Theo Weeks'ten, arsivleri kurcalasak, Aykut Kocaman yönetimindeki Ankaraspor'u yakindan takip etmeye calistigim dönemlerde övgüyle bahsettigim görülebilir...
Simdilerde cok uzaklastik kendisinden. Galiba Ankaragücü'ne gecis asamasinda uzun bir süre uzak kaldi formadan. Bir anda da giremedi forma... Olasidir. Dilerim cok sürmez bu ayrilik. Cok önemli bir oyuncu idi benim gözümde kendisi....
Posts mit dem Label Ankaraspor werden angezeigt. Alle Posts anzeigen
Posts mit dem Label Ankaraspor werden angezeigt. Alle Posts anzeigen
Samstag, 2. Januar 2010
Sonntag, 8. März 2009
Sivasspor-Ankaraspor: 1-1

Kenarda, cevreden, disardan gelip de merkezdeki müktedirlerin keyfini kaciran disarililar her vakit sempati toplamislardir... Ama adi konulmamis bu kurala tezat olusturan bir tür gelisme ile karsi karsiyayiz...
Yillardir ligin tepesinde hüküm süren ama ligin geri kalanin caresizligi nedeniyle defolari bir türlü ortaya simdiye kadar cikartilmayan büyükleri, kisitli bütcesi ve mütevazi kadrosuyla tehdit eden bir disarili dolasiyor ligin tepelerinde son iki yildir...
Ama yukarda da bahsettigim gibi bu takim bir türlü sevilemiyor; disarili oldugu halde, merkezdeki müktedirleri rahatsiz ettigi halde ve bütün bunlari "ciliz" haliyle yaptigi halde... Nedeni elbette cok basit: Bülent Uygun'un ta kendisi...
Tamam; kendisi ligin en beyefendi, en sportmen sahsi da olsa bazilarinca yine de sevilmeyecek ve basarisi kücümsenecektir; sirf Fenerbahceli oldugu icin... Bu sekilde düsünen ruh hastalarini bir kenara birakiyorum. Onlari tartismaya dahi deger bulmuyorum.
Bu rahatsiz grubun disinda, Bülent Uygun'un sirf yaptiklari ve söylediklerinden dolayi Sivasspor'dan uzaklasan, onlarin sampiyonlugunu artik cok da gönülden istemeyen kitleler cogalmaya baslamistir, ve Bülent Uygun bu yolda devam ettigi müddetce bunlarin sayisi artacaktir...
Bütün bunlari, bugünkü macin icerisinde, Sivasspor beraberlik golünü yedikten sonra kendisini yedek kulübesinin camini tekmeyle yere indirmesi ve mac sonunda hakeme yönelik yaptigi cirkin hareketler üzerine yazma ihtiyaci hissettim.
Pekii hareketler cirkinse de Bülent Uygun'un cildirmasina neden olacak hatalar yapti mi hakem? Kesinlikle hayir. Ne Yunus Yildirim, ne Selcuk Dereleli ne de bir baskasi... Bu ligin en kaliteli hakemi kim deseler; cok net sekilde bukünkü macin hakemi Deniz Coban'i gösteririm. Bugünkü macta da ta ki Sivasspor golü yiyene kadar hatasiz mac yönetmisti. Sivas'in beraberlik gölünün arkasindan bana sanki kalan dakikalarda seyircilerden ve ev sahibi takimdan etkilendigi icin tercih haklarini genelde Sivas'tan yana kullandi ve onlarin cezasahasi karambokerinde yaptiklari faulleri görmezden geldi diye düsünmekteysem de bu süre zarfinda sonuca etki edecek hicbir hatasi olmadi...
Bülent Uygun'un kudurmasina neden olsan pozisyon ise, Ankaraspor'un golü attigi pozisyon öncesinde ortasaha da bir faul pozisyonun olup olmadigi... Yayinci kurulus o ani tekrar göstermedi veya ben kacirdim, o yüzden tekrar izleyemedim, ama mac icindeki benzeri hicbir pozisyonu faul olarak calmadigini bildigim icin orda da herhangi bir hatanin sözkonusu oldumadigini düsünmekteyim... Dahasi o atak bir defa Sivasspor cezsahasi yayina kadar gitmis ve defans elemanlarinca savusturulmustur ki o savusturulan top yine cok uzaklastirilamamisken tekrar bir Ankaraspor atagina dönüserek gol olmustur... Yani Sivas'in o ani toparlayacak bir hayli zamani olmustur... Ama tabii sampiyonluga giden yol, Sivaspor'un örnek aldigi büyüklerinin gösterdigi kadariyla cirfeklesmekten gecmemktedir bir hayli... Yani aslinda haksiz oldugunu bile bile bagiracak, cagiracak, bize karsi komplolar kuruluyor diyecek, hakeme yükleneceksin ki, hem kendi hatalarinin üzerini örtebilesin, yenilgiye yol acan hem de geriye kalan haftalarda hakemleri ve spor camiasini etki altina alabilesin ve mümkün ise senin lehine hatalar yapmalarina yolacabilesin....
Mac icin söylenebilecek cok fazla birsey yok. Sivaspor cok zamandir bu puan kayiplarin olusacagina dair ipuclari veriyordu... Kazandiklari hicbir karsilasmayi özellikle son dönemlerde oyun olarak sahaya üstünlüklerini koyarak kazanmamislardi... Genelde oyun planlari su sekilde: Ani bir gol bulmaya calis ve o golün üstüne bir hayli sert oynayarak kapanmak suretiyle yat. Ankaraspor karsisinda yaptiklari da bundan farkli degildi... Golü yiyene kadar da bunda muvaffak oldular. Yedikleri gol dahi bir pozisyon dahilinde gerceklesmedi aslinda. Uzaktan gelen sut, aynen ilk yarida kendi attiklari gibi rüzgarin da yardimiyla hiz kazanip gol oldu...
Oldukca zamansiz gelen bu beraberlik sayisi özellikle de o berbat rüzgara karsi oynayan bir takim icin elbette herseyin sonu demekti ve öyle de oldu... Bastan sona üzerine yatilmaya calisilan gol ve pesinden gidilen oyun plani cöpe gitmis oldu...
Ankaraspor icin aslinda yeni bir sey söyleyemiyorum ben... Aykut Kocaman cok vasat bir teknik direktör ve maalesef kendini hicbir sekilde asamiyor... Ankaraspor'un gol de dahil bir tane dahi cezasahasi pozisyonu yok. Neredeyse Sivaspor'un iki kati kadar topa sahip olma oranina sahiptilere % 90'lara varan pas yüzdesiyle oynadilar ama ilginctir birakin kale ici pozisyonlarini gol disinda kaleyi tutan tek bir tehlikeli sutlari yok...
Kendisi devre arasi verim alamadigi gerekcesiyle, bu lig standarlarindan bir hayli kaliteli diyebilecegimiz bir dizi yabanci oyuncu ile yollarini ayirmistir. Daha önce de yazmistim, sahada sürede alamadigi müddetce oyunculardan verim alip alamamayi neye dayarak belirleyebilirsiniz diye... Adem Kocak'in sakatligi sayesinde ligin ilk yarisinda tanima firsati buldugumuz Theo Weeks Adem düzeldikten sonra yeniden kulübeye mahkum olmus durumda... Adem Kocagin, hatta bazen önliberoyu ücleyip de Muhammed Hanefi'nin oynadigi bir ortasaha kurgusunda Weeks'in oynayamasinin bence hicbir aciklamasi yok... Sene sonunda ondan da verim alinamadigi icin ayrilinilirsa hic sasirmam. Ve bir büyük bütce ve kaliteli kadro yeniden Kocaman'in elinde kadüklestirilip kalinirsa...
