Donnerstag, 18. Dezember 2008

UK Championship 2008'de devam eden ceyrek final karsilasmalari...-3

Dün oynanan ve ara ara aktuel skorlarini verdigimiz ceyrek finalin ilk iki karsilasmasi gece neticelendi. Sonuclar benim tahminlerimin tam tersi yönde gelisti.

Perry, sevimsiz koreli Fu karsisinda 9-7 ile maci kaybederken, Carter da Williams'i 9-8 ile safdisi etti.

Bugün ise;

"Murphy-Lee" ve "Higgins-Maguire" karsilasmalari yapilacak. Süphesiz, Higgins Maguire kapismasi erken final niteliginde, kazanmasini istedigim taraf ise Higgins. Zira, Maguire siralamada su anda O'Sullivan'in gerisindeki isim ve onu yakalamasi an meselesi. Higgins kazanirsa Ronnie bir sonraki turnuvaya kadar yerinde durabilecek.

Mittwoch, 17. Dezember 2008

UK Championship 2008'de devam eden ceyrek final karsilasmalari...-2

Kaynak: Eurosport.de
...............

HonhKonglu sevimsiz Fu, Perry'i karsisinda skoru 6-5'e getirmis durumda. Williams-Carter karsilasmasi ise, 6-4 Williams'in üstünlügü ile devam ediyor.

UK Championship 2008'de devam eden ceyrek final karsilasmalari...-1

Bir önceki postta, bugün oynanacak ceyrek final maclarindan bahsetmis ve kendimce favorileri söylemistim.

Bu iki karsilasma su anda devam etmekte ve aktuel skor su sekilde:

Perry-Fu=3-3
Williams-Carter=5-2

...

Williams-Carter karsilasmasi biraz daha hizli ilerliyor ve Carter su anda esasen skoru 5-3 getirmek üzere.

UK Championship 2008'de toplu sonuclar ve Ceyrek Finale kalanlar

Dün gece tamamlanan maclar neticesinde, süpriz denilebilirse sadece bir süpriz disinda sonuclar beklendigi gibi geldi.

Buna göre:

Higgins-Junhui=9-4
Murphy-Allen=9-7
Perry-O'Sullivan=9-5
Williams-Dott=9-7
Fu-Stevens=9-5
Lee-King=9-5
Carter-Ebdon=9-5
Maguire-Robertson=9-8

....

Dün gece maalesef sevgilimiz O'Sullivan, hic frame kazanamadan kaybetti Perry karsisinda. Bu macta ama hakkini teslim etmek lazim, Perry muhtesem bir oyun sergiledi. Gecen sene de benzeri bir performansla Maguire'i da saf disi ettigini düsünürsek Perry'in hafife alinacak birisi olmadigini görürüz. Öte yandan, O'Sullivan bu macta daha önce pekcok macinda hayranlarinin tanik oldugu konstrasyon eklikligi ve sacma sapan hatalardan basini kaldiramadi ve sonuc süpriz olmadi haliyle. Dün takip edebildigim bir diger mac olan Higgins-Junhui karsilasmasindan edindigim izlenim, Higgins'in bu turnuvanin en formda ismi oldugu yönünde. Bakalim sonuclar nasil gerceklesecek.

Turnuvaya bugün su iki macla devam edilecek:

Perry-Fu
Carter-Williams

.....

Bana kalirsa bu iki karsilasmadan Perry ve Williams galip ayrilacak.

Dienstag, 16. Dezember 2008

UK Championship'de dördüncü günde sonuclar

Robertson-Maguire=5-3
Carter-Ebdon=4-4
Murphy-Allen=4-4
Higgins-Junhui=7-1

....

Bu karsilasmalara devam edilecek. Az önceki postta, Robertson karsisinda Maguire durumu esitleyecektir derken, Allen Murphy zorlar diyordum. Sonuclar tam tersi cikti. Ama yine de bir hayli kritik gidiyor maclar. Higgins-Junhui karsilasmasi disinda.

