Posts mit dem Label Sivasspor werden angezeigt. Alle Posts anzeigen
Posts mit dem Label Sivasspor werden angezeigt. Alle Posts anzeigen

Freitag, 7. August 2009

2009-2010 Sezonu Baslarken

Bu hafta ligimiz start aliyor... Beraberinde sevenleri(benim gibi) Bundesliga'ya da kavusuyorlar... Uzun gecen yaz arasi, elbette bizleri futbola karsi özlem dolduruyor. Ama itiraf etmeliyim ki, Fenerbahce'nin izledigim son üc resmi maciyla birlikte ben az da olsa nefsimi köreltmeyi basardim... Tabii bu benim sezonu heycanla beklememe engel teskil etmiyor...

Az sonra Vfl Wolfsburg- Vfb Stuttgart maci var mesela ve ben zamani nasil gecerecigimi bilmiyorum maca kadar... Bundesliga'nin icerisinde daha fazla kaybolmaden evvel yeni sezonla ilgili fikirlerimizi yaziverelim...

Fenerbahce, Besiktas, Galatasaray ve Trabzonspor'un yaninda, Bursaspor, Kayserispor, Gaziantepspor, Genclerbirligi ve Sivasspor yakindan takip etmeye calistigim, aldiklari sonuclari merak ettigim takimlar olacaklar... Geri kalani ise acik konusmak gerekirse beni cok ilgilendirmemekte...

Kendi takimim Fenerbahce'den baslamak istiyorum...

Fenerbahce ile ilgili son yazdigim postlardan da anlasilacagi gibi, cok iyimser degilim. Kötümserligim ama onlarin sampiyonluga ulasamayacagi yönünde bugünden olusmus olan bir kabullenmeyi ima etmiyor... Fenerbahce sampiyonluga yakin... En az Besiktas ve Galatasaray kadar yakin, su gün itibariyle... Beni hayal kirikligina ugratan hususlar ise cok daha derinde ve farkli mecralarda yatmakta. Simdi onlara girip konuyu dagitmaya gerek yok, nasilsa zamanla konusucagiz bunlari daha....


Besiktas, gecen yildan devam eden teknik kadrosuyla bu üc takim icinde teorik olarak en hazir olmasi bekleneni... Süper Kupa macinda izledigimiz takim ise, Fenerbahce'ye nazaran daha hazir göründüyse de, henüz beklenen düzeyde denilemez... Mustafa Denizli'nin teknik adamligindan hoslandigimi söyleyemem... Ama ayni zamanda kendisinin liderlik özelligini; kriz anini yönetebilme kabiliyetini ve bunun da sampiyonluk yolunda cok önemli bir aparat oldugunu; oynattigi oyunun detaylarina dalmadan sonuca gitmeyi basarabilen bir isim oldugunu inkâr edemem... Sampiyonlar Ligi, onlari bir hayli yipratacak ve ligteki puan kayiplarinda cok önemli bir rol oynacaktir... Cok iyi bozucu özelligi olan sert orta sahalarini hücumla bütünlestirebilirlerse ikinci kez sampiyon olmalari hic de kücük olasilik degil...


Galatasaray, yeryüzündeki en fazla antipati duydugum takimlardan. Ama iste kaderin cilvesi, bu takim beni bu sezon bir hayli kiskandiran islere imza atti... Rijkaard ve Neeskens, hamlelerinden bahsediyorum. Bu hocalarin garanti basari demek oldugunu iddia etmiyorum. Belki cok büyük sikintilar yasacaklar aksine... Bunlar önemli degil. Beni cezbeden sey burda; Galatasaray bir futbol akli olusturmaya calisiyor. Bir gelenegin, bir ekolun, bir futbol felsefesinin- iyi ya kötü o ayri bir tartisma konusu- temsilcisi iki calistiriciyi takimin basina getirerek (bunu ne kadar bilincli yaptilar onu da bilmiyorum) cok önemli bir ise imza attilar. Transferler de ayni sekilde... Gökzan Zan felaketini saymazsak, Galatasaray'in kagit üzerinde cok olumlu transferler yaptigini görmekteyiz...


Trabzonspor'u hic takip etmedim, ama ilginc bir sekilde iyi hisler tasiyorum onlarla ilgili... Yeni tebik direktörlerinin calismayi seven, disiplinli, is ahlaki üst düzeyde bir isim oldugunu ögrendik. Ve bu isim bana öyle geliyor ki Trabzonspor'a büyük kazanimlar saglayacak...

Bu ekiplerin disinda dedigim gibi Bursaspor'dan cok büyük beklentilerim var, gecen sezon kaldiklari yerden devam ederler umarim... Sivasspor'un da destekcisiyim; Bülent Uygun'u bahane ederek onun üzerinden Fenerbahce'ye vurmaya calisanlara inat... 60 puan citasi tutturduklari halde, onlar icin artik "olmus" diyebiliriz diye düsünüyorum.

Sonntag, 2. August 2009

Manasiz bir kupanin gölgesinde


Futbolseverlerin futbola susamisligi, Avrupa Kupalarina katilabilmek icin yapilan ön eleme karsilasmalariyla bir nebze olsun giderilmisse de, tam bir doyuma ulasilmadigi kesin. Öte yandan, Besiktas gibi henüz resmi bir karsilasma cikmamis takimlarin taraftarlarin, bu susamisligi daha da fazladir.

