Posts mit dem Label Turkcell Süper Lig werden angezeigt. Alle Posts anzeigen
Posts mit dem Label Turkcell Süper Lig werden angezeigt. Alle Posts anzeigen

Samstag, 27. Februar 2010

Iki camia arasindaki fark


1. Aziz Yildirim Aykut Kocaman'i sportif direktörlük görevine getirir.

Ortalama bir Fenerbahce taraftarinin buna reaksiyonu:

Aziz Yildirim camia icin sembol olmus bir ismi getirerek, taraftarlarin gözünü boyamaya calisiyor.

2. Adnan Polat, Tugay Kerimoglu'nu altyapinin basina getirilir.

Ortala bir Galatasaraylinin buna tepkisi:
Büyük Baskan, Tuhay gibi cok büyük bir kazirmayi, altyapinin basina getirerek cok büyük bir ise imza atmistir, aynen Barcelona'nin Guardiola ile yaptigi gibi...


Iste tam da bu yüzden Fenerbahce'de kurumsallik bir türlü yerli yerine oturmaz ve yapisal olarak hep bir takim eksikliklerle bogusulurken, Galatasaray her zaman Fenerbahce'nin önünde olagelmistir.

Türk futbolunda devrime yol acan Derwall, Feldkamp ve zirve olarak 1. Terim dönemi tesadüfi olarak Galatasaray'in olmamistir...

Bizde ise, Hiddink getirilir, ama ona uygun sistem ve kadro kurulma zahmetine girilmez, cünkü Hiddink cok önemli bir hocadir ve elinde sihirli degnek vardir, gerisinin önemi yoktur, basari mutlaka gelir onunla; ama olmaz ve 10 ay icerisinde gönderilir...

Löw gibi bugün bile tadi damagimizda kalan bir futbol oyununu takima yerlestirebilmis isim getirilir ama sampiyon olamadigi icin gönderilir. Onu sampiyon olamadi diye gönderdigi icin sadece Aziz Yildirim sorumlu tutulabilir mi bundan; o da neticede bu camiadan cikmistir, camiasi neyse o da odur... Kaldi ki bu caminin o zaman kacan sampiyonluga tahammülü olacagini bilse belki de göndermeyecektir. Aragones gelir, aynen Hiddink döneminde oldugu gibi eksik yapilir hamle...

Ve simdi Aykut Kocaman sportif direktörlüge getirilmistir, ayni bakis acisi devam etmektedir: Aykut gözboyamak icin ordadir, öyle olmasaydi, daha cok sesi cikar, gerekise tesisleri basar Daum'a ve oyunculara gözdagi verirdi... Temelden bu bakisa sahip olanlar, o sampiyonluk gelmezse Aykut'un kellesini de istemez mi sizce? Emin olun ister...

Sportif Direktörlük henüz daha cok yeni bir kurum. Kültürü simdiye kadar bu kadar fakrli olan bir camiada bu yapinin yerlesmesi zaman alir, bu zaman da en az 2 sezondur denmedigi ve daha bastan bu hamle Yildirim'in göz boyamasi olarak görüldügü icin sonuc hüsran olmaya mahkumdur...

Unutmamak lazim ki, Adnan Polat, en azindan benim gördügüm, en popülist ve en 'Fenerbahce kültürlü' baskani... Benim tek tesellim de bu... Fenerbahce bu kurumsallik hamlelerinde basariya ulasir ve o sirada Galatasaray baskani olarak Adnan Polat devam ederse göreve iste o zaman Fenerbahce, Galatasaray'in bir adim önüne gecebilecektir.

Montag, 22. Februar 2010

Fenerbahceli icin derbi sonucun anlami ve Keita'nin dirsegi

Fenerbahce'yi cok ciddi bir sekilde ilgilendiren bir derbi daha geride kaldi. Bazilari saniyorum ortaya cikan sonucun tam da Fenerbahcelilerin istedigi bir sonuc oldugunu iddia ediyor veya düsünüyorlar. Hakikaten öyle mi pekii?

Bütün Fenerbahceliler adina konusamam, ama benim icin bu sonuc iyi bir sonuc degil. Kazanan taraf Besiktas olsaydi daha cok mutlu olurdum.

Söyle ki;

Galatasaray icin Inönü'de alinacak olan bir 1 puan hic de kayip sayilmaz. Olagandir, sampiyonluk hesaplamalarinda mutlaka defterlerine bu maci 1 puan olarak yazmislardi. En azindan bu maca kadar da ligin zirvesinde olduklari ve simdiye kadarki hesaplarinda cok tutarsizlik olmadigi icin bu mactaki "normal" karsilanacak olan beraberligin illaki yerine bir galibiyet ikame edilme zorunlulugu dogmamisti. Hafta ici Atletico deplasmanindan elde edilen avantajli skorun üzerine bu aksam da en azindan yenilmemis olma hali camia üzerinde ciddi manada olumlu bir hava yaymistir. Zaten Galatasarayli bloglar arasinda biraz dolasirsaniz cok rahatlikla anliyorsunuz bu moral motivasyon halini. Sahadaki futbolcu özgüveni biraz da taraftarindaki bu destekten bulmakta. Sampiyonluk yarisinda bu cok önemlidir.

Su anda Fenerbahce'nin de en cok sahip olmasi ama ayni zamanda en az sahip oldugu seydir bu moral olgusu.

Besiktas'in galibiyet almasinda halinde yarisa Fenerbahce ve Galatasaray kadar ortak olacagi icin bu aksamki sonucla en azindan onun bir miktar geride kalmasi durumu Fenerbahceli acisindan bir avantajmis gibi gözükebilir ilk basta, zaten Fenerbahceliler icin en iyi sonuc beraberlikti yanilgisi burada basliyor.

Cünkü Besiktas'in o kadar cok sorunu var ki, hem saha ici hem de saha disi anlaminda, bu aksamki olasi bir galibiyetle sansi diger ikisine karsi en azindan kagit üzerinde esit gibi gözükse de ilerleyen dönemlerde yeniden tökezleyecegi icin iki takima en azindan bu sene rakip olamayacagini en bastan beri düsünmekteyim...

Tabii bir de Keita mevzusu var deginmek istedigim. Kendisinin attigi bu ücüncü dirsek. Hani söyle oyuncuyu gecerken yanlislikla elim carpti süsü verilen direklere de benzemiyor bunlar. Direk... Bunun anlami kirmizi ve oyuncunun cezalandirilmasi. Bu pozisyonlara görüntülerden ceza veriliyor diye biliyorum, yanlis bilmiyorsam. Kasimpasa maci sonrasi cezalandirilmamisti saniyorum, bu aksam en azindan bunun görülmesi lazim...