Ankaraspor'un golünü atan Umut icin ayri bir paragraf acmak lazim saniyorum. Cocugun golde topu alisi, sürüsü ve köseyi görüsü olaganüstü ama onun disinda ortasahada bir pozisyonda rakibini ekarte edisi var ki; muazzam, izlemeye deger buluyorum ve yabanci olmadigi icin Aykut Kocaman tarafindan yok edilmeyecegine de emin oldugumdan icim rahat...
Yillardir ligin tepesinde hüküm süren ama ligin geri kalanin caresizligi nedeniyle defolari bir türlü ortaya simdiye kadar cikartilmayan büyükleri, kisitli bütcesi ve mütevazi kadrosuyla tehdit eden bir disarili dolasiyor ligin tepelerinde son iki yildir...
Ama yukarda da bahsettigim gibi bu takim bir türlü sevilemiyor; disarili oldugu halde, merkezdeki müktedirleri rahatsiz ettigi halde ve bütün bunlari "ciliz" haliyle yaptigi halde... Nedeni elbette cok basit: Bülent Uygun'un ta kendisi...
Tamam; kendisi ligin en beyefendi, en sportmen sahsi da olsa bazilarinca yine de sevilmeyecek ve basarisi kücümsenecektir; sirf Fenerbahceli oldugu icin... Bu sekilde düsünen ruh hastalarini bir kenara birakiyorum. Onlari tartismaya dahi deger bulmuyorum.
Bu rahatsiz grubun disinda, Bülent Uygun'un sirf yaptiklari ve söylediklerinden dolayi Sivasspor'dan uzaklasan, onlarin sampiyonlugunu artik cok da gönülden istemeyen kitleler cogalmaya baslamistir, ve Bülent Uygun bu yolda devam ettigi müddetce bunlarin sayisi artacaktir...
Bütün bunlari, bugünkü macin icerisinde, Sivasspor beraberlik golünü yedikten sonra kendisini yedek kulübesinin camini tekmeyle yere indirmesi ve mac sonunda hakeme yönelik yaptigi cirkin hareketler üzerine yazma ihtiyaci hissettim.
Pekii hareketler cirkinse de Bülent Uygun'un cildirmasina neden olacak hatalar yapti mi hakem? Kesinlikle hayir. Ne Yunus Yildirim, ne Selcuk Dereleli ne de bir baskasi... Bu ligin en kaliteli hakemi kim deseler; cok net sekilde bukünkü macin hakemi Deniz Coban'i gösteririm. Bugünkü macta da ta ki Sivasspor golü yiyene kadar hatasiz mac yönetmisti. Sivas'in beraberlik gölünün arkasindan bana sanki kalan dakikalarda seyircilerden ve ev sahibi takimdan etkilendigi icin tercih haklarini genelde Sivas'tan yana kullandi ve onlarin cezasahasi karambokerinde yaptiklari faulleri görmezden geldi diye düsünmekteysem de bu süre zarfinda sonuca etki edecek hicbir hatasi olmadi...
Bülent Uygun'un kudurmasina neden olsan pozisyon ise, Ankaraspor'un golü attigi pozisyon öncesinde ortasaha da bir faul pozisyonun olup olmadigi... Yayinci kurulus o ani tekrar göstermedi veya ben kacirdim, o yüzden tekrar izleyemedim, ama mac icindeki benzeri hicbir pozisyonu faul olarak calmadigini bildigim icin orda da herhangi bir hatanin sözkonusu oldumadigini düsünmekteyim... Dahasi o atak bir defa Sivasspor cezsahasi yayina kadar gitmis ve defans elemanlarinca savusturulmustur ki o savusturulan top yine cok uzaklastirilamamisken tekrar bir Ankaraspor atagina dönüserek gol olmustur... Yani Sivas'in o ani toparlayacak bir hayli zamani olmustur... Ama tabii sampiyonluga giden yol, Sivaspor'un örnek aldigi büyüklerinin gösterdigi kadariyla cirfeklesmekten gecmemktedir bir hayli... Yani aslinda haksiz oldugunu bile bile bagiracak, cagiracak, bize karsi komplolar kuruluyor diyecek, hakeme yükleneceksin ki, hem kendi hatalarinin üzerini örtebilesin, yenilgiye yol acan hem de geriye kalan haftalarda hakemleri ve spor camiasini etki altina alabilesin ve mümkün ise senin lehine hatalar yapmalarina yolacabilesin....
Mac icin söylenebilecek cok fazla birsey yok. Sivaspor cok zamandir bu puan kayiplarin olusacagina dair ipuclari veriyordu... Kazandiklari hicbir karsilasmayi özellikle son dönemlerde oyun olarak sahaya üstünlüklerini koyarak kazanmamislardi... Genelde oyun planlari su sekilde: Ani bir gol bulmaya calis ve o golün üstüne bir hayli sert oynayarak kapanmak suretiyle yat. Ankaraspor karsisinda yaptiklari da bundan farkli degildi... Golü yiyene kadar da bunda muvaffak oldular. Yedikleri gol dahi bir pozisyon dahilinde gerceklesmedi aslinda. Uzaktan gelen sut, aynen ilk yarida kendi attiklari gibi rüzgarin da yardimiyla hiz kazanip gol oldu...
Oldukca zamansiz gelen bu beraberlik sayisi özellikle de o berbat rüzgara karsi oynayan bir takim icin elbette herseyin sonu demekti ve öyle de oldu... Bastan sona üzerine yatilmaya calisilan gol ve pesinden gidilen oyun plani cöpe gitmis oldu...
Ankaraspor icin aslinda yeni bir sey söyleyemiyorum ben... Aykut Kocaman cok vasat bir teknik direktör ve maalesef kendini hicbir sekilde asamiyor... Ankaraspor'un gol de dahil bir tane dahi cezasahasi pozisyonu yok. Neredeyse Sivaspor'un iki kati kadar topa sahip olma oranina sahiptilere % 90'lara varan pas yüzdesiyle oynadilar ama ilginctir birakin kale ici pozisyonlarini gol disinda kaleyi tutan tek bir tehlikeli sutlari yok...
Kendisi devre arasi verim alamadigi gerekcesiyle, bu lig standarlarindan bir hayli kaliteli diyebilecegimiz bir dizi yabanci oyuncu ile yollarini ayirmistir. Daha önce de yazmistim, sahada sürede alamadigi müddetce oyunculardan verim alip alamamayi neye dayarak belirleyebilirsiniz diye... Adem Kocak'in sakatligi sayesinde ligin ilk yarisinda tanima firsati buldugumuz Theo Weeks Adem düzeldikten sonra yeniden kulübeye mahkum olmus durumda... Adem Kocagin, hatta bazen önliberoyu ücleyip de Muhammed Hanefi'nin oynadigi bir ortasaha kurgusunda Weeks'in oynayamasinin bence hicbir aciklamasi yok... Sene sonunda ondan da verim alinamadigi icin ayrilinilirsa hic sasirmam. Ve bir büyük bütce ve kaliteli kadro yeniden Kocaman'in elinde kadüklestirilip kalinirsa...