Iste bu susamisliga cok iyi gelecek bir karsilasma oynanacak Besiktas ile Fenerbahce arasinda. Adina Süper Kupa denilen bu düzenlemede bilindigi üzere, lig sampiyonu ile Türkiye Kupasi'nin sahibi karsi karsiya geliyor, prosedür geregi. Gectigimiz sezon ama, hem ligi hem de Türkiye Kupasi'ni kazanan taraf olarak tek bir ekibi gördügümüz icin karsimizda, istisnai bir durum cikiyor karsimiza. Ve gecen yilin dublesini yapmis Besiktas'a rakip olarak Fenerbahce cikiyor sahaya.

Tabii bu durum bazilarinda huzursuzluga yol acmis durumda. Bana da sorarsaniz bir tuhaflik var bu iste. Hem kupanin, hem de ligin muzafferi olarak Besiktas'a, bu kupa hic oynanmadan teslim edilebilir(di). Diger taraftan bu durum kamu vicdaninda, "yahu lig ikinciligi mi önemli, yoksa kupada finalist olmak mi; elbette lig ikinciligi o zaman Besiktas'in karsisina neden Sivas cikmadi Fener cikiyor" itirazlarin yer etmesine de yol acabilir. Bunlarin hepsi tartisilir konular. Ligin kupadan önemli oldugu argümanina yasladigimiz haksizlik oldugusunu daha da desersek zaten sunu da söylemek mümkün: Lig ikincinsi SL'ye katilabilme sansi elde ederken, sadece UEFA'da oynama hakki eden Kupa sahibinin ondan daha az önemli oldugu aciktir. O halde neden bu kupayi zaten direk lig birincisiyle ikincisi oynamamaktadir?

Gelgelelim, bence son derece sacma ve aslinda hazirlik macindan öte bir manasi olmayan bu kupanin kendi icinde de bir aciklamasi var: Kupa, haliyle karsilasmasi gereken iki takim olmali. Bunlardan birisi lig basarisi kontenjanindan, digeri de kupa basarisi kontenjanindan olmali. Sayet, bu sezon oldugu gibi, her ikisini de ayni takim kazanmissa, o takim sahip oldugu iki hakkin, önemsellik acidan ön planda olaninin kontenjanindan kupada oynamaya hak kazanir. Yani Besiktas lig sampiyonu, dolayisiyla lig kontenjanindan kupada oynayacaktir. Ölye olunca diger rakibin kupa kontenjanindan orda olmasi gerekmektedir. Orda öncelige sahip olan takim da Besikatas'in arkasindaki Fenerbahce'dir...

Bu durum aslinda son derece aciktir ve bu kupanin oynadigi her ülkede ayni prosedür islemektedir. Buna ragmen, elbette anlasicagi üzere Galatasaray taraftari "ne hakla Fenerbahce oynar bugün diyebilmektedir". Niyetin adalet pesinde olmak olmadigi temel motivasyonun Fenerbahce nefreti oldugu elbette kendisi apacik ele vermektedir bu itirazlarda.

Arkadaslarimiz ortaya cikan ve Sivasspor'un hakkinin yendigi bu acimasiz durumda tarafinin elbette "hak"tan yana oldugunu mustuluyor ve bu yüzden Besiktas'i destekledigini söylüyor. Tabii Sivas'in Anderlecht karsisinda aldigi agir yenilgiden haz alirken simdi onlarin hakkinin pesine düsmüs olmanin gülünclügü bir tarafa, fanatik takim taraftarinin sahip oldugu ezeli rakip nefretinin bastirilmaya calisilmasindan mütevvellit hüzünlü bir durum da cikiyor ortaya burda.

Zira, 'burda söz konusu takim Fenerbahce degil de Galatasaray olsaydi bu göz yasartici adalet arayisi pesinde olur muydunuz' sorusunun cevabi elbette 'hayir' olacaktir. Ve yine ayni sekilde benim yukarda da söylemeye calistigim gibi sayet burda vicdanlari huzursuz edici haksiz bir durum varsa, burda o haksizligin sadece Fenerbahce icin uydurulmus bir seymis gibi bahsedilmesinin ne manasi vardir?

Yani aslinda vardimiz nokta su oluyor: Ben Galatasarayligim (Fenerbahceliyim) ve bu yüzden Fenerbahce'den (Galatasaray'dan) nefret ederim. Onun oynayacagi her karsilasmada da rakibini desteklerim.

Sayet acikca ve dürüstce bunlar yazilsaydi cok daha dogru bir durus takinilmis olurdu. Ve bize de söyleyecek hicbir laf düsmezdi, cünkü ben de Galasatasaray'in oynadigi her karsilasmada rakibini tutmaktayim ve saniyorum yeryüzündeki böyle büyük cekismelerin oldugu iki takim taraftari arasinda bu durum cok alisilmis ve dogal birsey.

Samstag, 25. April 2009

Sivasspor

Sivasspor ligin ezberini bozmaya devam ediyor... Ve bu sefer durum cok farkli... Sivasspor'un durumunu, bir zaman Kocaelispor'un, bir zaman Gaziantepspor'un, bir dönem Vestel Manisa'nin yaptigina benzetemeyiz... Birincisi iki senedir üst üste Sivasspor yarisin icinde... Ikincisi, diger bahsettigimiz takimlar sadece ligin tepesini bir süre karistilar ama sonra tutunamayip inise gectiler, Sivasspor ise buna karsin sezon sonuna kadar yarisin icinde olacagini gösteriyor bize her hafta...