Keita'nin belliki karakter bozuklugu oldugunu gösteren bu cirkinlikleri 'ama ona onca faul yapan oyuncuyu hakem bir sekilde sari kartla kontrol altina almadigi icin o da sinirlenip dirsegi vuruyor napsin, hakem Ibrahim'in sertliklerine göz yummaliydi' seklinde hafifletmeye calismak ise ahlaksizlikla es degerdir. Yildiz futbolculari koruyalim yaygarisini yaparken o yildiz futbolcularin bu yaptiklarini da elestirmeden gecmeyelim... Keita'nin yaptigi tekil bir olay degil; bu üc oldu...

Samstag, 20. Februar 2010

Favorim Besiktas


Uzun uzun teknik analiz dökümü yapip da ortaya bir sonuc koyarak Besiktas'in favori oldugunu iddia etmeyecegim.

Cünkü acik konusmak gerekirse ben bu iki takimin teknik analizine girecek kadar haklarinda bilgi sahibi degilim, kendilerini cok fazla da izlemisligim yok.
Benimki daha cok bir his... Oluyor bazen böyle bende. Arkasindan da sunu düsünüyorum; Galatasaray kötü bir oyunla da olsa haftaici cok iyi bir sonucla döndü Madrid'den. Bu onlara bu haftasonu olabilecek puan kaybi icin tolerans sagladi. Diger taraftan Besiktas, evinde oynadigi bir derbi macinda son haftalarin da puan kayiplarinin getirdigi kriz ortamini ortadan kaldirmak icin galibiyete ulasarak yarisdaki iddiasini devam ettirmek isteyecektir...


Yani esasinda sonuca benim fikrimce bu etkenler daha cok etki edecektir... Bir taraf olasi bir beraberligi ve maglubiyeti tolere edebilirken diger taraf icin beraberlik bile bir kayip niteligindedir... Ve bu karsilasmada galibiyete ihtiyaci olan taraf ona ulasacaktir...

Donnerstag, 7. Januar 2010

Ümit Özat


Caliskanligini ben de herkes gibi taktir ettim ama ne yalan söyleyeyim ondan hicbir zaman hoslanamamistim. Gecen günlerdeki röportajiyla aslinda tüm ciplakligiyla zihnimdeki süphelerin büsbütün dogru oldugunu kanitladi...

Futbolcuyken de böyleydi, cok konusur ve konusurken sacmalardi siklikla... Ama bu sefer sadece sacmalamakla kalmamis, ayip da etmis... Alex'e 2. sinif oyuncu demis. Onunla yetinmemis Daum'a da sallamis...

Ben lafi cok uzatmayacagim, kendisiyle ilgili en güzel yaziyi Chemedya'da Ahmet Ercanlar yazmis. Hala görmeyenler varsa, lütfen burdan okusunlar onu.

Mittwoch, 13. Mai 2009

Izmir'in özelligi ne?


Neden böyle maclar Izmir'de oynanir... Nedir buranin özelligi... O sehir torpilli olmayi neden hakediyor... Birinci ligte takimi yokmus ve bu sehrin futbola ac insanlari en azindan kupa finalinde sevdikleri takima kavusmaliylarmis...

Iyi de Kahramanmaraslilarin takimi da birinci ligte degil... Bu sehrin insanlari neden hic kupa maci göremiyor... Stadyumlari mi yok... E Kahramanmaras adini kaldirin yerine stadyumlari yeterli, otelleri yeterli baska sehirleri koyun... Izmir'e de özellikle bir itirazim tabii ki yok...

Ama berbat bir stadyum, herhangi bir futbol havasi olmadigi gibi canli yayin veren televizyonun ekranina da görüntü cok iyi bir aciyla gelmiyor... Muhtemelen kameranin konuslanmasi gereken yer geregi.... E zemin de berbat...

Bir de artik bu stadyumun Fenerbahce'ye ugursuz olduguna inaniyorum... Daha evvel Galatasaray'a karsi 5-1, Besiktas'a karsi da 3-2 kaybetmisti Fenerbahce burda finalleri... 

Donnerstag, 19. März 2009

Cüneyt Cakir

Gaziantepspor, Cakir'in hafta sonu oynayacaklari Trabzonspor macina verilmesine tepki göstermisler.

Bu ligte hakemler cok tartisiliyor. Güvenilecegimiz dogru düzgün kimse yok... Ama herhalde piyasadakiler icin bu yukardaki kadar berbati da yok hakemlerimiz arasinda. Digerlerinin, en azindan büyük bir cogunlugunun, yeneteksiz ve basiretsiz olduklarindan ötürü kötü yönettiklerini söyleyebilir, kötücül taraflarinin oldugundan öyle kolay kolay bahsedemeyebilirsiniz. Ama Cüneyt Cakir öyle mi; bana kalirsa kendisi sadece kötü bir hakem degil ayni zamanda bir hayli "kötücül" yönleri olan bir "insan"

Montag, 16. März 2009

Yaser'in kirmizi karti...

Elimde pozisyonun fotografi yok. Bu konuya girmek de istemiyorum aslinda. Ama derbi mücadelesinin arkasindan okudugum Galatasarayli bloglardaki hakem serzenisi beni buna itti.

Yaser, Egemen ile mücadelye giriyor kenarda ciziye yakin bir yerde. O anda Egemen yerde, yan hakemin "dirsek" uyarisiyla Yaser kirmizi karti görüyor. Maci izleyen herkes zaten vakif pozisyona. Galatasarayli taraftarlarin isyani burda. Yaser'in o hareketine kirmizi karti vermeyi saniyorum haksiz buluyorlar. Egemen'in o basit darbeyle yere yigilip can cekisen bir canli görüntüsüne bürünmesini ise öfkeyle karsiliyorlar....

Yaser'in hareketi hic dolandirmadan söyleyecegim, kesinlikle kirmizi. Galatasaraylilarin buna itirazi ise olsa olsa takim sevgisinden gercekleri görmemekten, görmek istememekten kaynaklaniyor.

Tamam darbe cok hafif. Dirsek cok az kivrilmis. Direk bir dirsek ile sanki ikili bir mücadele yanlislik carpmis arasinda bir yerde... Ama bunlarin hicbir tanesi, gereksiz yere Yasir'in o dirsegi Egemen'in cenesine dogru kaldirmasini, hafifte olsa ona vurmasini yalanlamiyor... Böyle bir hareket direk kirmizidir evet. Kanlar icinde kalmasi gerekmiyor Egemen'in kirmizi verilmesi icin. Tesebbüs var ortada. Ve o tesebbüs tam da kazara degmis imaji vermek icin öyle hafiflestirilmis bir darbeye dönüsmüs durumda.