Ankaraspor'un golünü atan Umut icin ayri bir paragraf acmak lazim saniyorum. Cocugun golde topu alisi, sürüsü ve köseyi görüsü olaganüstü ama onun disinda ortasahada bir pozisyonda rakibini ekarte edisi var ki; muazzam, izlemeye deger buluyorum ve yabanci olmadigi icin Aykut Kocaman tarafindan yok edilmeyecegine de emin oldugumdan icim rahat...
Dienstag, 3. März 2009
Sevgili Aykut Hoca, senin eline dünyanin en iyi kadrosunu verseler, yapacagin yine bu kadardir....
Eski tas eski hamam olmaya basladi hersey yine. Büyükler ait olduklari yerlere dogru hareket ederken, onlari zorlayacagini düsündügümüz, Bursaspor, Kayserispor, Ankaraspor, Gaziantepspor gibi takimlar ise, bir kez daha bizleri yaniltarak büyükler karsisindaki yetersiz anadolu takimi huviyetine döndüler...
Bugün Ankaraspor da bu performansini acik acik gösterdi... Ligin ilk yarisinda 3-1 yendikleri Besiktas karsisinda yine ayni skorlar evinde kaybetti ve kupaya büyük olasilikla veda etti.
Basliktaki elestiri elbette, sadece Ankaraspor'un aynen diger bahsettigim anadolu klüpleri gibi büyükler karsisinda direnc gösteremeyen hale dönüsmesiyle ilgili degil...
Aykut Kocaman'in, idare edemedigi, rotasyon sayesinde bütün oyuncularini hazir tutamadigi icin kücültügü kadrolari asiri yüklenmeden ve mac trafiginden bir süre sonra düsüse geciyor... Diger taraftan, topu durmadan cevirebilme ama bu cevirilen toplari hücum bölgesinde bir türlü pozisyona dönüstürememe sikintisi diger takimlarinda oldugu gibi Ankaraspor'da da devam ediyor...
Böyle olunca da aynen bu aksam ki gibi sefil, sonuca gitmekten aciz, aslinda hicbir sey yapmayan bir Besiktas'a karsi farkli skorlar yenilebiliyor... Ve Ankaraspor'un kadrosu esasinda Sivasspor'dan diyelim, kesinlikle daha iyi bir kadro-idi. Bu deneme hoca ile ilgili son ümitlenmeydi sansim adina. Bu Ankaraspor performansiyla belki bu sefer olacak diye heveslenmistim... Maalesef yine ayni terane...
Donnerstag, 5. Februar 2009
Ankaraspor-Denizlispor: 2-1
Firsat buldukca, tv'de naklen verildikce kacirmamaya calisiyorum anadolu takimlariminin maclarini. O bakimdan Besiktas-Antalyaspor macinin yerine Ankaspor-Denizlispor macini tercih edebiliyorum.
Ibrahim'in icin hazirlanmis daglar gibi atese gagasinda bir damla su ile ucan güvercin misali, hicbir cürmü olmasa da her tarafi üc büyüklerin kapladigi spor medyasina inat anadolu takimlarinin maclarindan haberler veremek istiyorum blogta. O yüzden önceligi- elbette Fenerbahce'den sonra bu takimlar aliyor.
Ne ki bu durum iyi bir de sbair gerektiriyor zira dünkü kalitesizligi görünce Ankaraspor-Denizlispor macindaki, insan buraya ayirdigim saati gidip evde bitirmem gereken yazilar icin ayirirdim diyebiliyor. Neyse...
Bir önceki paragraftaki serzenisten de anlasilacagi üzere rezalet bir macti Ankara kirsalinda oynann dünkü ceyrek final karsilasmasi. Ilk mactaki 1-1'lik skor Ankaralilarin isine yaradigi icin cok düsük tempolu, cok rolantide bir futbol tercih ettiler, skor avantajini korumak istiyorlardi. Denizlispor iste bir miktar cirpindi ama kapasitesi yetmedi.
Bu ikilinin ilk maclarindanki dengeli mücadeleye aldanip o macin devam eden haftasindaki Denizlispor-Galatasaray macinin Galatasaray icin sanildigi kadar kolay olmayacagini iddia etmistim. Öyle ya, adamlar ligin teperindeki Ankaraspor ile oldukca basabas bir futbol oynamislardi. Ama görünen o ki, bulundugu yeri hak etmeyen Denizli degil, Ankaraspor imis. Dünkü mücadele de oldukca esit gecti zira. Ankaraspor'un buldugu ilk gol, Bilal Kisa'nin her zaman deneyip de tutturamadigi berbat sutlarindan ilk defa bir tanesinin kaleyi bulmasiyla gerceklesmisti. Yillardir bu elemani izlerim, her zaman savruk ve dengesizdir, o noktalardan da cömertce sürekli sut ceker, ama denedigi 20 suttan ancak birisi dünkü gibi kaleyi basarili bir sekilde bulurdu o % 5 lik ihtimal de talihsiz Denizli'nin basina patladi. O ana kadar Ankaraspor'un da birkac tane disinda kaydeger hicbir aksiyonu yoktu halbuki.
Denizlispor ise bugün de ögrendigim teknik direktörleri Umit Kayihan'i gönderme eyleminden sonra iyice krizin icerisine süreklenen bir kulüp hüviyetinde. Bundan birkac yil evvel ligin son macinda kaybettigimiz sampiyonlugun bas müssebbibi olarak onlari hic sevemesem de bu durumlar oldukca düsündürücü kendileri adina. Muazzam bir zemine sahip stadyumlari. Harika tribünleri ve seyircileri var. Saniyorum Ersun Hoca'nin da ilk dogdugu yer. Futbol adina bunca olumlu özelligi bünyesinde barindiran bir sehrin icine düstügü bu durum hakikaten düsündürücü.
Son söz Meye'ye...
Bir 70 dk daha oynadi dün. geldi geleli 250. dk'si bu onun. Üc mac oynadi, ikinsinde 70'er dakika, birinde 90 dakika sahada kaldi. Kesin kanaatim: Fevkalede kötü bir transfer. Bir önceki Ankaraspor postunda biraz daha detayli yazdim neden iyi bir futbolcu olmadigi yönündeki düsüncelerimle ilgili, yeniden girmeye gerek yok. Yine olumlu hareket sifir, pasa hatasi yüzdesi cok yüksek, girdigi pozisyon yok, kazandigi ikili mücadele yok, aldigi hava topu sifir, son derece agir, bilekleri kesinlikle yumsak degil... Ve bu oyuncu icin gözden cikartilan deger De Nigris... Daha gelmiyorum Davos'a... Pardon daha da söz söylemiyorum olcakti o....
Ibrahim'in icin hazirlanmis daglar gibi atese gagasinda bir damla su ile ucan güvercin misali, hicbir cürmü olmasa da her tarafi üc büyüklerin kapladigi spor medyasina inat anadolu takimlarinin maclarindan haberler veremek istiyorum blogta. O yüzden önceligi- elbette Fenerbahce'den sonra bu takimlar aliyor.
Ne ki bu durum iyi bir de sbair gerektiriyor zira dünkü kalitesizligi görünce Ankaraspor-Denizlispor macindaki, insan buraya ayirdigim saati gidip evde bitirmem gereken yazilar icin ayirirdim diyebiliyor. Neyse...