Ben acikcasi, pespese alinan Fenerbahce mglubiyetleri ve beklenmedik sekilde berabere biten Ankaraspor karsilasmasi sonrasi Sivasspor'un direncinin kirilacagini ve daha fazla yukariya tutunamayacaklarini düsünüyordum... Lakin onlar, icerde ve disarda istikrarli bir sekilde kazanmaya devam ederek, saygi duyulmayi bir kez daha hak ettiler...

Bugünkü maca dönersek... Beklentim kisir gececek bir mac ve sonucta ortaya cikacak muhtemel bir beraberlikti... Macin basla düdügü ile birlikte, Sivasspor'un daha konsantre, daha istekli, daha isirgan taraf oldugunu gördük... Ikili mücadelere girislerindeki kararlilik ve sertlik bunun göstergesiydi... Bunun meyvesini cok cabuk gördüler zaten...

Karsilasmanin daha altinci dakikasinda atilan gol Sivasspor'un her seyi tam istedigi kivama soktu... Öyle ya kendilerinin en iyi yaptiklari sey, erken bir gol bularak, geriye yaslanmak, sert savunmayla rakibi yipratmak ve mümkünse baskin bir hücumla ikinciyi bulmak... Iste karsilasmanin hemen basinda gelen bu gol -üstelik bir hayli kombinasyonel ve sag-bekin cizgiye inerek iceri kestigi top ile geldigi icin bir hayli modern- oyunu Sivas'in damak tadina uygun bir hale soktu... Gerek bu golde gerekse de ücüncü golde cok büyük bir pozisyon hatasi yapan Serkan, bir hayli yüklü bir yillik gelir istedigi icin yeni sözlemesinde anlasilamayip Trabzonspor yolunu tutmustu...

Golden sonraki Sivasspor'un yaptigi fazla geriye yaslanis, kendileri icin olumsuz olacak diye düsünmekteydim ki, demin bahsettigim gibi ani, adeta kontra-futbol kitabindan alinan bir hücumla ikinci gole ulasti... Ikinci golü atan isimse, sol-bek Abdurrahman...

Bu sag-bek ve sol-bek kavramlarina özellikle vurgu yapiyorum cünkü, "modern" futbolun geregi, bu oyuncular oyun genelinde savunmadaki görevlerini aksatmamak sartiyla sürekli hücum bölgesinde cogalmalidirlar... Bizim ligimizin büyüklerinde ise bu durum bir hayli geri seviyede henüz... Ama Sivasspor bir büyük olmamasina ragmen, bu kaideye uyan/uymaya calisan bir ekip ve saniyorum Besiktas, Galatasaray, Fenerbahce gibi takimlarin ligin 29.Haftasinda hala önünde bulunmasi biraz da bundan kaynaklanmakta...

Karsilasmanin ikinci yarisi basladiginda, 60. Dakikaya kadar böyle gidebilirse Sivas, maci da alir derken ben kendi kendime, yine ani bir hücumla ücüncü golü de buldular... Ondan sonra mac zaten bitti... Biraz daha ciddi olabilseler, dördüncüyü bulabilmeleri cok muhtemeldi....

Sivasspor'un bu farkli galibiyeti esasinda sadece onlarin sampiyonluk mücadelesi icin önem tasimiyordu... Futbolseverlerin artik varligini ciddi bir sekilde hissetmeye basladiklari bir Sivasspor-Trabzonspor mücadelesi/cekismesi var... Iki sezon evvelki olayi Trabzonspor-Sivasspor mücadelesiyle baslayan ve Sivasspor'un ilerleyen dönemlerde ligin tepesinde dolastikca yayin haklarinda Trabzonspor'un önüne gecmek istemsi, daha dogrusu hicbir iddiasi olmayan Trabzonspor'un maclarinin canli veriyorsunuz ama lig ligin tepelerinde dolastigimiz halde bizimkini vermiyorsunuz serzenisleri, Trabzonspor camiasini bir hayli öfkelendirmekteydi... Iste bu cekisme mini bir Galatasaray-Fenerbahce rekabetinin olusmasina zemin hazirliyor yavas yavas...

Elbette hala Trabzonspor'un büyüklügüne erisemez Sivasspor, ama ilerleyen yillarda da bu basarilarini istikrarli bir sekilde sürdürürlerse, Trabzonspor-Sivasspor rekabeti ligimiz icin de hayirlara vesile olabilir...

Sonntag, 5. April 2009

Kaldi:8

Sivaspor icin bu "safak" sayisi. Bunu nasil asarlar, bilmiyorum. Ama ben genel futbol camiasinin aksine Sivasspor'a hala derin bir sempati ve sevgi besliyorum. Basarili olmalarini, yani sampiyonlugu gögüslemelerini de derin bir heycanla bekliyorum...

Bundan birkac hafta önce Sivas hatta daha fazla bir puan farkiyla öndeyken bu derece heycanli degildim. Ben onlarin aynen gecen seneki gibi Fenerbahce hezimetleri sonrasi serbest düsüse gececegini saniyordum. Ama öyle olmadi... Agir aksak da olsa puanlari toplarlamayi ve Besiktas'a en azindan kaybetmemeyi bildiler... Özellikle de dünkü Denizli deplasmani hersey icin biraz daha fazla ümitlenebilme sebebiydi. Simdi geriye asmalari gereken sekiz hafta kaldi... Bu sekiz haftada onlar icin en büyük rakip Besiktas. Sirasiyla bu iki ekibin kalan maclarina bakalim...