Halen devam etmekte olan aksam grubunda ise sonuclar su sekilde:

Perry-O'Sullivan= 6-5
Dott-Williams=6-6
Stevens-Fu=4-8
Lee-King=7-5

Öyle anlasiliyor ki, dünü basarili bitiren O'Sullivan bugün zorlaniyor. 5-3 basladigi karsilasmada bugün henüz hic frame kazanamadi. Umarim böyle devam etmez. O olmadan bu sporun tadi yok zira.

Gecici Sonuclar...

Kaynak: Eurosport.de

UK Championship'te dördüncü günün ilk maclari su anda yapiliyor. Devam eden bu karsilasmalarda sonuclar su sekilde:

Robertson-Maguire=3-1
Ebdon-Carte=2-2
Allen-Murpyh=3-1
Higgins-Junhui=3-1

....

Belki bilmeyenler vardir okurlar arasinda. UK Championship'te bu turlar 17 Frame üzerinden yapilir. Yani 9 Frame'i alan taraf maci da alir. Uzun oldugu icin maclar genelde iki gün üzerinden yapilir. Yani bugün baslamis olan yukardaki maclar toplam oynan frame sayisi sekize ulastiginda gün biter. Ve yarin kaldigi yerden devam eder. Haliyle yukardaki sonuclar gün icerisindeki aktuel sonuclardir ama gün sonucu degildir henüz, zira maclar halen devam ediyor.

Bu serinin maclari tamamlandiginda tabii ki blogta sonuclar yerini alacak.

Yukardaki devam eden maclarin su andaki sonuclarina söyle bir göz atarsak. Favorilerden Higgins icin isler su anda iyi gidiyorken, Murpyh ve Maguire geriye düsmüs durumdalar. Yakisikli Robertson'in (Yukarda fotografta) bence antipatik Maguire karsi önde olmasi süphesiz cok mutluk verici sahsim adina. Ama unutmayalim ki bu skor henüz hicbir sey ifade etmiyor. Murpyh icin ise isler bence Maguire'nkeden daha zor zira, Allen genc kusagin en büyük yeteneklerinden birisi. Ve Robertson'undan bence daha tehlikeli bir rakip.

UK Championship

Snooker'da sezonun en presijli turnuvalarindan bir tanesi olan UK Championship'te dün tamamlanan karsilasmalarda alinan sonuclar su sekilde:

Murpy-Gould= 9-7
Allen-Binghan=9-2
Junhui-Davis=9-6
Ebdon-Hingginson=9-8
Higgins-Swail=9-7
Robertson-Holt=9-7
Maguire-Burnet=9-3

......

Görüldügü gibi, Murpy, Higgin Maguire gibi favoriler yollarina tam gaz devam ediyorlar. Turnuvanin su gününde bütün favoriler icin hersey günlük gülistanlik degil elbet. Bir önceki günde tamamlanan maclarda Mark Selby ve Stephen Hendry, önceki Mark Williams'a digeri de Stephen Lee'ye ayni skorlarla 9-7 kaybederek elendiler turnuvadan.

Montag, 15. Dezember 2008

Come on Ronnie...!

Kaynak: Eurosport.de

Yesil culhanin üzerinde büyüleyici isler yapan The Rocket yeniden sahnede. Bu hafta sonu baslayan UK Championship, biz snooker hayranlarini yeniden özledigi yildizlarina kavusturdu. Elbette her sezon oldugu gibi bu sezonda yine seri baslari favori isimler; Shaun Murpy, John Higgins, Stephen Maguire ve elbette Ronnie O'Sullivan.

Ben hasta bir Sullivan taraftari oldugum icin bu blogta da yorumlar elbette tarafli olacak, ama bu diger isimlere de haksizlik edecegmiz anlamina gelmiyor.

Sonntag, 14. Dezember 2008

Serdar Bali ve Hakemler....