Bir önceki paragraftaki serzenisten de anlasilacagi üzere rezalet bir macti Ankara kirsalinda oynann dünkü ceyrek final karsilasmasi. Ilk mactaki 1-1'lik skor Ankaralilarin isine yaradigi icin cok düsük tempolu, cok rolantide bir futbol tercih ettiler, skor avantajini korumak istiyorlardi. Denizlispor iste bir miktar cirpindi ama kapasitesi yetmedi.
Bu ikilinin ilk maclarindanki dengeli mücadeleye aldanip o macin devam eden haftasindaki Denizlispor-Galatasaray macinin Galatasaray icin sanildigi kadar kolay olmayacagini iddia etmistim. Öyle ya, adamlar ligin teperindeki Ankaraspor ile oldukca basabas bir futbol oynamislardi. Ama görünen o ki, bulundugu yeri hak etmeyen Denizli degil, Ankaraspor imis. Dünkü mücadele de oldukca esit gecti zira. Ankaraspor'un buldugu ilk gol, Bilal Kisa'nin her zaman deneyip de tutturamadigi berbat sutlarindan ilk defa bir tanesinin kaleyi bulmasiyla gerceklesmisti. Yillardir bu elemani izlerim, her zaman savruk ve dengesizdir, o noktalardan da cömertce sürekli sut ceker, ama denedigi 20 suttan ancak birisi dünkü gibi kaleyi basarili bir sekilde bulurdu o % 5 lik ihtimal de talihsiz Denizli'nin basina patladi. O ana kadar Ankaraspor'un da birkac tane disinda kaydeger hicbir aksiyonu yoktu halbuki.
Denizlispor ise bugün de ögrendigim teknik direktörleri Umit Kayihan'i gönderme eyleminden sonra iyice krizin icerisine süreklenen bir kulüp hüviyetinde. Bundan birkac yil evvel ligin son macinda kaybettigimiz sampiyonlugun bas müssebbibi olarak onlari hic sevemesem de bu durumlar oldukca düsündürücü kendileri adina. Muazzam bir zemine sahip stadyumlari. Harika tribünleri ve seyircileri var. Saniyorum Ersun Hoca'nin da ilk dogdugu yer. Futbol adina bunca olumlu özelligi bünyesinde barindiran bir sehrin icine düstügü bu durum hakikaten düsündürücü.
Son söz Meye'ye...
Bir 70 dk daha oynadi dün. geldi geleli 250. dk'si bu onun. Üc mac oynadi, ikinsinde 70'er dakika, birinde 90 dakika sahada kaldi. Kesin kanaatim: Fevkalede kötü bir transfer. Bir önceki Ankaraspor postunda biraz daha detayli yazdim neden iyi bir futbolcu olmadigi yönündeki düsüncelerimle ilgili, yeniden girmeye gerek yok. Yine olumlu hareket sifir, pasa hatasi yüzdesi cok yüksek, girdigi pozisyon yok, kazandigi ikili mücadele yok, aldigi hava topu sifir, son derece agir, bilekleri kesinlikle yumsak degil... Ve bu oyuncu icin gözden cikartilan deger De Nigris... Daha gelmiyorum Davos'a... Pardon daha da söz söylemiyorum olcakti o....
Samstag, 31. Januar 2009
Trabzonspor cok istahli...
Günün ilk iki karsilasmasi tahminlerimin dogrultusunda sonuclanmisti, bu hafta tahmin isinde iyiyiz hadi bakalim derken, ilk darbeyi cok gecmedi, günün ücüncü macindan aldik. Beraber sonuclacagini iddia ettigim Ankaraspor-Trabzonspor karsilasmasi, Trabzon'un üstelik de oldukca rahat bir sekilde 2-0 lik galibiyetiyle sonuclandi.
Karsilasmanin iki golünün de gecen hafta kacirilan Fenerbahce galibiyetinin bas sorumlusu olarak gösterilen iki golcü Gökhan ve Umut'tan gelmis olmasi oldukca manidar, dogrusu. Trabzon Ankaraspor'u cok iyi kilitledi, cok ciddi pozisyonlar da vermedi, birkac pozisyon bulduk Ankara ama, bunlari da bonkörce harcadi. Lakin Trabzonspor öyle bir görüntü sergiliyordu ki; o golleri atmis olsa Ankara, Trabzon'un elinden kurtulmasi mümkün yine de olmazdi. Trabzon her gecen hafta anlasilan o ki bir miktar daha ileriye gidiyor. Tabii yillarin birikmisligi sampiyonluk özleminin basariyla atlatilan her hafta sonrasi takimi biraz daha istahli ve motive hale getiriyor olmasi onlar adina en büyük sans. Oldukca muazzam bir kaleciye sahipler; yillar sonra ilk defa. Song ve Egemen, kemik gibi "masallah". Gökhan ve Umut, belki Sampiyonlar Ligi'nde basarili olmak isteyecek bir takim icin yeterli bir "duo" degil ama, bu ligi kazanmak icin fazlasiyla yeterli. Cale, daha ilk geldigi günden beri begendigim bir oyuncu. Collman da su anki varolan hedef icin yeterli geliyor. Selcuk, bence en iyi yerli oyuncularimizdan. Bütün bunlarin yanina yukarda bahsettigim istah ve takimin oyun ritminin cok iyi oturmus olmasi, Trabzonspor ile ilgili sampiyonluk sansi konusundaki kötümserligi degistiriyor demeliyim.
Rakip Ankaraspor cephesinde ise ortaya konulan islerden cok hosnut kalmadim. Ankaraspor bu maca kadar 33 puandaydi. ligin dördüncü sirasindaydi. Besiktas ve Fenerbahce'yi altina almisti. Galatasaray'in ise gerinsindeydi ama averajla. Oldukca göz kamastirici bir bilanco. Tabii bunlari yapabilmis bir takimdan kendi evinde oynadigi bir karsilasmada insan biraz daha iyi bir performans bekliyor. Cünkü, Ertugrul Saglam'li Kayserispor'un, ve Sivas'in yaptigini yapmasini bekliyorsunuz Ankara'dan da, ama görünen görüntü su haliyle bunu vermiyor. Belki gelecek sezon....
Ankaraspor'da yeni transfer Meye'yi iki mactir oldukca genis bir zaman izleme sansimiz oldu. Kupadaki Denizlispor macinda 70 dk. ve Trabzonspor karsisinda 90 dakika sahadaydi. Sonuc hic tatmin edici degil. Söyle aciklamaya calisayim. Ankaraspor ilerde tek bir golcü birakiyor, onun arkasinda fuleli, hizli, bileklerine hakim üclü bir hat kuruyor (Neca-Bilal, Özer, Mehmet Cakir), bu hattin gerisini ise ikili bir önlibero ile tutuyor. Bekleri siklikla hücumda görüyoruz. Simdi bu sistemde forvetteki oyuncunun klasik bir tabir olacak ama; iki özelligi bünyesinde tasimasi gerekiyor. Sirtini rakibe yasayip kendisinin gerindeki arkadaslarindan aldigi paslari saklayip takimin hücumda cogalmasini saglayacak bir oyuncu olabilmeli. Bu birinci özellik. Bunun icin en önemli sartlar, oyuncu cok güclü olmali ve ayaklarina hakim olmali. Meye güclü görünüyor ama ben 90 dakika boyunca birakin Egemen veya Song'u, zaman zaman birebir mücadele icerisinde oldugu Serkan'a karsi dahi fiziksel bir üstünlük kurdugunu görmedim. Haliyle de hicbir top saklayabilme, takimini rakipleri devire devire (M. Yildiz gibi) hücuma tasima mahirligini göremedik.