27. Hafta:
-Kocaelispor-Besiktas
-Sivasspor-Antalyaspor

28. Hafta:
-Besiktas-Bursaspor
-Antalyaspor-Sivaspor

29.Hafta:
-Eskisehirspor-Besiktas
-Sivaspor-Tarbzonspor

30.Hafta:
-Besiktas-Fenerbahce
-Gaziantep-Sivaspor

31.Hafta:
-Ankaraspor-Besiktas
-Sivaspor-Büyüksehir Belediye

32.Hafta:
-Ankaragücü-Besiktas
-Hacettepe-Sivaspor

33.Hafta:
-Besiktas-Galatasaray
-Sivasspor-Genclerbirligi

34.Hafta:
-Denizlispor-Besiktas
-Galatasaray-Sivaspor

Fikstüre de bakildiginda görülecegi üzre cok zor bir sekiz hafta bekliyor Sivaspor'u. Besiktas'in Fenerbahce ve Galatasaray ile daha maclari var ama, Sivaspor'un da ligin son haftasinda Galatasaray ile karsilasacagini ve Trabzonspor ile de oynamadigini unutmamak gerek.

Sivaspor'un burdan sampiyonluk cikartmasi hala mucize... Bunda süphe yok... Ama her seye ragmen buraya kadar gelmeleri cok büyük bir basari... O yüzden sonuna kadar da onlari desteklemeyi sürdürecegim bu sezon...


Sampiyon adaylari üzerine beyin jimnastigi-2

Bu konuda daha evvel bir post yazmistim... Ligin sonlari yaklasmisken ve sitedeki anketin süresi tamamlanmisken yeni bir degerlendirmenin yazilmasi gerekiyor saniyorum...

Daha önceki postta, sirasiyla Galatasaray, Fenerbahce, Trabzonspor, Sivasspor ve Besiktas seklinde takimlara sampiyonluk sansi tanimistim... Ilginctir, en az sans verdigim ekip Besiktas, su andaki en sansli takim görünümünde... Ufukta herhangi bir tekleme sinyalleri de vermiyorlar... Besiktas'a yeniden döneriz, ama evvela Galatasaray ve Fenerbahce'den bahsedelim istiyorum...

Galatasaray, her seye ragmen lig sampiyon bitirme konusundaki en güclü ekipti... Ne var ki, el yordamiyla kulüp icerisinde yarattiklari kriz onlarin kacinilmaz olarak bu sona varmasina yol acti... Camia olarak hala sampiyonluga inaniyorlar... Galatasaray camiasinin bu özgüveni takdire sayandir zaten... Daha grup maclarinda kendilerini coktan UEFA'nin sampiyonu da ilan ediyorlardi... Lakin ben öyle düsünmüyorum. Deplasmandaki Trabzonspor beraberligi ve Hamburg karsisinda alinan maglubiyet bence Galatasaray'in sampiyonlugu da yitirdigini anlatan karsilasmalardi. Ama esasen dedigim gibi bu yola zaten Skibbe kovulup da Bülent yerine getirildiginde girilmisti... Sis bulutlarinin dagilip da gercegin ortaya cikmasi bir kac mac sürdü... Gecen yil Feldkamp'in kovulmasindan sonra da benzeri itirazlari dile getirmistim, ama o kovulmanin neticeisinde üst üste alinan alti galibiyet ve ulasilan sampiyonluk elbetteki yanlisin yanlis oldugunu ortadan kaldirmiyordu. Aksine yanlisi dogruymuscasina resmettidigi icin takima uzun vadede zarar vermesi kacinilmazdi... Ayni senaryonun bu sezon da gerceklesecegini varsaydilar, ama papaz her zaman pilav yemedi...

Fenerbahce icin artik birseyler söylemek istemiyorum... Biktim. Hevesim de yok. Daha önceki postta en cok sans gördügüm ekiplerdendi. Cünkü sahada oturtulmaya calisilan bir sistem ve taktik anlayisi görüyordum. O posttu girdigim zamanlarda da takim toparlanma asamasindaydi ve herkes gibi ben de bunun istikrarli bir sekilde devam edecegini, oturmus kadronun mac pratigini arttirdikca Aragones'in oynatmaya calistigi sistemin daha da basarili bir sekilde kendini gösterecegini düsünüyordum. Yanildim. Nedenine uzun uzun anlatmaya gerek yok yeniden.

Besiktas'a yeniden dönersek... Ben hala Besiktas adina cok sevinemiyorum, sampiyon olsalar da bu degismeyecek. Mustafa Denizli gibi bir isim o takimin basinda oldugu müddetce de o takim adina sevinmek mümkün olamaz bence... Besiktas, tam da Mustafa Denizli sayesinde sampiyon olacaktir belki, ama bu onlarin mesela gelecek sezon kriz yasamayacaklar ihtimalini degistirmez. Dogrudur, her takim kriz yasayabilir. Ama takiminiz basinda Denizli varsa bunun olmasi daha muhtemeldir... Bu sezonki diger iki büyügün istikrarsizligi Mustafa Denizli'nin her zamanki gibi, hicbir taktiksel anyalis ve sistem cercevesi icerisine otutturmadan macina ve pozisyonuna göre oynattigi "curcuna" ekibi adina islerin yolunda gitmesine neden olmustur. Ama bu durum gelecek sezon böyle olmayacaktir. Kendi yaklasik on aylik bir süre icinde Besiktas'in basinda olmus olacak, belki sampiyonluk da kazandirmis olacak, sezon basini hazrlik kampini ve istedigi transferleri yapmis olacak ama beraberinde su da olacak: Besiktas hala bir mac Yusuf, bir mac Tello, bir mac Delgado sayesinde puanlar toparlarken ortaya taraftari ümitlendirecek herhangi bir karakter veya kimlik koymayacak. Ve bu, sampiyonluk düzgülügüne girildigi su dönemde cok sorum olmaz ama sezon basinda böyle oldugu icin homurtularin yükselmesine neden olacak...