Egemen'in pozisyon sonrasi yerdeki teatrel kivranmalarina öfke duyan Galatasaraylilarin ise, Baros'un hemen her pozisyonda hakeme itiraz etmesini, taraftarlari proveke etmeye calismasini, darbe dahi almadan sirf Trabzonspor'un atagini kesmek icin yerde kivranip durmasini es gecmesi cok komik...

Sonntag, 15. März 2009

Hele siz ikiniz biraz ayrisin söyle...

Daha evveli bir post girmistim, saniyorum ilk devrenin yeni bittigi dönemlerdi. Sampiyonluk sanslarini degerlendiriyordum kendimce takimlarin. Ilk iki sirayi Galatasaray ile Fenerbahce aliyordu. Ilginctir en sonda da Besiktas vardi.

Simdi gelinen noktada ise yaristan ilk kopmaya aday olarak bu iki takim ortaya cikiyor. Elbette daha ligin bitmesine cok var. Matematiksel olarak da sanslari sürdügü icin direk olarak bu ikilinin üzerine cizgi cizmek yaniltici olur.

Ama, hadi kadrosunda yeri geldiginde mücadeleyi sonuna kadar birakmayacak tecrübeli yildizlarin varligini da düsünürsek Galatasaray'i bir kenara birakalim ama "gamsiz"larin takimi Fenerbahce icin artik bu is bitmistir. Bundan sonra onlarin zaman zaman, özellikle yukardaki takimlarla olan maclardaki parlamalari hic irgalamayacak. Bu sezon ligte seni destekleyemiyorum artik Fenerbahce...


Galatasaray ise dedigim gibi bence hala Fenerbahce'den daha sansli. Ardasi, Barisi, Mehmet Topali, Serveti vs derken sanki is sikistigi anda klise tabirler sahaya yüregini koyarak sonuca giedebilecek bir ekip var orda. Bu olasiligi bir kenara itemiyorum. Lakin Trabzonspor maci gösterdiki Galatasaray'da da isler cok kirilgan bir zemin üzerinde ilerliyor. Lincoln'ün sahada olmamasi ve Bülent Korkmaz'in mac icerisindeki bazi degisiklikleri simdiden kacirilan puanlarin sorumlusu olarak gösteriliyor. Sayet Hamburg karsisinda o basarili skor elde edilmeseydi Bülent-Galatasaray balayi kisa sürede sona erecek ve kulüp yeni bir krizin esigine dogru sürüklenecekti... Simdilik ama, özellikle de UEFA sayesinde bunun önüne gecilebiliyor...

Mittwoch, 11. März 2009

Kadir Has Stadyumu acilisi neden aceleye getirildi?


Kayseri Kadir Has Stadyumu haftasonu yapilan Kayserispor-Fenerbahce maciyla acilirken bir taraftan herkesi kendisine hayran birakti ama diger taraftan, basta zemin olmak üzere varolan eksikler de isin aceleye getirilmesinden kaynakli kusurlar olarak herkesin dikkatini cekti..
Bu aceleyle ilgili popüler bir elestiri yapiliyor: Yerel secimler öncesinde bir propaganda amaci olarak....
Milliyet Gazetesi yazari Mehmet Demirkol da öyle demis: ."..Yerel seçimler öncesi şık bir propaganda olması nedeniyle Fenerbahçe maçında açıldı biliyorsunuz..."
Eletiriyi böyle bir arügaman dolamak ya cok ciddi bir siyasi cehalet ya da kötü niyet gerektiyor. Zira adi üzerinde bu bir yerel secim. Yani Kayseri'de belediyenin üstün gayratiyle gerceklestirilmis bu eserin, Ankara secmeni, Izmir secmeni üzerinde en ufak bir etkisi olmaz. Izmir'de AKP adayi, bu stadyum olmadan evvel ne kadar alacktiysa simdi de o kadar alacaktir. Böyle bir acilis ancak kendi sehrinin nazarindan o siyasi partiyi ve belediye baskani adayini kazancli kilabilir...
Pekii Kayseri'd AKP'nin böyle bir propagandaya ihtiyaci var mi gercekten? Hayir... Kayseri, Izmir icin CHP neyse, AKP icin odur... AKP'in siyasi hayatinda eminim en son kaybedecegi kalelerinden birisidir ve spekülatif tabirle, "ceketi" koysa aday olarak sectirebilir... Yani bu stadyum acilisiyla yapilmak istenen siyasi propagananin en son yapilacagi yerdir Kayseri... Kaldi ki secime daha 20 gün var... Illaki secimden önce bir siyasi amac güdülseydi o bahsedilen hatalar üzerine de calisir ve yine secimden evvel daha mükemmellesmis haliyle acalardi stadyumu... Ve bunu bir özel macla, bir hayli de siyasi propaganda mazlemesi yaparak sunarlardi...
Halbuki Kayserispor-Fenerbahce karsilasmasi, dogal olarak, cünkü resmi bir lig karsilasmasiydi, herhangi "cig" bir siyasi propoaganda malzemesine zemin teskil etmiyordu...
O halde neden bu acele?
Cevabi cok basit aslinda. Kayseri halki bu konularda cok ustalardir... "Marketing" isinde mahirdirler... Simdi sorarim size, Fenerbahce ile oynanacak, lig tv nin canli yayinladigi, tüm gazetecilerin, güclü isimlerinden, bütün ülkenin neredeyse gözünün üzerinde oldugu haftanin en önemli macinda mi bir acilis yapmak istersiniz, yoksa birkac haftalik gecikme sonrasi Lig Tv'nin dahi canli yayinlamaya tenezzül etmeyecegi, diyelim bir Eskisehirspor karsilasmasiyla mi acmak istersiniz sahanizi... Elbette birinci sik gecerli... Yanlis hatirlamiyorsam Kayserispor, Besiktas ve Galatasaray ile evinde oynayacagi karsilasmalari da tamamladi bu sezon icin. O zaman tek sanslari vardi o da gecen haftaki Fenerbahce maci ve o yüzdendi tüm bu acele...
Yani bunun siyasi propaganda kismi cok cok sonra gelecek bir sey, sayet gelirse hakikaten de...

Samstag, 21. Februar 2009

Denizli direksiyonu kontrol altina aldi (gibi)...

Trabzsonspor macindaki cok üstün oyunun arkasindan herkesin cok zor gececegini düsündügü bir deplasmandan iyi bir oyunla degilse dahi cok iyi bir skorla ve üc puanla dönmesi Besiktas'in güzel günlerin baslangici olabilir.

Her ne kadar Fenerbahceli olsam da Besiktas'a da her zaman ucundan kiyisindan sempatim olmustur; imrendigim, hayran oldugum zamanlar da olmustur, mesela Seba dönemleri vs... Simdilerde de ise, Denizli ve Demirören'in varligi ile üzülmekteyim onlar adina...