Bu tarz bir oyun kurgusunun golcüsünde beklenilmesi gereken diger özellik ise, cok hizli kosular yapabilmesi, genis alanda karsisina aldigi rakip savunmaciyi ikili sikistirma yoksa cogu zaman gecebilmelsidir. Birkac kez Meye'nin Trabzonspor savunmasini takim ilerdeyken az adamla genis alanda yakaladigini gördüm ve hicbirinde karsisindaki tek bir kisiden olusmus Trabzonspor savunmasini gecemedi. Geride biraktigi 160 dk. da bir golcü rakip kaleye tek bir sut cekmez mi; Meye'nin ben ne Denizlispor karsisinda ne Trabzonspor karsisinda rakip kaleye gönderdigi tek bir sutunu dahi görmedim. Mehmet Cakir yokladi rakip kaleyi, Özer , Neca yokladi, Hurriyet, Adem ikilisi ha keza. Hatta Ramazan ve Erhan gibi iki savunmaci dahi rakibi sutlariyla tehdit ettiler ama santrafor Meye'nin tek bir sutunu görmedim ben. Bilmiyorum cok mu erken bu yargi icin ama, asla tatmin edici bir transfer degil.
Karsilasmanin iki golünün de gecen hafta kacirilan Fenerbahce galibiyetinin bas sorumlusu olarak gösterilen iki golcü Gökhan ve Umut'tan gelmis olmasi oldukca manidar, dogrusu. Trabzon Ankaraspor'u cok iyi kilitledi, cok ciddi pozisyonlar da vermedi, birkac pozisyon bulduk Ankara ama, bunlari da bonkörce harcadi. Lakin Trabzonspor öyle bir görüntü sergiliyordu ki; o golleri atmis olsa Ankara, Trabzon'un elinden kurtulmasi mümkün yine de olmazdi. Trabzon her gecen hafta anlasilan o ki bir miktar daha ileriye gidiyor. Tabii yillarin birikmisligi sampiyonluk özleminin basariyla atlatilan her hafta sonrasi takimi biraz daha istahli ve motive hale getiriyor olmasi onlar adina en büyük sans. Oldukca muazzam bir kaleciye sahipler; yillar sonra ilk defa. Song ve Egemen, kemik gibi "masallah". Gökhan ve Umut, belki Sampiyonlar Ligi'nde basarili olmak isteyecek bir takim icin yeterli bir "duo" degil ama, bu ligi kazanmak icin fazlasiyla yeterli. Cale, daha ilk geldigi günden beri begendigim bir oyuncu. Collman da su anki varolan hedef icin yeterli geliyor. Selcuk, bence en iyi yerli oyuncularimizdan. Bütün bunlarin yanina yukarda bahsettigim istah ve takimin oyun ritminin cok iyi oturmus olmasi, Trabzonspor ile ilgili sampiyonluk sansi konusundaki kötümserligi degistiriyor demeliyim.
Rakip Ankaraspor cephesinde ise ortaya konulan islerden cok hosnut kalmadim. Ankaraspor bu maca kadar 33 puandaydi. ligin dördüncü sirasindaydi. Besiktas ve Fenerbahce'yi altina almisti. Galatasaray'in ise gerinsindeydi ama averajla. Oldukca göz kamastirici bir bilanco. Tabii bunlari yapabilmis bir takimdan kendi evinde oynadigi bir karsilasmada insan biraz daha iyi bir performans bekliyor. Cünkü, Ertugrul Saglam'li Kayserispor'un, ve Sivas'in yaptigini yapmasini bekliyorsunuz Ankara'dan da, ama görünen görüntü su haliyle bunu vermiyor. Belki gelecek sezon....
Ankaraspor'da yeni transfer Meye'yi iki mactir oldukca genis bir zaman izleme sansimiz oldu. Kupadaki Denizlispor macinda 70 dk. ve Trabzonspor karsisinda 90 dakika sahadaydi. Sonuc hic tatmin edici degil. Söyle aciklamaya calisayim. Ankaraspor ilerde tek bir golcü birakiyor, onun arkasinda fuleli, hizli, bileklerine hakim üclü bir hat kuruyor (Neca-Bilal, Özer, Mehmet Cakir), bu hattin gerisini ise ikili bir önlibero ile tutuyor. Bekleri siklikla hücumda görüyoruz. Simdi bu sistemde forvetteki oyuncunun klasik bir tabir olacak ama; iki özelligi bünyesinde tasimasi gerekiyor. Sirtini rakibe yasayip kendisinin gerindeki arkadaslarindan aldigi paslari saklayip takimin hücumda cogalmasini saglayacak bir oyuncu olabilmeli. Bu birinci özellik. Bunun icin en önemli sartlar, oyuncu cok güclü olmali ve ayaklarina hakim olmali. Meye güclü görünüyor ama ben 90 dakika boyunca birakin Egemen veya Song'u, zaman zaman birebir mücadele icerisinde oldugu Serkan'a karsi dahi fiziksel bir üstünlük kurdugunu görmedim. Haliyle de hicbir top saklayabilme, takimini rakipleri devire devire (M. Yildiz gibi) hücuma tasima mahirligini göremedik.
Bu tarz bir oyun kurgusunun golcüsünde beklenilmesi gereken diger özellik ise, cok hizli kosular yapabilmesi, genis alanda karsisina aldigi rakip savunmaciyi ikili sikistirma yoksa cogu zaman gecebilmelsidir. Birkac kez Meye'nin Trabzonspor savunmasini takim ilerdeyken az adamla genis alanda yakaladigini gördüm ve hicbirinde karsisindaki tek bir kisiden olusmus Trabzonspor savunmasini gecemedi. Geride biraktigi 160 dk. da bir golcü rakip kaleye tek bir sut cekmez mi; Meye'nin ben ne Denizlispor karsisinda ne Trabzonspor karsisinda rakip kaleye gönderdigi tek bir sutunu dahi görmedim. Mehmet Cakir yokladi rakip kaleyi, Özer , Neca yokladi, Hurriyet, Adem ikilisi ha keza. Hatta Ramazan ve Erhan gibi iki savunmaci dahi rakibi sutlariyla tehdit ettiler ama santrafor Meye'nin tek bir sutunu görmedim ben. Bilmiyorum cok mu erken bu yargi icin ama, asla tatmin edici bir transfer degil.
Freitag, 23. Januar 2009
Ankaraspor-Konyaspor: 3-0
Ikinci yarinin acilis macinda bugün aksam Ankaraspor ile Konyaspor karsi karsiya geldi. Maci Ankaraspor'un kazanacagini tahmin ediyordum ama bu kadar kolay olacagini sanmiyordum. Karsilasmanin daha 1. dk'sinda defanstan cikarken kaptirilan tehlikeli bölgedeki top Mehmet Cakir'in mahir ayaklarindan gole dönüstü. Bu gol Ankaraspor'un oyununu cok rahatlatti. Cünkü Konyaspor belliydi ki daha cok ayaga pas yapmaya calisan, topa sahip olmayi ve onu cevirmeyi seven Ankaraspor'a karsi sert pres ile ise soyunmustu. Bu gol olmasaydi bir hayli zorlanabilirdi Ankaraspor sanki. Attigi bu golün üstüne bir süre yatan Ankaraspor ilk yarinin sonlarina dogru "meshur" pas oyunlarindan birkac demet sundu. Konyaspor biraz da sansiz tarafti iki tane -bence- tartismali penalti calindi aleyhlerine. Biri gol olmadi da ikincisini affetmedi neden ilkonbirde olmadigini anlamadigim Neca.