Tranzonspor'dan bahsetmek istemiyorum. Bence onlarin da herhangi bir sansi yok. Ümit ederim, Ersun Yanal ile yollarini ayirmazlar...

Sivasspor ile ilgili de yeni bir post girmek istedigim icin burda birsey yazmak istemiyorum.

Samstag, 21. März 2009

Sonucu basindan belli mac; Sivasspor-Besiktas: 1-1


Sonucu basindan belli-idi diyorum ama, macin özellikle ikinci yarisindaki görüntü macin her an taraflardan birine gidebilecek bir potansiyeli tasidigini glsteriyordu.
Gecen haftadan Fenerbahce ve Galatasaray'in bu yarista artik isleri bitti demistim. Sagolsun, Fenerbahce beni utandirmadi, dün. Önümüzdeki maclarin sonucuna göre Galatasaray konusunda da hakli olup olmadigimi görecegiz... Yine büyük konusacagim ve bugünkü sonuclar itibariyle bu ilikinin yanina Trabzonspor'u da ekleyecegim...

Dönelim yeniden haftanin en önemli macina...

Sivasspor'u bu ligi yakindan taniyan herkes cözmüs durumda... Geride rakibi oldukca sert bir futbolla durdurmaya calisiyorlar... Sonra tempolu baskin hücumlarla gol bularak öne gecmeye calisiyorlar... Sayet bunu basarirlarsa ne ala; o vakit gerideki sertliklerinin dozajini artirarak o skoru korumaya ugrasiyorlar... Rakip bugünkü Besiktas gibi erken bir geri dönüs golü bulursa bu taktikleri suya düsebiliyor... Ama bulamazsa ikinciyi de yine bir kontradan bularak maci alabiliyorlar... Bu oyun anlayislari onlari sevimsiz kilan etmenlerden... Ama kadro ve taktik olgunluk anlaminda daha fazlasini da bizlere sunamayacak bir takim, bahsettigimiz... Eger Sivas, golü yiyen taraf olursa, özellikle de böyle büyük maclarda, oyun disiplininden hemen kopmasi ile ünlü bir takim... Fenerbahce maclarinda bunun örnegini gördük... Bugünkü macta böyle bir duruma düsmemis olmamalari ise tam bir sans... Sayet kupada oynanan Galatasaray macinda da Kamanan'in o füzesi olmasa, orda da ayni sikintiya girerlerdi... Neyse, konumuz bu mac...


Besiktas ise tipik bir Mustafa Denizli takimi... Allah düsman oldugum bir takimin basina dahi vermesin bu hocayi... Besiktas Mustafa Denizli ile sampiyon olabilir, sorun o degil... Ama hicbir vakit ne oynadigi belli olan, sistemli ve kisikli bir takim olamaz... Yoktur cünkü Denizli'nin heybesinde bunlarin karsiligini verecek yetiler... Kadrosundaki lig standartinin üzerindeki oyuncularin sirtini yüklenip giden bir takimdan bahsederiz sürekli, onun calistirdigi takimlarda... Bu macta da ayni manzara ile karsi karsiyaydik... Yusuf'un tamamiyle bireysel yeteneklerine bagli solosu ile iceri katedisi ve sonrasinda Tello'nun cektigi güzel sutla elde edilen gol, tüm bir doksan dakikada bahsedebilecegimiz Besiktas adina...

Besiktas'ta da, Ernst son haftalardaki formunda uzakti... Ekrem Dag, Murat Erdogan ile girdigi her mücadeleden maglup ayrildi, ama buna Denizli'nin bir cözüm aramayisi cok ilgincti... Sivas'in golü de burdan geldi... Sivaspor'da ise, Murat Erdogan'i cok begendim... Genelde begendigim Musa Aydin fevkalade kötüydü... Takima adina harcadigi iki pozisyon ise akil almaz derecede önemliydi... Thum en önemli isleri yapan isimlerden, golü de o atti.

Mehmet Yilmaz icin uzun uzun birseyler yazmak lazim ama, simdilik kisacik geceyim... Ikili oyun nedir, nasil oynanir konusunda zerre kadar fikri olmayan, futbol zekasi sifir bir isim.... Allah'tan, kendi adlarina, Galatasaray böyle bir isim icin 5 Milyon Euro vermemis devre arasinda...

Melih Gümisbicak ile ilgili de dikkatimi ceken bir husus vardi... Lig TV spikerleri en kücük ve masum konularda dahi yorum yapmadan mac anlatmalariyla biliniyorlar ve bu yönleri aslinda benim icin cok büyük bir eksiklik... Tarafsiz olmak adina cok kuru ve yavan bir durum cikiyor cünkü ortaya... Hal böyle iken; Melik Gümisbicak'in, Sivassppor'lu Ibrahim'in gördügü sari kartla ilgili "gec bile kaldi bu karti görmek icin" laflari cok dikkat cekiciydi... Hakli olmasina hakliydi ama, genelde böyle davranmadiklari icin dikkat cekiciydi...