Neyse, aslinda dünkü oyun, tipik bir Mustafa Denizli futbolydu... Denizli'yi Fenerbahce'yi calistirdigi dönemlerde yakindan tanima, oyun felsefesini, futboldan ne anladigini cok iyi anlama firsatimiz oldu. Zaman onu degistirmiyor, daha o dogrusu o kendisini yenilemiyor: Hicbir vakit, belirli bir sistemin, ne oynadigi belli olan bir takimin yaraticisi olmamistir Denizli... Takiminin performansi mactan maca degisiklik arzeder... Oynadigi oyun anlayisi ve sahaya sürdügü kadro da.

Sirtini kendi capinda yildiz denilebilecek oyunculara dayar ve onlarin üzerinden sonuca gider... Süphesiz, basta Tello olmak üzere, Delgado, Nobre, Bobo vs. Türkiye Ligi standartlarinda üst seviyede oyunculardir... Delgado ve Tello'nun sutlarina, tehlikeli serbest vuruslarina; Bobo ve Nobre'nin cezasahasi icerisindeki havadan ve yerden hakimiyetine dayanarak götürmeye calisir isleri... Bu baska takimda baska isimlerle olur... Ama mentalite aynidir. Türkiye Ligi'nin üc büyüklerden birini calistiriyorsaniz bu anlayisla kazanmak cok olasidir... Bu üc kulüp de zaten her vakit en azindan o ligin standartlarinin üzerinde bir donanima sahiptirler... Arkalarindan ciddi bir taraftar destegi de vardir. Bir de buna, takim sampiyonluk havasini yakaladiktan sonraki medya destegi ve yönetimin federasyon ve hakemler üzerine etki etme cabalarinin sonucunu da eklersek, Denizli her zaman sonuca ulasmaya yakindir; bu üc takimdan hangisini calistirirsa calistirsin...

Ne ki bu lig standartlarinda yakaladigi basariyi, onun Avrupa'da göstermesi artik hicbir vakit mümkün degildir... Sadece Avrupa degil, diyelim bu sezon sampiyon olmus bir Denizli takimindan gelecek sezon üstüne koyarak ilerlemesini asla bekleyemezsiniz, hatta onun bu oyun anlayisi sürekliligi ve sistemi saglayamayisi bir sezon sonra sizi hic tahmin etmediginiz sekilde ucurumun ucuna dogru da sürükleyebilir... Besiktas'i maalesef Denizli ile bütün bu tehlikeler bekliyor, bu sezon sampiyon olsalar dahi...

Gelelim Antep'e...

Sahaya iyi yayliyorlar, evet. Topu iyi ceviriyorlar evet. Kenarlara inmeye, oyunu kanatlara acmaya, velhasi modern futbolun gereklerini yerine her vakit getirmeye calisiyorlar... Ama diger taraftan, yedikleri bir gol sonrasi dagilip gitmek, oyundan ve disiplinden tamamiyle kopmak; bulunan onca pozisyonu (Besiktas karisisinda gol alabilmek icin daha kac pozisyon bekliyorsunuz!) golle sonuclandiramamak; esasinda bu takim neden bu kadar asagilarda sorusunun cevabini veriyor... Ve simdiye kadar Antep'i pohpohlamaya calisan Mehmet Demirkol ve taifesini bulundugu yeri hak etmiyor bu takim, serzenislerine cevaben de bizlere; hayir efendim bal gibi de hakediyor, burdan daha bir yere bu haliyle cikamaz bu takim dedirtiyor....

Sonntag, 15. Februar 2009

Trabzonspor..?!?!?!?!?!?


Oynadigi bir "büyük" karsilasmayi daha kazanamayarak Besiktas yavas yavas kendisini sampiyonluk yarisinin disina dogru itiyor. Trabzonspor karsisinda topa sahip olan, daha cok rakip kaleye giden, gole yakin olan ve üstün olan taraf (bir ara istatistikler geldi ekrana; ceza sahasina yapilan orta sayisi Besiktas icin 34 gösterirken Trabzonspor icin saniyorum 5 idi) Besiktas'ti, lakin oyunsal anlamdaki bu üstünlügünü sonuca yansitamadi.

Besiktas mi üstün oynadi yoksa Trabzonspor mu onun oynamasina kendi ceza sahasina cekilerek izin verdi; ya da Trabzonspor mu oynayamadi Fenerbahce karsisindaki gibi yoksa Besiktas mi Fenerbahce'den cok daha iyi yayildigi icin sahaya ve daha iyi oynadigi icin izin vermedi Trabzonspor'a?

Bu sorularin cevabi saniyorum "hepsi" olarak gecerli...

Evet Besiktas cok üstün gözüktü, ama bunda kacinilmaz olarak Trabzonspor'un 1-0'lik skoru korumak adina geriye cekilip Besiktas'i kendi sahasinda kabul edisi de cok etkiliydi. Trabzonspor Fenerbahce macindakinden cok gerideydi; ama Besiktas da o zamanki Fener'den daha agresif ve istekliydi...

Neyse... Sonuc olarak, ortaya cikan beraberlik ile haftanin en karli takimi Fenerbahce oldu. Ama Trabzonspor takipcilerinden birisi olan Besiktas'a deplasmanda yenilmeyerek bir diger karli tarafti... En yakin rakibinden halen 5 puan önde. Lakin henüz bir sey söylemek icin cok erken...

Besiktas cephesinde ise isler cok icacici degil gibi... Ligin ilk yarisinda Fenerbahce ve Galatasaray'a karsi kaybederek büyük yara almislardi. Su anda henüz onlarla karsilasmadilar ama, evinde oynadiklari Trabzonspor macini süphesiz kazanmayi bekliyordu. Olmadi. Cuma gün Antep ile oynayacaklari karsilasma kendileri icin cok önemli. O macla ile birlikte yaristan bir hayli kopabilirler... Zira su anda Trabzonspor ve Sivas'tan 6 puan gerideler. Ve daha Galatasaray, Fenerbahce, Kayserispor gibi "devedisi" rakiplerle karsilasacaklar... Görüntü cok icacici degil. Ama bu görüntü aslinda Fenerbahce ve Galatasaray icin de gecerli... Yani hala birseyler söylemek icin, cok cok cok erken...

Sonntag, 8. Februar 2009

Kader aglarini Anadolu icin örmüs bir defa...

Aslina bakarsaniz sadece bu sezon degil, son üc sezondur böyle üc büyükler. Son derece kötü oyuncu transferleri, yeteri kadar iyi calismadigi her halinden belli olan teknik direktörler. Ligin diger takimlari da gecen iki sezonda cok kötü oldugu icin üc büyüklerin özellikle de Fenerbahce ve Galatasaray'in defosu cok aciga cikmiyordu.