Ankaraspor maci rahat cikartti. Konyaspor'dan oyun anlayisi olarak da kadro olarak da zaten bir numara büyüklerdi. Konyaspor eksik kalinca bu daha da artti. Onliberolarin istahli sekilde hücum bölgelerinden dolasmalari, sag-bek ve sol-bekleirn caplarina bakmadan mütemadiyen kanattan bindirme yapmalari, ilerdeki tek forvet Konate'nin yipratici kosulari ve presleriyle oldukca güzel bir takim görüntüsü verdiler. Ama ikinci yari iyice gardi düsmüs Konyaspor karsisinda sonuc sadece 3-0 ile bitmisse -evet sadece yoksa 6-0 olurdu mac cok rahat; bu aslinda oyun disiplinine takim kimligine cok önem veren Aykut Kocaman'in ögrencilerinin bu duruma oldukca büyük tezat olusturacak sekilde bencil ve disiplinden yoksun oynamalarindan ötürüydü. Özellikle de Özer ve Bilal bu konuda basi ceken isimlerdi.
Maci izlemeye en cok da Theo Weeks icin gittim. Ne ki ilk yarinin "tesadüfen" parlayan yildizi hocasi tarafindan yine Adem Kocak'a tercih edilmemisti. Zaten kendisini tanidiysak bu hocasinin ona verdigi degerden degil Adem Kocak'in sakat olmasindanmis. Bu takimin su anda var olan tek sikintisindan bahsedeceksek o da bu nokta. Oldukca genis ve lig standartlarinda iyi bir kadroya sahipler. Ve oyuncularin kaliteleri birbirine yakin. Bu adam varken sunlar nasil oynar diyemiyorsunuz pekcok bölgede. Ama bu pekcok kaliteli isimden bazilari neredeyse hic kullanilmadan ilk yarida simdi takimdan ayrilmak durumundalar.
Risp, Tita, Konate ve De Nigris nerdeyse hic kullanilmadilar koskoca ilk yarida. Simdi Risp, De Nigris vs. beklenen verimin alinmdigi icin gönderilmek isteniyor. Bir oyuncudan beklenilen verimin alinip alinmayacagi nasil belli olur cok merak ediyorum simdi. Fenerbahceliler söylese ki, Maldonado'dan gerekli verimi alamadik. Cok anlasilir. Cünkü Sampiyonlar Ligi de dahil pekcok macta kendisine sans verildi oynama firsati edindi kendisi. Ama hicbic mactaki performansi bir digerinden farkli ve tatmin edici degildi. Pekii Risp kac macta forma giydi bu sene; hic. De Nigris; cok az. Tita nerdeyse hemen hic. Tek basina atreman performansi yeterli midir böyle birsey icin.
Cok ünlü ve kabul görmüs teknik direktörlerinin sistemetik sekilde uyguladiklari bir yöntem vardir: Rostasyon. Iste Ankaraspor'da su anda eksik olan bu. Bazi oyuncular mütemadiyen kendi aralarindan macin 60.dksindan itibaren degistirilmelidir mesela. Yana maca Hurriyet-Adem önliberosuyla ciktiysa hoca ilerleyen dakikakarda sonuc ne olursa olsun Theo Weeks'i almalidir maca. Ve sayet bir süre böyle devam ederse, belli bir süreden sonra da bu iki isimden birisi yedek baslarken Weeks onun yerine onbirde baslamalidir. Murat Tosun'un, Konate'nin ve De Nigris'in performansini ancak birbirlerine esit oranda sans verdiginiz anda degerlendirebilirsiniz. De Nigris gitti simdi Meye geldi. Degisen ne olacak cok merak ediyorum, ve kendi tahmini söyleyeyim, ne Konate ne de Meye dogru düzgün oynatilmayacaktir hocalari tarafindan onlarin yerine mütemadiyen Murat'i görecegiz kadroda.
Ankaraspor maci rahat cikartti. Konyaspor'dan oyun anlayisi olarak da kadro olarak da zaten bir numara büyüklerdi. Konyaspor eksik kalinca bu daha da artti. Onliberolarin istahli sekilde hücum bölgelerinden dolasmalari, sag-bek ve sol-bekleirn caplarina bakmadan mütemadiyen kanattan bindirme yapmalari, ilerdeki tek forvet Konate'nin yipratici kosulari ve presleriyle oldukca güzel bir takim görüntüsü verdiler. Ama ikinci yari iyice gardi düsmüs Konyaspor karsisinda sonuc sadece 3-0 ile bitmisse -evet sadece yoksa 6-0 olurdu mac cok rahat; bu aslinda oyun disiplinine takim kimligine cok önem veren Aykut Kocaman'in ögrencilerinin bu duruma oldukca büyük tezat olusturacak sekilde bencil ve disiplinden yoksun oynamalarindan ötürüydü. Özellikle de Özer ve Bilal bu konuda basi ceken isimlerdi.
Maci izlemeye en cok da Theo Weeks icin gittim. Ne ki ilk yarinin "tesadüfen" parlayan yildizi hocasi tarafindan yine Adem Kocak'a tercih edilmemisti. Zaten kendisini tanidiysak bu hocasinin ona verdigi degerden degil Adem Kocak'in sakat olmasindanmis. Bu takimin su anda var olan tek sikintisindan bahsedeceksek o da bu nokta. Oldukca genis ve lig standartlarinda iyi bir kadroya sahipler. Ve oyuncularin kaliteleri birbirine yakin. Bu adam varken sunlar nasil oynar diyemiyorsunuz pekcok bölgede. Ama bu pekcok kaliteli isimden bazilari neredeyse hic kullanilmadan ilk yarida simdi takimdan ayrilmak durumundalar.
Risp, Tita, Konate ve De Nigris nerdeyse hic kullanilmadilar koskoca ilk yarida. Simdi Risp, De Nigris vs. beklenen verimin alinmdigi icin gönderilmek isteniyor. Bir oyuncudan beklenilen verimin alinip alinmayacagi nasil belli olur cok merak ediyorum simdi. Fenerbahceliler söylese ki, Maldonado'dan gerekli verimi alamadik. Cok anlasilir. Cünkü Sampiyonlar Ligi de dahil pekcok macta kendisine sans verildi oynama firsati edindi kendisi. Ama hicbic mactaki performansi bir digerinden farkli ve tatmin edici degildi. Pekii Risp kac macta forma giydi bu sene; hic. De Nigris; cok az. Tita nerdeyse hemen hic. Tek basina atreman performansi yeterli midir böyle birsey icin.