Serdar Bali'yi ilk defa Lig Tv'de maclari yorumlarken tanidim, bundan iki sezon veya üc sezon evvel. Cok üzerinde durmamistim o vakit. Sonralari, Show Tv'de yayinlanan ve benim futboldan daha cok eglence programi diyerek dikkatle ve severek takip ettigim 6 Pas programinda karsima cikti.

Hakan Can, Hakan Ünsal, Melih Gümisbicak, Gürcan Bilgic ve Ahmet Cakarli gecen seneki program kadrosunun altinci elemaniydi. Meger eski bir futbolcuymus, Trabzonsporlu. Ünlüymüs de. Besiktas'a da transfer olmus. Ama gönlü Trabzon'dan yana. Ve bu taraftarligini hic de üzerini örtmeye gerek görmeden program boyunca yaptigi bütün yorumlarinda ortaya koymustur tüm ciplakligiyla. Onun icin Trabzonspor'un medyada az yer almasi sinirlenme sebebidir, Sivassporlularin bizim takimimiz sampiyonluk mücadelesi veriyor ama hala Trabzonspor'un maclari naklen veriliyor bizimkiler verilmiyor diyerek itiraz etmeleri de deliye dönme nedenidir ve Trabzonspor'un kazandigi kaybettigi bütün maclarda hakemler de yine düsmandir. Her zaman Trabzonspor'a karsi bir kutsal ittifak kurulmus ve bu takim yenilip tüketilmek istenmektedir, ona göre.

Gecen seneki programda verdigi bir sözü yerine getirmis ve bu sezon israrla hakemlere karsi dilini iyice sivrilterek Trabzonspor'un kolay lokma olmadigini kanitlamaya calismaktadir. Neydi pekii o söz: "Bu sezon böyle gecti, ama seneye Trabzonspor cok iyi bir kadro kurarak sampiyonluga oynacaktir, aman ha bu hakemler bu seneki gibi yönetmesinler maclarini Trabzonspor'un yoksa olacaklara karismaz bu camia" mealinde aciktan tehditlerini savuruyordu.

Ve dedigim gibi bu sezon sözünü tutarak Star Gazetesindeki kösesinde her Trabzonspor maci sonrasi hakemlerin mütemadiyen Trabzon'un aleyhine kararlar verdigini iddia etmektedir. Karsilasmanin, yukarda da söyledigim gibi, Trabzonspor'un galibiyetiyle veya maglubiyetiyle bitmesinin hicbir önemi yoktur; sayet Trabzonspor kazandiysa hakeme ragmen kazanmistir. Eger kaybettiyse hakem Trabzon'un üc puanini calmistir. Trabzonspor camiasi veya kendi gazetesi bu kötücül ve aglak provakatif yazilara ne kadar tahammül eder bilemem ama, ben burda kendisinin bu yüz kizartici yazilarini her hafta burda afise etmeye son derece kararliyim.

Ilk önce bu haftaki yazisindan kesitler alalim. Malum, Trabzon dün Bursaspor karsisinda sahadan 2-1 yenik ayrilmis ve sampiyonluk mücadelesinde cok önemli bir 3 puan kaybetmistir. Ve Serdar Bali, bizleri sasirtmamis, kösesinde maglubiyetin bas sorumlusu olarak hakemi hedef göstermistir:

  • "...Kısaca 2-1 kazanacakları maçı sahanın yıldızı olan hakem Abitoğlu’nun yardımı ile 2-1 mağlup bitirdiler...." (Star, 14.12.08, Serdar Bali)

  • "...Kötü de oynasalar, geçmiş 3 maçta verdikleri puanları kötü oyunlara değil, hakemlere feda ettiklerini, şampiyon olmak için onları da yenmelerinin gerektiğini kafalarına sokmalıdırlar... "(Star, 14.12.08, Serdar Bali)

  • "...Buradan bir kere daha sesleniyorum: Ey yönetim; söylüyorum, yazıyorum, anlamıyorsunuz. Futbolcunun cezası kalkıyor, ofsayttan gol yeniliyor ve attığı gol ofsayt deniyor. Uyanmanız için daha ne yapmamız lazım... Size dışarıyı kollayın dedim ama siz anlamadınız. Alın karşılığını görün!!...""(Star, 14.12.08, Serdar Bali)