Ama bu sezon isler farkli, Sivas ve tabii ki daha da önemlisi Trabzon cok ciddiler. Hali hazirda büyüklerden de daha saglam takim hüviyetindeler. Su hafta itibariyle bu iki takim en yakin rakibi ile dört puan fark ile öndeler. Bunlardan sadece bir tanesi sayet yukarda olsa üc büyüklerin, özellikle de Galatasaray'in geriden gelip isleri toparlamasi icin cok büyük bir sansin hala mevcut oldugu söylenebilirdi ama bu sefer iki takim var yukarda. Ikisini de ayni anda geride birakman lazim.

Mümkün degil mi; elbette evet, hem de hala sansi var üc büyüklerin, özellikle de Galatasaray'in. Ama bir de ortada ortaya konulan futbol var. Bu takimlarin da birbirleriyle oynayacaklari maclar var. Yani Trabzon'u ve Sivas'i yakalamaya calisacak olan Galatasaray, Fenerbahce ve Besiktas ile oynayacak. Aynisi elbette Fenerbahce ve Besiktas icin de gecerli. Daha bir de bu takimlarin, kolay lokma olmayan Gaziantep, Kayseri gibi takimlarla deplesmanda oynayacaklarini göz önünde bulundurursak, ilk defa, yani ben bu oyunu izledim izleyeli ilk defa Anadolu'dan bir sampiyon icin sartlar bir hayli müsait ilerliyor. Umarim öyle de olur ve büyükler de kendilerine söyle dönüp bir bakarlar...

Freitag, 6. Februar 2009

Kayseri Kadir Has Stadyumu...!

Kadir Has Stadyumu sonunda aciliyor. Daha önce de bu stadyumla ilgili postlar girmis ve artik bu beklemeden ev ertelemeden sikildim demistim. Umarim yine aynisi gerceklesmez ve yakinda oynanacak olan Kayserispor-Fenerbahce maciyla acilisa gecer.

Kayseri cok büyüyor. Üniversitesi cok gelisti son yillarda. Simdi bir de vakif üniversitesi kurmuslar. Olaganüstü yeni bir sehirler arasi otobüs terminali acmislar. Sehrin cevre yolu otobanlarla yeniden düzenlenmis. Bir de bunun üzerine harika bir stadyum. Belki yakinda da daha büyük ve estetik bir havaalani. Ve bütün bunlarin hepsi son birkac yila sigan gelismeler. Ne diyelim AKP ve iktidarlari ve basta Abdullah Gül olmak üzere Kayserili bakanlar sagolsun, önce. Sonra da isadamlari... Gidin bakin üniversitenin neredeyse bütün binalari baska bir is adaminin adini tasiyor. Ne diyelim Allah her sehre böyle isadami nasip etsin.

Lakin renkleri degistirilmediyse koltuklarin, tam bir felaket...

19. Hafta'da TSL...!

Yine bir haftasonu geldi catti. Simdiye kadar ki tahminlerimde hic de icacici sonuclara ulasamamissam da, tahmin yürütmek konusunda israrliyim...

Haftanin acilis maci Trabzon'da. Herkesin favorisi Trabzon, elbette. Ama ben flash bir tahminde bulunacagim ve bu macta Ankaragücü'nün Trabzon'dan en az beraberligi kotaracagini iddia edecegim.

Cumartesi üc mac var. Sirasiyla; Hacettepe-Eskisehir, Sivas-Kocaelispor ve Galatasaray-Kayserispor. Ilk mac ile ilgili hemen tahmine gecelim: Eskisehir. Bu ayni zamanda bir temmenidir de. Sivas-Kocelispor maci icin ise, tabii ki ben de cogu kimse gibi Sivas diyecegim, ama Sivas'in son haftarin yogun temposundan ve özellikle de Galatasaray'la olan kupa mücadelesinden bir hayli darbeli ciktigini, en azindan mental anlamda, düsünüyorum. Ve bu durum onlari etkileyebilir. Keza Sivas oyun anlaminda da kac haftadir aslinda olumlu sinyaller sunmuyor. Aksamki önemli mücadelenin ise ben beklenilenin aksine cekismeli olmayacagini ve Galatasaray'in Kayseri'yi rahat gececegini düsünüyorum. Kayseri, bir proje olarak türk futbolu icin cok önemli ama maalesef istenileni bir türlü veremiyor ve bu Galatasaray karsinda da devam edecek.

Pazar cok güzel mücadeleler olacak. TV'den verilmedigi icin izleyemeyecegimiz bir Gaziantep-Ankara maci var mesela. Gecen haftaki oyunlarin bakarsak Antep favori. Lakin Ankara'yi da cok yabana atmamak lazim. Tahminim beraberlik yönünde.

Bir diger iki kiymetli takim arasinda oynanak olan mac ise Genclerbirligi-Bursapor mücadelesi. Bursasporlu taraftarlarin Samet Aybaba'nin yüzünü dahi görmeye tahammül edemeyecegi düsüncesindeyim. Ama sonuc galiba onlar adina üzücü olacak. Dilerim bu kötü gidis Ertugrul Hoca'ya taninan kredinin tükenmesine yol acmaz.

Antalya-Denizli maci ilgimi en az ceken karsilasmalardan, tahmin de yapmayayim en iyisi. Kapanis maclari ise Besiktas ve Fenerbahce'nin Konya ve Belediye'yi yenmesiyle sonuclanacaktir.

Samstag, 31. Januar 2009

18. Hafta ve Tahminler...

Begeneni cok olmasa da (bloglara bir bakar misiniz, bu ligin takimlarindan cok Ispanya'nin, Ingiltere'nin ve Italya'nin takimlari hakkinda bilgiler aktariliyor okuyuculara. Üstelik bu bloglarin yazarlari hani o ülkede yasayan insanlar da degiller. Öyle olanlara sözüm olamaz zaten.) benim cok sevdigim Türkcell Süper Lig bu hafta da bir hayli heycanli karsilasmalarla gelecek ekrana. Haftanin ilk karsilasmasi bir derbi: Kayserispor-Sivasspor.

Iki takim da ligimizin son senelerinde parildayin yildizlari. Umarim bir süre sonra bu derbi, ki muhtesem yeni stadta oynanir ve bu hafta oldugu gibi yayin kurulusu da yayinlamaya devam eder. Bu ligin bu takimlara cok ihtiyaci var cünkü. Ve aslinda Sivas'in daha da büyümesi, ancak Kayseri ile arasindaki rekabetle gercekci ve mümkün olabilir, Fenerbahce ile Galatasaray ile boyölcüserek degil. Aynisi Kayseri icin de gecerli. O bakimdan bu tür derbilerin artmasi ve ekiplerin birbirleri arasinda tatli rekabetin olusmasi cok önemli. Tahmine gelirsek; bence beraberlik. Kayseri bana kalirsa gecen hafta Genclerbirligi karsisinda yasadigini tekrar yasamayacak.