Cok ünlü ve kabul görmüs teknik direktörlerinin sistemetik sekilde uyguladiklari bir yöntem vardir: Rostasyon. Iste Ankaraspor'da su anda eksik olan bu. Bazi oyuncular mütemadiyen kendi aralarindan macin 60.dksindan itibaren degistirilmelidir mesela. Yana maca Hurriyet-Adem önliberosuyla ciktiysa hoca ilerleyen dakikakarda sonuc ne olursa olsun Theo Weeks'i almalidir maca. Ve sayet bir süre böyle devam ederse, belli bir süreden sonra da bu iki isimden birisi yedek baslarken Weeks onun yerine onbirde baslamalidir. Murat Tosun'un, Konate'nin ve De Nigris'in performansini ancak birbirlerine esit oranda sans verdiginiz anda degerlendirebilirsiniz. De Nigris gitti simdi Meye geldi. Degisen ne olacak cok merak ediyorum, ve kendi tahmini söyleyeyim, ne Konate ne de Meye dogru düzgün oynatilmayacaktir hocalari tarafindan onlarin yerine mütemadiyen Murat'i görecegiz kadroda.
Samstag, 10. Januar 2009
Ankaraspor-Kayserispor: 1-2
Ligin "saygideger" iki takimini izlemek icin gectim tv'nin basina. Kayserispor beklentilerimi karsiladi, maci da hakkiyla kazanan taraf olarak gruplardan cikma mücadelesinde cok büyük bir avantaj elde etti. Öbür taraftan Ankaraspor bir yandan tahmin ettigimin cok gerisinde bir oyun ortaya koydu, ama diger yandan bu beni hic de sasirtmadi.
Senecy-Batak, Ediz, Erhan, Ugur- Adem, Theo, Hurriyet, Bilal, Özer, Mehmet Özdemir. Gibi bir onbirle sahaya cikartmis hoca takimini.
Aykut Hoca'nin genclere firsat vermesini takdir ederim. Bu sayede zaten Özer'den Ediz'den, Murat Tosun'dan vs bahsedebiliyoruz su anda. Ama öbür taraftan zaman zaman bu isi abarttigini ve baska tarafini birakin kendi ayagina kursun siktigini düsünüyorum bu haliyle. Hadi Murat Tosun'u gectim, ligteki maclarda sürekli oynatti onu. Biraz dinlendireyim istemis olabilir. Kadrosunda Neca, De Nigris ve Konate'nin oldugu bir takin neden Mehmet Özdemir ile cikar sahaya? Var mi bunun akla mantiga yakin bir tarafi! Karsinizdaki takim Kayserispor. Yoluna devam edebilmesi icin sizi mutlaka yenmesi gerekiyor. Ve kaybettiginiz anda bir hayli sikintiya sokmus oluyorsunuz gruptan cikma konusunu.
Haliyle öyle oldu, neredeyse kaleye su cekemeden tamamlayacaklardi maci. Konate ve Mehmet Cakir'i oyuna sokmayi akil edebildi de hoca, takim birkac sut ile rakibini tehdit etti o dakikaden sonra. Golde de Konate'nin payi cok büyüktü. Ama yetmedi sonucu degismereye.
Aykut Kocaman daha önceki takimlarinda elde ettigi vasat performanslar sonucunda kendi icerisinde degisme gider ve futbol mentalitesini degistirir diye ümitlenmistim. Ama degisen hicbir sey yok maalesef. Ikinci yari sayet bu devam ederse Ankaraspor ciktigi yerden inecektir geriye dogru.
Kayserispor ise harika bir takim savunmasina sahip. Sikintilari gol bölgesinde cogalamamalari. Saniyorum bunun icin Agahowa degil de, farkli formasyonda bir golcüye ihtiyaclari var. Mehmet Yilmaz gibi. Bu benim düsüncem tabii, yaniliyor olabilir. Ama bu oyun onlarin ikinci yarida, en azindan Ankaraspor'un üzerinde olmayi hakeden bir takim olduklari izlenimi verdi. Saniyorum da öyle olacak.
Senecy-Batak, Ediz, Erhan, Ugur- Adem, Theo, Hurriyet, Bilal, Özer, Mehmet Özdemir. Gibi bir onbirle sahaya cikartmis hoca takimini.
Aykut Hoca'nin genclere firsat vermesini takdir ederim. Bu sayede zaten Özer'den Ediz'den, Murat Tosun'dan vs bahsedebiliyoruz su anda. Ama öbür taraftan zaman zaman bu isi abarttigini ve baska tarafini birakin kendi ayagina kursun siktigini düsünüyorum bu haliyle. Hadi Murat Tosun'u gectim, ligteki maclarda sürekli oynatti onu. Biraz dinlendireyim istemis olabilir. Kadrosunda Neca, De Nigris ve Konate'nin oldugu bir takin neden Mehmet Özdemir ile cikar sahaya? Var mi bunun akla mantiga yakin bir tarafi! Karsinizdaki takim Kayserispor. Yoluna devam edebilmesi icin sizi mutlaka yenmesi gerekiyor. Ve kaybettiginiz anda bir hayli sikintiya sokmus oluyorsunuz gruptan cikma konusunu.
Haliyle öyle oldu, neredeyse kaleye su cekemeden tamamlayacaklardi maci. Konate ve Mehmet Cakir'i oyuna sokmayi akil edebildi de hoca, takim birkac sut ile rakibini tehdit etti o dakikaden sonra. Golde de Konate'nin payi cok büyüktü. Ama yetmedi sonucu degismereye.
Aykut Kocaman daha önceki takimlarinda elde ettigi vasat performanslar sonucunda kendi icerisinde degisme gider ve futbol mentalitesini degistirir diye ümitlenmistim. Ama degisen hicbir sey yok maalesef. Ikinci yari sayet bu devam ederse Ankaraspor ciktigi yerden inecektir geriye dogru.
Kayserispor ise harika bir takim savunmasina sahip. Sikintilari gol bölgesinde cogalamamalari. Saniyorum bunun icin Agahowa degil de, farkli formasyonda bir golcüye ihtiyaclari var. Mehmet Yilmaz gibi. Bu benim düsüncem tabii, yaniliyor olabilir. Ama bu oyun onlarin ikinci yarida, en azindan Ankaraspor'un üzerinde olmayi hakeden bir takim olduklari izlenimi verdi. Saniyorum da öyle olacak.
Freitag, 9. Januar 2009
Roguy Meye mi; o da kim..?

Gecenlerde NTV'de Bülent Uygun, Ankaraspor'un kendilerinin de uzun süredir takip ettigi ama Ankaraspor devrede olunca geri cekildikleri bir transferi gerceklestirmek üzere oldugunu söylemisti.
Söz konusu oyuncu icin "gelecegi cok parlak" gibilerinden seyler söylüyordu. Tita'yi Antalyaspor'a kiralayan Ankaraspor'un Roguy Meye adinda 22 yasinda, Gabonlu, Macaristan liginden bir oyuncuyu transfer ettigini, etmek üzere oldugunu ögrendik. Ligte simdiye kadar 13 gol atmis. Milli takimda da, giydigi 19 forma altinda 2 gole ulasmis. Istatistikleri cok sevmem, sahada görmek lazim. Boyu 177 cm. Ideal santrafor boyu degildir bu benim icin.
Aykut Kocaman'in oyuncu secebilirligine güvenmem. Ama Bülent Uygun bu konuda iyidir bence. Ayni sekilde Ankaraspor'un su anki harika kadrosunu kuran Ankaraspor yönetim ekibi de belli ki bu isi iyi biliyor (Theo Weeks, Mehmet Cakir, Neca, De Nigris, transferlerinin hicbirisini Aykut Kocaman yapmadi).
