve bir de üstüne popülist bir konusma yapti.

Badr Hari'nin aptalligi da yanina kar kalmis oldu. Zira bu aptalligi yapmasa saniyorum kazanma ihtimali bir hayli yüksekti.

Peter Aerts VS Badr Hari - 2008 K-1 GP

Badr Hari VS Remy Bonjasky K1 World GP 2008