Kocaelispor Genclerbirligi karsilasmasinin galibi ise bence coktan belli: Genclerbirligi.
Ve yine cok önemli bir mac da Ankara'da oynanacak: Ankaraspor-Trabzonspor. Sezonun hemen basinda karsilastiklari icin bu ekip Trabzon sansliydi cünkü su anki oturmus Ankaraspor yoktu karsilarinda. Kayipsiz gecmislerdi. Ama bu sefer öyle olmayacak. Özellikle muazzam bir takim savunmasi olan Ankaraspor beraberligi alacak rakibinden.

Günün kapanis karsilasmasi ise Galatasaray ile Denizlispor arasinda. Ridvan'a baktim, rahat gecer diyor. Hasstir ordan dedim kendi kendime. Denizspor'u kupadaki Ankaraspor karsisinda izledim, gecen hafta. Ankaraspor ile aralarindan cok büyük bir fark olmadigini gördüm. Oldukca direncli bir takim. Besiktas'i da zorlamis diye okumustum, Inönü'deki karsilasmada. Galatasaray'in bu sezon cok önemli bir parcasi olan Lincoln yok mesela yine. Hücumda sikintilari oluyor zaten Lincoln olmayinca. Bence Denizlispor da beraberligi alacak.

Ankaragücü-Konyaspor maciyla ilgili hicbir sey söylemiyorum, cünkü yeni teknik ekipten sonra Ankaragücü'nü hic izlemedim, o yüzden mantikli bir tahmin yürütmem mümkün degil. Banko maclardan birisi de Bursa'da. Bursaspor, Hacettepe'yi cok rahat gececek. Eskisehir-Belediye maci ise bebarelik olabilme ihtimalini de tasisa bence ev sahibi galibiyete daha yakin taraf. Pazarin önemli maclarindan biri de Kadiköy'de. Antep, bu sezon eski günlerine dönüyor gibi görünmekte. Sezon basinda da Antep'te oynanan karsilasmada Fenerbahce'yi tokatlamislardi. Ama o mac ölcü olmasin, o zamanlar Fener'i yenmeyeni dövüyorlardi zaten. Simdi Kadiköy'de ve o tarihten bu tarihe bir hayli yol almis Fenerbahce 3 puanin sahibi olacak. Besiktas, son iki haftadir sansli. Denizlispor ve Antalyaspor evine geliyor. Hafif capta kriz yasadiklari bu dönemde cok iyi oldu onlar icin bu. Galip gelecek taraf elbette Besiktas.

Sonntag, 25. Januar 2009

Fenerbahce-Trabzonspor: 0-0

Iki post evvel haftanin tahminlerini yapmistim kendimce. Tahminlerimin icinde bu maca kadar bir karsilasmayi saymazsak hic birini tutturamamistim, ilginctir yanilmayi en cok istedigim macta yanilmadim.

Sonucta Fenerbahce'nin takilacagi yönündeki iddiam herhangi bir veriye dayanmiyordu aslinda. Öylesine bir his. Metafiziki bir durumdu. Oluyor bazen bu. Old Traffort'ta Man U'yu 1-0 yendigimiz mactan önce de olmustu bu his yogunlasmasi, Inter'i Istanbul'da yendigimiz mactan önce de... Neyse, maca dönelim.

Karsilasmayi Fenerbahce kazanabilirdi de. Ama kazanabilirligi kadar kaybetme ihtimali de vardi. Heleki ikinci yaridaki Trabzonspor'u görünce Fenerbahce 1 puana dua etmeli seklinde düsünülebilir. Ama ilk yariya bakarsak da, Trabzon da cok net pozisyonlara sahipti evet ama gole daha yakin olan ekip her haliyle Fenerbahce idi. Hülasa, beraberlik, adalet duygusu acisindan bu macin en optimum sonucuydu. Galatasaray'in takildigi bir haftada, kendinden yukardaki rakibiyle olan bu karsilasmayi kazanmak cok önemliydi Fenerbahce icin elbette. Ama bu ligte bu puanlarin kaybedilmesi normaldir.

Maci uzun uzun anlatmaya gerek yok. Soluk da yetmez zaten. Nerdeyse her saniyesi pozisyondu. Ben bireysel anlamda Fenerbahceli oyuncularin durumlarina egilme taraftariyim.

Ümid ederim diyecegim ama ise yaramayacagini biliyorum; Alex'in bu haftaki oyunu "aman efendim onsuz Fenerbahce bir hic, o bulunmaz bir hint kumasi, o insanötesi bir varlik, o tanrinin bir lütfu" gibi sacmalayanlara kapak olmustur. Fenerbahce ayaga pas yaparak tempolu bir hücum futbolu oynamak istiyor. Ama o da ne; Alex'in ayagina gelen her top ile takim ya temposunu kaybediyor, cünkü Alex durarak oynuyor, ya da biraz sert oynayan onun yanindaki rakibine taopu teslim ediyor. Ve inanilmaz bir vurdumduymazlikla zahmet edip kaptirdigi pesi alma cabasi icerisine girmiyor da. Ayni zamanda, korneri ve duran toplari sadece onun iyi kullanabildigini düsünen bu Alex hayranlari Alex'in bu macta kullandigi duran toplara da biraz daha normal gözle bakabilmislerdir.

Fenerbahce savunmasi cok iyi; ama takim halinde savunmaya kapandiklarinda, kale önüne yigildiklarinda. Sayet, biraz acik oynayip hucüma cikarlarsa, golü düsünüyorlarsa savunma darmadagin oluyor. Besiktas macinda, Kayseri macinda, Galatasaray macinda ve Arsenal macinda avarel Edu ve ruh hastasi Lugano'nun arasina atilan her top gol veya gol pozisyonu olmustu. Trabzonsporlu forvetler becerikli veya sansli olsa bunun bir tekrari bu macta da sözkonusu olacakti. O halde nedir; Fenerbace birbirlerine oldukca benzerlik arzeden bu iki oyuncudan en azindan birinden vazgecip, ki bu isim bence avarel Edu olmalidir, onun yerine Lugano ile iyi bir ikili olusturabilecek, onun arkasina kacirdigi top ve adamlari süpürebilecek güclü olmasa da, cevik ve hizli bir oyuncunun alinmasi lazim. Ki bu oyuncunun oyuna topu sokma konusunda mahir bir isim olmasi lazim.

Ve Guiza... Saniyorum ona taninan kredilerin artik tükenmesinin zamanidir. Fenerbahce'nin oyun yapisi bu. Bu saatten sonra cift forvetli sisteme gecilemeyecegine göre. Bu sistemde de Guiza'nin basarili olamayacagi net bir sekilde ortaya ciktigina göre saniyorum Semih ile maclara baslamakta fayda var.