Sonntag, 8. März 2009

Sivasspor-Ankaraspor: 1-1


Kenarda, cevreden, disardan gelip de merkezdeki müktedirlerin keyfini kaciran disarililar her vakit sempati toplamislardir... Ama adi konulmamis bu kurala tezat olusturan bir tür gelisme ile karsi karsiyayiz...

Yillardir ligin tepesinde hüküm süren ama ligin geri kalanin caresizligi nedeniyle defolari bir türlü ortaya simdiye kadar cikartilmayan büyükleri, kisitli bütcesi ve mütevazi kadrosuyla tehdit eden bir disarili dolasiyor ligin tepelerinde son iki yildir...

Ama yukarda da bahsettigim gibi bu takim bir türlü sevilemiyor; disarili oldugu halde, merkezdeki müktedirleri rahatsiz ettigi halde ve bütün bunlari "ciliz" haliyle yaptigi halde... Nedeni elbette cok basit: Bülent Uygun'un ta kendisi...

Tamam; kendisi ligin en beyefendi, en sportmen sahsi da olsa bazilarinca yine de sevilmeyecek ve basarisi kücümsenecektir; sirf Fenerbahceli oldugu icin... Bu sekilde düsünen ruh hastalarini bir kenara birakiyorum. Onlari tartismaya dahi deger bulmuyorum.

Bu rahatsiz grubun disinda, Bülent Uygun'un sirf yaptiklari ve söylediklerinden dolayi Sivasspor'dan uzaklasan, onlarin sampiyonlugunu artik cok da gönülden istemeyen kitleler cogalmaya baslamistir, ve Bülent Uygun bu yolda devam ettigi müddetce bunlarin sayisi artacaktir...

Bütün bunlari, bugünkü macin icerisinde, Sivasspor beraberlik golünü yedikten sonra kendisini yedek kulübesinin camini tekmeyle yere indirmesi ve mac sonunda hakeme yönelik yaptigi cirkin hareketler üzerine yazma ihtiyaci hissettim.

Pekii hareketler cirkinse de Bülent Uygun'un cildirmasina neden olacak hatalar yapti mi hakem? Kesinlikle hayir. Ne Yunus Yildirim, ne Selcuk Dereleli ne de bir baskasi... Bu ligin en kaliteli hakemi kim deseler; cok net sekilde bukünkü macin hakemi Deniz Coban'i gösteririm. Bugünkü macta da ta ki Sivasspor golü yiyene kadar hatasiz mac yönetmisti. Sivas'in beraberlik gölünün arkasindan bana sanki kalan dakikalarda seyircilerden ve ev sahibi takimdan etkilendigi icin tercih haklarini genelde Sivas'tan yana kullandi ve onlarin cezasahasi karambokerinde yaptiklari faulleri görmezden geldi diye düsünmekteysem de bu süre zarfinda sonuca etki edecek hicbir hatasi olmadi...

Bülent Uygun'un kudurmasina neden olsan pozisyon ise, Ankaraspor'un golü attigi pozisyon öncesinde ortasaha da bir faul pozisyonun olup olmadigi... Yayinci kurulus o ani tekrar göstermedi veya ben kacirdim, o yüzden tekrar izleyemedim, ama mac icindeki benzeri hicbir pozisyonu faul olarak calmadigini bildigim icin orda da herhangi bir hatanin sözkonusu oldumadigini düsünmekteyim... Dahasi o atak bir defa Sivasspor cezsahasi yayina kadar gitmis ve defans elemanlarinca savusturulmustur ki o savusturulan top yine cok uzaklastirilamamisken tekrar bir Ankaraspor atagina dönüserek gol olmustur... Yani Sivas'in o ani toparlayacak bir hayli zamani olmustur... Ama tabii sampiyonluga giden yol, Sivaspor'un örnek aldigi büyüklerinin gösterdigi kadariyla cirfeklesmekten gecmemktedir bir hayli... Yani aslinda haksiz oldugunu bile bile bagiracak, cagiracak, bize karsi komplolar kuruluyor diyecek, hakeme yükleneceksin ki, hem kendi hatalarinin üzerini örtebilesin, yenilgiye yol acan hem de geriye kalan haftalarda hakemleri ve spor camiasini etki altina alabilesin ve mümkün ise senin lehine hatalar yapmalarina yolacabilesin....

Mac icin söylenebilecek cok fazla birsey yok. Sivaspor cok zamandir bu puan kayiplarin olusacagina dair ipuclari veriyordu... Kazandiklari hicbir karsilasmayi özellikle son dönemlerde oyun olarak sahaya üstünlüklerini koyarak kazanmamislardi... Genelde oyun planlari su sekilde: Ani bir gol bulmaya calis ve o golün üstüne bir hayli sert oynayarak kapanmak suretiyle yat. Ankaraspor karsisinda yaptiklari da bundan farkli degildi... Golü yiyene kadar da bunda muvaffak oldular. Yedikleri gol dahi bir pozisyon dahilinde gerceklesmedi aslinda. Uzaktan gelen sut, aynen ilk yarida kendi attiklari gibi rüzgarin da yardimiyla hiz kazanip gol oldu...

Oldukca zamansiz gelen bu beraberlik sayisi özellikle de o berbat rüzgara karsi oynayan bir takim icin elbette herseyin sonu demekti ve öyle de oldu... Bastan sona üzerine yatilmaya calisilan gol ve pesinden gidilen oyun plani cöpe gitmis oldu...