  • "...bütün camiayı bir araya getirip, kulübe karşı yapılan bu harekata, Trabzon’un büyük lokma olduğunu göstermenin yollarını araştırmalıdır. Hakem olaylarının erken başlamasının belki Trabzon’a çok faydası olacaktır...." (Star, 14.12.08, Serdar Bali)

Evet, ne kadar dehset verici degil mi; bence öyle.

K-1 2008 Final

Merakla bekledigim 2008'in K-1 final turnuvasi sonunda yapildi. Olagaüstü maclar yapilmis olmasina ragmen turnuva sonuc itibariye bende hayal kirikligi yaratti demeliyim. Turnuvada destekledigim Remy Bonjasky sampiyon oldu ama; ne olma. Final karsilasmasinin ikinci raundunda rakibi Badr Hari'nin aptalca kurallari cignemesi sonucu Remy Bonjasky kazanan taraf ilan edildi. Bu da normal elbette. Kim kurallar bunu söylüyorsa tamam. Evet de, Bonjasky bu noktalarda maalesef cok da ahlakli davranmiyor.

Hakemler Badr Hari'nin diskalifiye kararini aciklayana kadar yerde kivranan ve ayaga kalkamayacakmis gibi davranan Bonjasky nasil olduya rakibi diskalifiye edilir edilmez hemen ayaga kalkti ve bir de üstüne popülist bir konusma yapti.

Badr Hari'nin aptalligi da yanina kar kalmis oldu. Zira bu aptalligi yapmasa saniyorum kazanma ihtimali bir hayli yüksekti.

Peter Aerts VS Badr Hari - 2008 K-1 GP

Badr Hari VS Remy Bonjasky K1 World GP 2008

Donnerstag, 11. Dezember 2008

Cok sükür; izdirap bitti..!

Dün gece hic süphesiz bütün Fenerbahceliler gibi beni de kahreden bir mac oynandi, kizlari güzel bir dogu avrupa ülkesinde. Benim icin ise en güzeli, karsilasmanin hangi dakikasiydi hatirlamiyorum, Ali Bilgin oyuna girerken tabelada görünen "10" numara idi. Yani Alex'in cikmasi.

Maci izledigim kahvehanede benim disimda herkes bu degisikligi gördügünde homurdanmakla mesguldü. Alex cikartilir miydi vs...

Aslinda burda bir kulübün, ya da kendilerince bir cumhuriyetin zihniyetindeki arizalari görüyoruz. Fenerbahce her zaman icin mücadeleden, tam saha presten, alan savunmasindan, total futboldan; velhasil sistemden ziyade kendince yildiz oyunculara sirtini yaslayan bir takim oldu. Böyle bir kültürü var kulübün ve taraftarlarinin. Haliyle kulübün baskaninin da böyle bir futbol mentalitesine sahip olmasindan normal bir durum yok. O yüzdendir ki, Fenerbahce yillardir ihtiyaci olan oyunculari almaktan ziyade, yine kendince isim yapmis, marka degeri tasiyan, bos alan bulduklarinda sokak veya sirk futbolu enstantenelerini izleyiciye sergileyebilen oyunculara itibar etmistir.