O halde Cöp tekesi: Guiza, Alex, Lugano, Edu.

Ve iyiler.

Deivid... Her yerdeydi. ortahada, savunmada, kanatlarda, ve forvette. Herseyi yapti. O bu takimin en degerli oyuncusu.

Gökhan Gönül... Cok güzel bindirmeler, cok cabuk geri dönüsler. Yattara'nin son dereceli tehlikeli kesmelerine ters kademeye müthis zamanlarda girerek yaptigi yerinde müdahaleler. Sen cok degerlisin Gökhan.

Selcuk... Bazen tuttugu formun da havasiyla kendisini devlestiren düz ve isvi futbolcu kimliginden show adamina dönüsmeye basladi. Bu eksiklikleri görmezden gelirsek, hele ki, Josico'yu göz önüne alirsak, Selcuk, Ballack gibi kaliyor onun yaninda.

Trabzonspor harika oynadi. Ilk yaridaki, Galatasaray macinda hic begenmemistim mesela onlari. Cok fazla maclarini izlememistim. Ama o Galatasaray maciyla edindigim izlenim Trabzonspor'un bu sezon sonuca gidemecegi yönündeydi. Sampiyonluk yarisinda. Ama bu mactaki performanslariyla bu düsüncelerimi bütünüyle degistirdiler. Olaganüstü bir iki yönlü futbol anlayislari var. Cok iyi basiyorlar. Kondisyonlari da cok iyi. Eger gol bölgesindeki elemanlari bir gömlek daha iyi futbolcular da olsa idi, bu hafta tarihi bir skorla Kadiköy'den ayrililabilirlerdi.

Samstag, 24. Januar 2009

Sivasspor-Galatasaray: 2-0

Haftanin en önemli maclarindandi. Ligin tepesindeki iki takim karsi karisiya geliyor. Beklenti cok yüksek elbette. Ama o da ne; futbola bu derece cok önem verilen, sadece yerlisi degil Avrupa'daki nerdeyse bütün liglerin yakindan takip edildigi bir ülkede; ciddi bir tezat olarak böyle akil almaz derecede berbat bir sahada, zeminde futbol oynanilmak zorunda kaliniyor. Oyuncularin ayakta durmasi mümkün degil. Top ceviremiyorlar. Futbol oynanmanin ötesinde zemin oyuncularin sakatlanmasina yol acacak ciddi dezavantajlar tasiyor. Özellikle yedek kulübelerinin önündeki o su birikintisinin varligi dahi tek basina skandaldir ve o bölgede herhangi bir oyuncunun ciddi manada sakatlanmamasi icten bile degildir. Nitekim Mohammed Ali sakatlandi. Daha dogrusu yaralandi demek lazim. Sakat kelimesini futbol icerisinde bir terim olmasi nedeniyle bu skandali hafifletici etki bile tasiyabilir; o yüzden kacinmak lazim.

Maca gelirsek... Galatasaray bu rezil sahaya ragmen top oynamaya calisan, iyi kötü pas girisimlerinde bulunan, tam manasiyla tehlikeli olmasa da hafif capta tehlike kokan varyasyonlarda bulunan tarafti. Ta ki Ümit Karan'in atilmasina dek. O ana kadar mac daha cok beraberligi hak ediyordu, illaki bir galibiyet cikacaksa bunu hak eden taraf Galatasaray'di. Ama Ümit Karan'in atilmasi sonucu direk etkiledi. Umarim hakem Ümit Karan'i hakli bir kararla atmistir. Eger Ümit Karan'in dedigi gibi su parcaciklarina attigi tekme nedeniyle sicrayan buz taneciklerinin üzerine hakemin üzerine gelmesiyse bu kirmizi kartin nedeni; cok yazik. Bu noktada Herr Skibbe'ye hak vermemek elde degil. Hak vermemek elde degil, elde olmasina da, kendisine insan sormadan da edemiyor: Hakem hatalariyla kazandiginiz maclarda neden bunlardan bahsetmiyordunuz sevgili Hocam?

Neyse cok deginmeye gerek yok daha fazla hakem konusuna. Macin ikinci yarisi ise, bir hayli heycanli ve Sivasspor adina eglendirici gecti. Son zamanlarda takimlarimizda dikkatimi cekmeye baslayan skor olarak rahatlayan tarafin sonrasinda eline gecen gol sanslarini laubalice ve özensizce harcamasinin bir benzerini Sivas'ta da gördük. Mac daha farkli olabilirdi de. Unutmadan; Ümit Karan'in karti icin birsey diyemiyorum ama, Yaser'in kesinlikle kirmizi kart görmesi gereken yerde de sariyla yirtmasi kayitlara gecmeli ve Skibbe'ye bunu da hatirlatmali.

Freitag, 23. Januar 2009

Ankaraspor-Konyaspor: 3-0

Ikinci yarinin acilis macinda bugün aksam Ankaraspor ile Konyaspor karsi karsiya geldi. Maci Ankaraspor'un kazanacagini tahmin ediyordum ama bu kadar kolay olacagini sanmiyordum. Karsilasmanin daha 1. dk'sinda defanstan cikarken kaptirilan tehlikeli bölgedeki top Mehmet Cakir'in mahir ayaklarindan gole dönüstü. Bu gol Ankaraspor'un oyununu cok rahatlatti. Cünkü Konyaspor belliydi ki daha cok ayaga pas yapmaya calisan, topa sahip olmayi ve onu cevirmeyi seven Ankaraspor'a karsi sert pres ile ise soyunmustu. Bu gol olmasaydi bir hayli zorlanabilirdi Ankaraspor sanki. Attigi bu golün üstüne bir süre yatan Ankaraspor ilk yarinin sonlarina dogru "meshur" pas oyunlarindan birkac demet sundu. Konyaspor biraz da sansiz tarafti iki tane -bence- tartismali penalti calindi aleyhlerine. Biri gol olmadi da ikincisini affetmedi neden ilkonbirde olmadigini anlamadigim Neca.

Ankaraspor maci rahat cikartti. Konyaspor'dan oyun anlayisi olarak da kadro olarak da zaten bir numara büyüklerdi. Konyaspor eksik kalinca bu daha da artti. Onliberolarin istahli sekilde hücum bölgelerinden dolasmalari, sag-bek ve sol-bekleirn caplarina bakmadan mütemadiyen kanattan bindirme yapmalari, ilerdeki tek forvet Konate'nin yipratici kosulari ve presleriyle oldukca güzel bir takim görüntüsü verdiler. Ama ikinci yari iyice gardi düsmüs Konyaspor karsisinda sonuc sadece 3-0 ile bitmisse -evet sadece yoksa 6-0 olurdu mac cok rahat; bu aslinda oyun disiplinine takim kimligine cok önem veren Aykut Kocaman'in ögrencilerinin bu duruma oldukca büyük tezat olusturacak sekilde bencil ve disiplinden yoksun oynamalarindan ötürüydü. Özellikle de Özer ve Bilal bu konuda basi ceken isimlerdi.