Ankaraspor icin aslinda yeni bir sey söyleyemiyorum ben... Aykut Kocaman cok vasat bir teknik direktör ve maalesef kendini hicbir sekilde asamiyor... Ankaraspor'un gol de dahil bir tane dahi cezasahasi pozisyonu yok. Neredeyse Sivaspor'un iki kati kadar topa sahip olma oranina sahiptilere % 90'lara varan pas yüzdesiyle oynadilar ama ilginctir birakin kale ici pozisyonlarini gol disinda kaleyi tutan tek bir tehlikeli sutlari yok...

Kendisi devre arasi verim alamadigi gerekcesiyle, bu lig standarlarindan bir hayli kaliteli diyebilecegimiz bir dizi yabanci oyuncu ile yollarini ayirmistir. Daha önce de yazmistim, sahada sürede alamadigi müddetce oyunculardan verim alip alamamayi neye dayarak belirleyebilirsiniz diye... Adem Kocak'in sakatligi sayesinde ligin ilk yarisinda tanima firsati buldugumuz Theo Weeks Adem düzeldikten sonra yeniden kulübeye mahkum olmus durumda... Adem Kocagin, hatta bazen önliberoyu ücleyip de Muhammed Hanefi'nin oynadigi bir ortasaha kurgusunda Weeks'in oynayamasinin bence hicbir aciklamasi yok... Sene sonunda ondan da verim alinamadigi icin ayrilinilirsa hic sasirmam. Ve bir büyük bütce ve kaliteli kadro yeniden Kocaman'in elinde kadüklestirilip kalinirsa...

Ankaraspor'un golünü atan Umut icin ayri bir paragraf acmak lazim saniyorum. Cocugun golde topu alisi, sürüsü ve köseyi görüsü olaganüstü ama onun disinda ortasahada bir pozisyonda rakibini ekarte edisi var ki; muazzam, izlemeye deger buluyorum ve yabanci olmadigi icin Aykut Kocaman tarafindan yok edilmeyecegine de emin oldugumdan icim rahat...

Mittwoch, 4. Februar 2009

Bi sus artik...!

Bülent Uygun futbolumuzda son dönemlerin yükselen "yildizi" Hakkini teslim edelim, Sivasspor'un bu basarisinda en büyük pay sahiplerinden. Üstelik bu seneki devam eden performanslariyla da gecen seneki cikislarinin tesadüf olmadigini kismen göstermis oldular....

Ne ki bu basarinin mimarlarindan Bülent Uygun'un spor camiasinda bir türlü sevilemedigini gözlemliyoruz. Ki bunun icerisinde kendisinin bir Fenerbahceli olmasi ve o yüzden de en basta Galatasarayli futbolseverler tarafindan "reddedilmesi" sözkonusu. Tabii onlar Bülent'in hirtligindan, hamasi konusmalarindan, mütemadiyen rol calmalarindan sikayet ettiklerini söylüyorlar ama yemezler, böyle olmasa da bir sebepleri olurdu "o" bahsettigim kesimin Bülent Uygun'unu ve basarisini tanimamak icin. Zira o bahsettigimiz insanlarin bu sözü gecen negatif özelliklerden neredeyse hicbirini tasimayan Aykut Kocaman icin söyledikleri de ortada.

Neyse konuyu dagitmayalim ve Bülent Uygun'a dönelim yeniden. Bülent Uygun üzerinde fikir sahibi olan ve negatif görüs belirtenler elbette bir paragraf yukarda bahsettigim "malum" Galatasarayli kesimden mütesekkil degil. Futbola oldukca objektif bakabilen, taraftarlikla nesnelligi yeri geldiginde ayirt edebilen (evet iclerinden pek cok Galatasaray taraftari da bu ikinci kesimin), sagduyu sahibi pek cok insanin da bugün Bülent'i sevemedikleri bir gercek. Bir önceki paragrafta bahsetmeye calistigim taraftar grubundan olussa Bülent sevmezlik hic ciddiye almaya degmezdi ama az evvel de bahsettigim gibi neredeyse hicbir Allah'in kulu tarafindan sevilmiyor kendisi- ben de dahil.

Iste tam da bu noktada Bülent Uygun'un söyle bir kendisine dönüp bakmasi gerekiyor saniyorum. Belki rezalet diksiyonundan, kahvehanelerde racon kesen mahalle kabadayisi vücud dilinden baslayabilir degistirmeye, sonra belki biraz daha az konusmayi ögrebilir. Fatih Terim'e özenmektense avrupa'da örnek alabilecek cok daha centilmen beyefendi teknik direktör ikonlari secebilir kendisine (bkz. Ottmar Hitzfeld). Bunlari yapinca is biter mi; emin degilim. Zira Bülent'in mütemadiyen hamasi konusmalar yaptigina sahit oluyoruz. Ve bunun tedavisi de saniyorum ancak ideolojik dönüsümle mümkün. Bu saatten sonra ondan böyle bir degisim beklemek söz konusu olabilir mi; sanmiyorum. Ama baslikta da dedigim gibi, az uz konusursa en azindan bu hamasi ve sovenist söylevlerininin bombardimindan biraz daha az etkileniriz, onu da görmezden gelmek mümkün olabilir belki...

Mittwoch, 31. Dezember 2008

Ve Mehmet Yildiz kaldi...