Kezman'in nasil bir futbolcu oldugunun önemi yoktur. Özellikle Avrupa'da basarili olmak isteyen Fenerbahce statüsündeki bir takimin "o" maclarda tek santrafor oynama zorunlulugu günümüz futbolunda bir gercek iken yönetim, ya da diger ifadeyle baskan bu bahsi gecen santrafor mevkiisi icin uygun isim olarak Kezman'i görür. Zira o, aynen Fenerbahce Cumhuriyeti'nde egemen olan zihniyetteki gibi Kezman'in "adi"na tav olmustur. Ve bu senede yiginla parayi Fenerbahce tek basina ilerde oynayacak, topu saklayip ortasahadan hücumcularin ilerde cogalmasini saglayacak, gerekirse iki rakip defans oyuncusunu sirtina alip götürebilecek, hava toplarina mutlaka hakim bir isim transfer etmesi gerekirken, Ispanya Ligi'nin gol krali oldugu icin Guiza'yi almistir. Ispanya Ligi'nin gol krali olmasi yeterli bir referanstir bir futbolcunun iyi golcü oldugunu kanitlamak icin. Öyledir evet de o futbolcuyu gol krali yapan bir de takiminin oynadigi sistem vardir. Acaba ne kadar dikkat edilmistir buna? Anlasilan hic dikkat edilmemis. Zira Guiza, Fenerbahce'ye elbette cok faydali olabilir; ama ancak sistem degisikligi ile. Hemen yaninda yukarda özelliklerini anlatmaya calistigim bir santrafor ile.

Ve tabii ki Alex... Fenerbahce üzerinde hakim olan bu zihniyetin bu takima verdigi en büyük zarardir Alex. Kendisinin, özellikle Türkiye Ligi'ndeki zayif takimlar karsisinda yaptigi show bunlari görmek isteyen Fenerbahce taraftarini elbette cezbetmistir. O yüzden Alex sahada dolassa dahi cikartilmamalidir, bu zihniyete göre. Halbuki Alex sadece dünkü macta degil, Fenerbahce'ye geldiginden bu yana hicbir büyük macta cok büyük isler basaramamistir. Bu tür maclarda cok iyi oldugu durumlarda ise zaten Fenerbahce takim olarak cok iyi olmustur. Yani o maclarda Ugur Boral'in dahi yildizlastigini görebiliriz. Alex ile ilgili en önemli sorun onun mutlak hakimiyeti. Fenerbahce takimindaki tuhaf iktidari. Hicbir zaman yedek olmayisi. Takima ne verdiginin tartisilmayisi. Hemen yani basindaki rakip oyuncuya pres yapmaya üsenirken, kendisinin hicbir durumda insiyatifi eline alip takimi sürükleyemeyisi.

Oysai o isler icin kullanilmasi gereken oyuncu tipi de cok farklidir elbette. Top saklayabilen oyuncu olmasi lazim; Alex bunu yapamaz. Driplinkle rakip saha icerisine harmanlayabilmesi lazim; Alex'in geldiginden bu yana driplinklerle oyuncu gectigini gören var mi? Uzaktan cok iyi sutlar atabilmesi lazim; Alex'in rakip cok iyi kapaniyorken, ceza sahasi disindan sert sutlarina sahit olan var mi?

Pekii ne var Alex'de. Cok iyi golcü. Gol pozisyonlarina cok iyi sokulabiliyor. Forvetteki arkadaslarini, ani ve isabetli ara paslarla cok iyi besleyebiliyor. Duran toplari, "freekick"ler haric cok iyi kullanabiliyor. Kornerleri de. Özellikle cez sahasi icerisinde yumsak bilekleriyle ve zekasiyla cok tehlikeli olabiliyor. Ama dünkü gibi bir macta hicbir ise yarayamiyor cünkü, Fenerbahce ceza sahasi icini birakin cevresine sokulamiyordu.

Dün ve bu sezon anadoludaki maclarda da ayni sekilde, Fenerbahce rakip sahaya gitmekte, ceza sahasina sokulmakta hep sikinti yasiyor. Kapanan rakipleri delemiyor. Cünkü ileri hücum hatti buna müsait degil. Guiza, daha cok bos alan buldugunda rakip savunmanin arkasina yaptigi öldürücü kosularla etkili. Yani daha cok kontra atak oynayan, oynamak durumunda olan takimlar icin. Alex ise, Fenerbahce rakibin ceza sahasina, basin olsun yerlesik olsun farketmez, girdigi andan itibaren öldürücü bir silah. Ama takimi oraya sokabilecek yeteneklerden mahrum Fenerbahce. Bunun icin savunmadan oyuncularindan itibaren, oyuncularin topu hücum bölgesine tasiyabilecek yetenklerde olmasi lazim.