Maci izlemeye en cok da Theo Weeks icin gittim. Ne ki ilk yarinin "tesadüfen" parlayan yildizi hocasi tarafindan yine Adem Kocak'a tercih edilmemisti. Zaten kendisini tanidiysak bu hocasinin ona verdigi degerden degil Adem Kocak'in sakat olmasindanmis. Bu takimin su anda var olan tek sikintisindan bahsedeceksek o da bu nokta. Oldukca genis ve lig standartlarinda iyi bir kadroya sahipler. Ve oyuncularin kaliteleri birbirine yakin. Bu adam varken sunlar nasil oynar diyemiyorsunuz pekcok bölgede. Ama bu pekcok kaliteli isimden bazilari neredeyse hic kullanilmadan ilk yarida simdi takimdan ayrilmak durumundalar.

Risp, Tita, Konate ve De Nigris nerdeyse hic kullanilmadilar koskoca ilk yarida. Simdi Risp, De Nigris vs. beklenen verimin alinmdigi icin gönderilmek isteniyor. Bir oyuncudan beklenilen verimin alinip alinmayacagi nasil belli olur cok merak ediyorum simdi. Fenerbahceliler söylese ki, Maldonado'dan gerekli verimi alamadik. Cok anlasilir. Cünkü Sampiyonlar Ligi de dahil pekcok macta kendisine sans verildi oynama firsati edindi kendisi. Ama hicbic mactaki performansi bir digerinden farkli ve tatmin edici degildi. Pekii Risp kac macta forma giydi bu sene; hic. De Nigris; cok az. Tita nerdeyse hemen hic. Tek basina atreman performansi yeterli midir böyle birsey icin.

Cok ünlü ve kabul görmüs teknik direktörlerinin sistemetik sekilde uyguladiklari bir yöntem vardir: Rostasyon. Iste Ankaraspor'da su anda eksik olan bu. Bazi oyuncular mütemadiyen kendi aralarindan macin 60.dksindan itibaren degistirilmelidir mesela. Yana maca Hurriyet-Adem önliberosuyla ciktiysa hoca ilerleyen dakikakarda sonuc ne olursa olsun Theo Weeks'i almalidir maca. Ve sayet bir süre böyle devam ederse, belli bir süreden sonra da bu iki isimden birisi yedek baslarken Weeks onun yerine onbirde baslamalidir. Murat Tosun'un, Konate'nin ve De Nigris'in performansini ancak birbirlerine esit oranda sans verdiginiz anda degerlendirebilirsiniz. De Nigris gitti simdi Meye geldi. Degisen ne olacak cok merak ediyorum, ve kendi tahmini söyleyeyim, ne Konate ne de Meye dogru düzgün oynatilmayacaktir hocalari tarafindan onlarin yerine mütemadiyen Murat'i görecegiz kadroda.

Türkcell Süper Lig yeniden ve tahminler...

Uzun bir devre arasindan sonra (saniyorum 6 haftalik) mesin yuvarlak yeniden sahaya iniyor. Futbolseverler icin bu aralar elbette özleticidir. Türkcell Süper Lig'i gibi bir lig dahi özlenebilmektedir.

Bunun yaninda cok da heycanli bir acilis haftasi bizleri bekliyor. Acilis maci Ankaraspor ile Konyaspor arasinda. Fenerbahce'nin Trabzon ile, Sivas'in da Galatasaray ile oynayacak olmasi ve cuma maci olmasi hasabiyle bosalan dördüncü naklen yayin kontenjanini doldurmak Ankaraspor ile Konyaspor'a düsmüs. Temposu cok yüksek bir karsilasma beklemiyorum. Ve öyle tahmin ediyorum Ankaraspor 3 puani kazanan ekip olacak.

Cumartesi günü ise öglen saatinde oynanacak cok önemli bir macla basliyor. Sivasspor-Galatasaray. Hemen herkes Sivas'in sayet bu sezon gecen seneki gibi büyükler karsisindaki basarisizligini sürdürmez ve onlardan da puan almasini bilirse zirvedeki sansinin cok ciddi oldugu kanaatinde. Keza Sivas bu sene simdiye kadar Fenerbahce'den 3, Tranbzon deplesmanindan da 1 puan cikartti. Galiba Besiktas ile de Istanbul'da berabere kalmisti. Oldukca iyi sonuclar. Ama ben yine de Galatasaray karsisinda Sivas'in sonuca gidebilecegini sanmiyorum. Beraberlik degil, hem de 3 puan sari kirmizililara. Günün ayni saatinde yapilacak diger üc karsilasmada da, iki evsahibi Ankaragücü ve Kayserispor sirasiyla Antalyaspor ve Genclerbirligi karsisinda galibiyet elde ederken, Eskisehir-Gaziantepspor karsilasmasi beraberlikle biter tahminindeyim.

Günün kapanis maci Besiktas ve Denizli arasinda ve bence tahmin yürütmeye de hacet yok sonucla ilgili.

Pazar günün ilk iki karsilasmasi Bursaspor-Belediye ve Kocalelispor-Hacattepe karsilasmalariyla ilgili hic ahkam kesme taraftari degilim. Aksam ki mac ise cok önemli ama gönlüm Fenerbahce'den yana oldugu icin akli bir tahmin yürütmeden uzak olacagimi itiraf etmeliyim. Gönlüm Fenerbahce'nin kazanmasini isterken, hislerim sanki takilacagimiz yönünde.

Dienstag, 30. Dezember 2008

Kayseri Kadir Has Stadyumu (yeniden)

Birkac post evvel söz edilen stadin agustos ayi resimlerini yayinlayip bu is daha cok sürer demistim. Dün de Özhaseki, simdiki stadin yerini devretmek zorunda olduklarini ama, yapilan yeni stadyumun da beklenilen, öngörülen zamanda acilamayacagini bu yüzden de ikinci yari belli bir süre maclarini baska sehirlerde oynamak zorunda olduklarini söyledi.


Bekleniliyordu bu durum. Ama ilginctir, bugün ayni kisi agzindan stadin bitmek üzere oldugu, artik gün saydiklarini söyledigi haberleri cikti, beraberinde en yeni fotolarla.




Bahsettikleri "gün sayma" tam olarak ne anlam tasiyor bilmiyorum ama, su haliyle bu stadyumun bu sezon sonuna zor yetisecegini düsünmüyorum. Bitti bitiyor denilen stadin bir hayli ince isinin oldugu kesin.