Klise spor diliyle söylersek Mehmet Yildiz Sivasspor'da devam ediyor yoluna. Birkac post evvel bu sonucun ortaya cikacagini söylemistik. Kahin degiliz tabii ki, Bülent Hoca'nin telefonda 5 Milyon Euro veren alir lafi vadigimiz bu sonucu önceden mustuluyordu.
Bence varilan bu sonuc her iki taraf icin de iyi oldu. Hatta üc taraf. Sivasspor, kendi sisteminin cok önemli bir parcasi olan oyuncusundan ayrilmak zorunda kalmadi ve basarisini kalicilandirmak yolunda önemli bir kazanc elde etti. Galatasaray, elindeki forvet bollugu icerisinde transfer etseydi bence oldukca büyük masraf yapacak ama bunun karsiliginda cok büyük verim alamayacakti. Mehmet Yildiz ise, kendisini var eden bu sistemden ve takimdan koparak yitip gitme tehlikesinden kurtuldu.

Montag, 29. Dezember 2008

Mehmet Yildiz....

Iki senedir adindan cokca söz ettiren futbolcu Mehmet Yildiz. Ilk defa ama bu yakinlarda bu derece transfer oldu oluyor derecesinde kendisinden bahsedilir oldu.

Ama görünen o ki bu sefer de "yalan" hersey. Bülent Hoca bugün NTV'de Fuat Akdag ile Mehmet Demirkol'un konuguydu ve Mehmet Yildiz icin 5 Milyon Euro'dan bahsetti.

Duyarduymaz geriye kaykildigim sandelyemden düsecektim, zor toparlandim. Mehmet Demirkol bizim söyleyeceklerimizi söyledi zaten orda: O zaman bu sefer de Mehmet Yildiz Sivas'da kaliyor diyebiliriz.

Donnerstag, 25. Dezember 2008

Sivas'a yeni stadyum...

Daha Futbolun Kabeleri postunun mürekkebi kurumamisken, internette Bülent Uygun'un verdigi bir röportaja rastladim. Hoca orda, Basbakan'in, simdiki stadin yerine TOKI'ye 35.000 kisilik yeni bir stadyum yaptirdigindan bahsediyor. Benim icin cok yeni ama bir o kadar da mutluluk verici bir haber bu. Sizlerle paylasmadan edemedim.

Bülent Hoca'yi, ne yalan söyeyim pek sevmem. Cok konusuyor. Konusurken sanki biraz bos konuyor. Fazla hamaset edebiyatlarina daliyor, popülizm yapiyor sikca. Ama bu Sivasspor'un elde ettigi basarinin üstünü örtmez elbette. Onun bundaki payini da görmezden gelemeyiz. O yüzden hakkini vermek lazim ki, son iki senenin en flas hocasidir kendisi.

Bülent Hoca röportajda ayrica, bu sene gecen senenden farklarinin daha fazla deneyim ve dikkat oldugunu söylüyor. 5 puan öndeyken sampiyonlugu kaybettiklerini bu sene ayni hatayi yapmayacaklarindan bahsediyor.

Bülent hoca bunlarin yaninda, oyuncularina "türbülans" gibi komik bir isim koyduklari özel antreman metodlari uyguladiklarindan bahsediyor. Bu antreman metoduna göre her futbolcu icin ayri bireysel antreman programi varmis ve programlar o futbolcunun kendi kisisel gelisimini daha olumlu yönde etkiliyormus. Ersun Yanal'in da benzeri bir sistemde calistigindan bahsedilirdi.

Bülent Hoca'nin ayrica hakemlerle ilgili de önerisi var. Bülent Hoca hakemlerin antreman yaptiracak antrönerlerinin olmadigindan bahsediyor. Maclarda yapilanlari ve oyuncu davranislarini onlara gösterecek bir analizin eksikliginden sikayetci hoca. Hakemlerin emeklilik maaslarinin ve sosyal haklarinin olmasi gerektigini sözlerine eklemis ayrica. Bunlarin eksikliginin onlarin isini profesyonelce yapmasini etkilediginden bahsediyor.

Röportajin tamamini ve yukarda bahsettiklerimle ilgili detayli bilgileri gazeteden okuyabilirsiniz.

Montag, 22. Dezember 2008

Musa Aydin


Sivasspor ligimize renk katan takimlarin basinda geliyor. Kadrosuna baktigimizda cok büyük yildiz olacaktir ilerde dedigimiz pek fazla oyuncu da yok aslinda. Zira bu Sivasspor kadro itibariyle büyük oranda bir zamanlar ligin cesitli anadolu takimlarinda vasat performans sergileyen oyunculardan kurulu.

Ama bu oyuncular icerisinde de parmak isittiranlar yok degil. Bunlardan birisi de Musa Aydin. Kendisinin Genclerbirligi kalesine gönderdigi sut, onun kalitesi hakkinda ciddi ipculari veriyor zaten. Ama mac icerisindeki genel performansi da hakikaten cok umut verici. Yasi 28. Genc bir futbolcu diyemeyiz. Ilerde cok büyük bir yildaz da olacak diyemeyiz. Komik olur. Büyük takimlardan birine gecerse ayni isleri yapabilir mi, ondan da emin degilim. Zira mezarliklar bu sekilde kendi takimlarinda parlayip büyük takimlarda yok olup giden oyuncularla dolu.

Ben onun herhangi bir Istanbul takimina transfer olmasini da istemiyorum. Sivasspor bu istikrarini devam ettirebilirse zaten her yil bir süre Avrupa'da futbol oynayacaktir. Bir tur olur, iki tur olur, üc tur olur; fark etmez. Bu ona yeter. Ilhan Parlak gibi, Kemal Aslan gibi, Burak Yilmaz gibi hayal kirikligi olacagina varsin iyi oldugu yerde devam etsin.