Oysaki Fenerbahce'de maalesef Edu ve Lugano bu vasiflara cok fazla sahip degiller. Sol ve sagbekleri takimin bu durumlar icin yeterliyse de önlibero mevkisindeki iki oyuncusunun vasatin dahi altindaki yetenekleri takimin en büyük sikintisi. Ugur Boral'in istikrarsizligi takimi bu vasiflara sahip tek oyuncusu Deivid'e mahkum ediyor maalesef. O ise sakatliktan yeni cikmis bir oyuncu olarak ancak bu kadarini yapabilir.

Esasinda Fenerbahce'nin derdi burasi iste. Alex'in takimda olmasi degil aslinda, iktidarin, liderligin, hakimiyetin onun eline verilmesinde. Halbuki o bir Hagi degil. Vasiflari nedeniyle olamaz da. Alex'in Fenerbahce'deki konumu bu yüzden tartisilmaya degerdir, hatta Alex üzerinden bu Fenerbahceli zihniyeti....

Dienstag, 9. Dezember 2008

Das neue Stadion...

Bu günlerde sadece Almanya'da degil, futbol ile yakindan ilgilenen herkesin dikkatini ceken bir futbol takimi dolasiyor cimlerin üzerinde: TSG Hoffenheim.
Dieter Hoop ve Ralf Rangnick'in basini cektigi bu "proje" kisa zamanda ulastigi nokta ile ayni zamanda gelismek isteyen pekcok 'azimli' kulüb icin de süphesiz iyi bir örnek. TSG Hoffenheim mucizesine, basindan bugüne nasil gelindigine detaylica deginen daha ayrintili bir girdi girmek borcumuz olsun, evvela takimin halen yapilmakta olan yeni stadyumundan bir kac manza resmi ile giris yapalim.



Alttaki iki resim ise, simülasyondan elde edilen, stadyumun bitmis halinin sanal görüntüsü:


Sonntag, 7. Dezember 2008

Kirmizi Kafa Konusuyor yine...


Bayern bildigim kadariyla dünya üzerinde en fazla fancluplerine sahip takimlardan birisi. Ama öteyandan, Almanya icerisinde Bavyeralilar disinda hic seveni yok. Tabii bunun icin bircok neden saymak mümkün.

Ama bizim bugün kendisinden bahsedecegimiz sahis da öyle tahmin ediyorm bu Bayern nefretinin önemli nedenlerinden birisi: Uli Hoeness.

Kendisi Bayern München'in menejeri. Bir diger ifadeyle futbol subesinin patronu. Transferleri o yapar, teknik adamlari o belirler, transfer bütcesini o ayarlar vs. Uzun yillar süregiden görevi boyunca oldukca basarili oldugu yadsinamaz. Onunla birlikte Bayern büyümüstür de büyümüstür. Hoeness sonuc odakli baktigimizda takdiri hak etse de, bu sonuca ulasirken kullandigi metod ve üslûpla nefret objesi olmayi yine ayni sekilde haketmektedir.

Hoeness Bundesliga icerisinde Bayern'in tartisilmaz hakimiyetine tehdit olusturabilecek bütün unsurlara karsi düsman davranislar icerisinde olmustur. Onun bu psikolojik savas icerisindeki saldirilarindan Bremen'in menejeri (su anda ismini hatirlamiyorum), Bayer Leverkusen ile cok iyi isler yapmakta olan Daum ve son olarak da Rangnick nasibini almistir.

Ilk saydigim iki kisi ile yasanmis olan polemiklere belki ilerde deginiriz ama bugün bu yazinin yazilma nedeni kendisinin Rangnick ile ilgili söyledikleri.