Söz konusu oyuncu icin "gelecegi cok parlak" gibilerinden seyler söylüyordu. Tita'yi Antalyaspor'a kiralayan Ankaraspor'un Roguy Meye adinda 22 yasinda, Gabonlu, Macaristan liginden bir oyuncuyu transfer ettigini, etmek üzere oldugunu ögrendik. Ligte simdiye kadar 13 gol atmis. Milli takimda da, giydigi 19 forma altinda 2 gole ulasmis. Istatistikleri cok sevmem, sahada görmek lazim. Boyu 177 cm. Ideal santrafor boyu degildir bu benim icin.
Aykut Kocaman'in oyuncu secebilirligine güvenmem. Ama Bülent Uygun bu konuda iyidir bence. Ayni sekilde Ankaraspor'un su anki harika kadrosunu kuran Ankaraspor yönetim ekibi de belli ki bu isi iyi biliyor (Theo Weeks, Mehmet Cakir, Neca, De Nigris, transferlerinin hicbirisini Aykut Kocaman yapmadi).
Rotasyon yaparak mümkün olan en yüksek verimi kadrodaki bütün oyunculardan alma konusunda cok basarili bulmadigim; De Nigris ve cok az ve kisa forma sansina bulmasina ragmen, bu firsati buldugu her anda bende olumlu izlenimler birakmis Konate'yi koca bir devrede yaninda oturtarak Murat Tosun'a imtiyazli denilecek derecede süre vermis bir hocanin Meye'ye ne kadar sans verecegini ise cok merak ediyorum.
Dienstag, 6. Januar 2009
Ve Yalanlandi...
"Aykut Kocaman irkcilik yapiyor" haberi bomba cikti. Dün haberin yalanlanmasini bekliyorum demistim, possta. Cok gecmedi De Nigris, kamp yaptiklari otelde aciklamayi yalanladi.
Zaten bahsi gecen röportajin icerisinde Hamilton'dan da bahsediliyordu. Oyasaki Hamilton uzun zamandir Ankaraspor formasi giymiyor. Ve ikisi bir aradayken, yani De Nigris ile Hamilton, Aykut Kocaman Ankaraspor'u birakmisti. Yeniden geldiginde ise Hamilton yoktu artik. Bu bile süpheye neden oluyordu zaten.
Ama her seye ragmen, De Nigris'in oynamadigi icin huzursuz oldugunu ve bir sekilde bu rahatsizligini dile getirmis olabilecegini veya getirecegini düsünüyorum önümüzdeki günlerde.
Zaten bahsi gecen röportajin icerisinde Hamilton'dan da bahsediliyordu. Oyasaki Hamilton uzun zamandir Ankaraspor formasi giymiyor. Ve ikisi bir aradayken, yani De Nigris ile Hamilton, Aykut Kocaman Ankaraspor'u birakmisti. Yeniden geldiginde ise Hamilton yoktu artik. Bu bile süpheye neden oluyordu zaten.
Ama her seye ragmen, De Nigris'in oynamadigi icin huzursuz oldugunu ve bir sekilde bu rahatsizligini dile getirmis olabilecegini veya getirecegini düsünüyorum önümüzdeki günlerde.
Montag, 5. Januar 2009
De Nigris'in aciklamalari...
De Nigris'in teknik direktörü- eskisi mi demeliydim, Aykut Kocaman hakkinda söyledikleriyle uyandik bugün sabah.
De Nigris'e göre Aykut Hoca, sistematik sekilde irkcilik yapiyor. Türk oyunculari savunurken yabancilarin yüzüne bakmiyor. Geldiginden beri simdiye kadar bir kere bile teknik direktörünün kendisiyle konusmadigindan bahsediyor. Ayrica De Nigris, bu konuda yalniz olmadigini, hocanin takim arkadasi Hamilton icin de aynisini yaptigini ve o futbolcunun da kulüpte su anda cok zor anlar yasadigini vs söylüyor.
Bir kere Hamilton olayini ayri degerlendirmek lazim saniyorum, cünkü Hamilton su anda takimda degil ve Aykut Kocman yokken gönderildi bu takimdan. Bu haliyle bakinca bu aciklamalarin icersinde hata olmus olmasi ihtimali de yüksek gibi geliyor insana. Yarin birgün De Nigris bu aciklamalari yalanlarsa sasirmam.
Ama öbür taraftan Aykut Kocaman'in futbolcu secimiyle ilgili birseyler de söylemek gerekiyor sanirim. De Nigris'in patlamasini bekliyordum, ama bu kadar agirini tahmin etmemistim. Bekliyordum cünkü, bugün hangi takimin kadrosunda olsa banko oynatilacak bir oyuncu De Nigris. Bunun kendisi de farkinda. Gaziantep'teki performansiyla transfer oldu Ankaraspor'a da. Ama bu konularda Aykut Kocaman, benim de cözemedigim sekilde anlasilmaz isler yapiyor. Sadece De Nigris meselesi degil, daha önceki calistirdigi takimlarda da Aykut Kocaman, bu tarz, kadroyu ilk elinize aldiginizda tahtaya yazacaginiz onbirde kendisine banko yer bulabilecek isimleri kenarda birabiliyor. Saniyorum burdaki etken irkcilik degil. Aykut Kocaman, yildizlarla oynayamiyor. O bakimdan da her zaman vasat bir teknik direktördür ve öyle kalacaktir.
De Nigris'e göre Aykut Hoca, sistematik sekilde irkcilik yapiyor. Türk oyunculari savunurken yabancilarin yüzüne bakmiyor. Geldiginden beri simdiye kadar bir kere bile teknik direktörünün kendisiyle konusmadigindan bahsediyor. Ayrica De Nigris, bu konuda yalniz olmadigini, hocanin takim arkadasi Hamilton icin de aynisini yaptigini ve o futbolcunun da kulüpte su anda cok zor anlar yasadigini vs söylüyor.
Bir kere Hamilton olayini ayri degerlendirmek lazim saniyorum, cünkü Hamilton su anda takimda degil ve Aykut Kocman yokken gönderildi bu takimdan. Bu haliyle bakinca bu aciklamalarin icersinde hata olmus olmasi ihtimali de yüksek gibi geliyor insana. Yarin birgün De Nigris bu aciklamalari yalanlarsa sasirmam.
Ama öbür taraftan Aykut Kocaman'in futbolcu secimiyle ilgili birseyler de söylemek gerekiyor sanirim. De Nigris'in patlamasini bekliyordum, ama bu kadar agirini tahmin etmemistim. Bekliyordum cünkü, bugün hangi takimin kadrosunda olsa banko oynatilacak bir oyuncu De Nigris. Bunun kendisi de farkinda. Gaziantep'teki performansiyla transfer oldu Ankaraspor'a da. Ama bu konularda Aykut Kocaman, benim de cözemedigim sekilde anlasilmaz isler yapiyor. Sadece De Nigris meselesi degil, daha önceki calistirdigi takimlarda da Aykut Kocaman, bu tarz, kadroyu ilk elinize aldiginizda tahtaya yazacaginiz onbirde kendisine banko yer bulabilecek isimleri kenarda birabiliyor. Saniyorum burdaki etken irkcilik degil. Aykut Kocaman, yildizlarla oynayamiyor. O bakimdan da her zaman vasat bir teknik direktördür ve öyle kalacaktir.
Abonnieren
Posts (Atom)