Bugün "Kult" oldugunu söylenen Doppelpass programina konuktu kendisi ve Rangnick ile ilgili su sözleri sarf etti: "Eger Hoffenheim'in gelisiminde canimi sikacak seyler varsa o da Rangnick'un ukâkaliklaridir". Kendisi laflarinin devamini ise söyle getirmistir:

"Kendisi simdiye kadar calistirdigi bütün takimlarda, ilk yilinda basarili olmus ama ertesi sene kovulmustur. Ayrica, yükseklerde havanin onun simdiki bulundugu yerden daha dar oldugunu anlayacaktir."

Görüldügü üzre Hoeness, takimi Bayern icin potansiyel tehdit olusturacak takimlara karsi her zamanki yaptigi gibi bu sefer de Hoffenheim'a savas acmis durumda. Daha dogrusu Rangnick üzerinden Hoffenheim'a vurma hesabinda. Bakalim bu sefer nereye kadar basarili olacak.
Konununyle ilgili su linkten daha detayli bilgilere ulasilabilir:

Samstag, 6. Dezember 2008

Theo Weeks


Bana kalirsa Turkcell Süper Ligi'nin bu sezonki yildiz adayi. Harikâ bir önlibero. Son derece güclü, ayni zamanda ayaklarina da cok hakim. Ve daha 18 yasinda.
Fenerbahce hic aramasin sagda solda önlibero. Elindeki Maldonado'dan on tane, Josico'dan da 5 tane eder bu Liberyali genc.

Sonntag, 30. November 2008

Hakan Sükür icin terapi salonu olarak Stadyum


TRT'deki Stadyum'u hepimiz izliyoruz. Bu kesin. Iki haftadir Stadyum'un yeni bir konugu var. Hakan Sükür.
Hakan Sükür, geldigi andan itibaren Stadyum programi maclari ve futbolu konusmaktan ziyade, Hakan Sükür'e karsi yapilan haksizliklari dillendirme stüdyosuna döndü, kendi agzindan.

Neden dolayi oraya cikartilmistir, hangi etkenler bundan rol oynamistir vs. Bilemiyorum. Ama bildigim bir sey bu adamla birlikte Stadyum basarisindan ve sevimliliginden bircok sey kaybediyor. Bu durum rayting rakamlarina da etki etmis durumda bildigim kadariyla.

Bu konu üzerine cok sey söyleyecegiz daha.

Alex'in yeri


Genelde ezberler ve kliseler üzerine ahkâm kesen spor medyasinda son olarak Alex'in yeri tartisma konusu oldu. Bunlara göre, Alex, Aragones tarafindan yanlis yerde oynatilmakta. Aragones Alex'i önliberoda oynaratak cok büyük bir hata yapiyor. Bu sekilde hem takim savunmasini zayiflatirken hem de Alex'in hücumdaki etkinliginden istifade edilemiyor.

Genelde anlamiyla bakildiginda mantikli bir yaklasim, ama is o kadar basit degil bana kalirsa. Fenerbahce'nin en büyük sikintilarinin basinda son yillarda bütünüyle Alex'e ipotek olmasidir. Alex sayesinde oynamaktadir takim adeta. Ama bu durum takimi fazlasiyla kisirlastirmaktadir zira Alex sahada olmazsa veya performans konusunda sikinti yasarsa Fenerbahce'de ayni oranda gerilemektedir. Bu oyun dizilisi ile ise, Alex'ten bagimsiz bir takim olma yolunda ilerlemekte Fenerbahce. Alex ise yeni yerinde verimli olmaya calismalidir. Hem takimin takim savunmasina katki saglamali hem de hücum gücüne destek olmalidir. Alex ise bu konuda su ana kadar basarisiz elbette. Itirazlarda burda dügümleniyor.
Ama biz burda "wunschkonzenrt" yapmiyoruz degil mi; yani Alex kulübün bir calisani olarak nereye konulursa orda verimli olma cabasi vermelidir, olamiyorsa da onun yerine daha iyi elbette bulunur. Bu yüzden Fenerbahce'nin gittigi yol dogru yoldur.